Ana Sayfa › Kelime Listesi › lacking
adjective · sıfat
Lacking ne demek?
eksik, yoksun, yetersiz
Telaffuz /ˈlækɪŋ/ · okunuşu: léking
Sözlük tanımını göster
Lacking ne demek? Lacking kelimesinin Türkçe anlamı: eksik, yoksun, yetersiz (sıfat).
Karikatürle keşfet ↘01 / GÖR · İNCELE · HATIRLA
Tam ekranda aç ↗Şimdi kelimeyi dene.
Karikatür → infografik → kısa test
02 / KULLANIM
Kelimeyi bağlamında gör.
Kelime hakkında kısa not
lacking, YDS, YÖKDİL ve ALES sınavlarında sık karşına çıkan akademik İngilizce kelimelerden biridir.
Karikatürü ayrıca incele ↗
SoldakiBeslenmen temel vitaminlerden yoksun.
SağdakiYani daha çok meyve ve sebze mi yemeliyim?
İnfografiği ayrıca incele ↗
Örnek Cümle
His diet is lacking in essential vitamins and minerals.
Beslenmesi, temel vitamin ve minerallerden yoksundur.
Eş Anlamlılar
deficientwantingmissinginadequate
Kalıp Kullanımlar (Collocations)
be lacking inpainfully lackingfound lacking
Lacking ile Bir Örnek Cümle Daha
The report was thorough but lacking in concrete recommendations.
Rapor ayrıntılıydı ama somut önerilerden yoksundu.
Zıt Anlamlılar (Antonyms)
abundantplentifulsufficient
Lacking Kelimesinin YDS · YÖKDİL'de Kullanımı
YDS'de sabit kalıp 'be lacking in' (bir nitelikten yoksun olmak): 'His argument is lacking in evidence'. Ayrıca 'be found wanting' gibi 'be found lacking' (yetersiz bulunmak) deyimi de çıkar.
03 / DEVAM ET
Öğrendiklerini pekiştir.
⏳ Bu kelimeyi 3 gün sonra hatırlayacak mısın?
Beyin, yeni öğrendiğinin büyük kısmını birkaç günde unutur. Akıllı tekrar tam unutmadan önce hatırlatır — kelime kalıcı olur. 5000 kelime, sınav gününe göre ayarlı.
Unutmadan başla →5000+ kelimeyi kalıcı öğren
Akıllı tekrar, quiz ve karikatürlerle YDS · YÖKDİL · ALES için tasarlandı. İlk 5 seviye ücretsiz.
Akademik Konusundan Diğer Kelimeler
categorise as ... olarak sınıflandırmak…comprise oluşturmak, kapsamak, içe…foremost önde gelen, en önemli, ba…warrant gerektirmek, haklı çıkarm…assertion iddia, sav, (hakkını) sav…contend iddia etmek, ileri sürmek…debatable tartışmalı, kuşkulu, şüph…endeavor çaba, gayret, girişim · ç…presumption varsayım, ihtimal, küstah…strive (to) çabalamak, gayret etmek,…exemplify örneklendirmek, temsil et…quest for arayış, araştırmaTümü: Akademik →