Ana Sayfa › Kelime Listesi

YDS & YÖKDİL Kelime Listesi

YDS, YÖKDİL ve ALES sınavlarında en sık karşına çıkan 4841 akademik İngilizce kelime. Her kelimenin Türkçe anlamı, örnek cümlesi, eş anlamlıları ve ezberleme tekniği ayrı sayfasında. Harfe tıklayarak gez, kelimeye tıklayarak çalış.

Konulara Göre Kelimeler

YÖKDİL alan bazlı hazırlık için kelimeleri konularına göre çalış.

4841 kelime · A–Z

A 350

abbey manastır, büyük kiliseabbreviate kısaltmak (kelime/metin), özetlem…abdicate (tahttan/yetkiden) çekilmek, fera…abdication tahttan çekilme, feragat, istifaabdomen karın, karın boşluğu (tıbbi)abduct kaçırmak (birini zorla), alıkoymakaberration sapma, anormallik, olağandışılıkabet (suça) teşvik etmek, yardım ve ya…abhorrent iğrenç, menfur, nefret uyandıranability yetenek, kabiliyet, kapasiteabject sefil, acınası, aşağılık (durum)abjure (inancından/hakkından) vazgeçmek,…abominate nefret etmek, tiksinmekabomination yüzkarası, iğrenç şey, menfur dur…abort iptal etmek, (görevi/süreci) durd…abortion kürtaj, gebeliğin sonlandırılmasıabound bol olmak, (bir şeyle) dolu olmak…abrasive aşındırıcı, yıpratıcı; (kişi için…abridged kısaltılmış, özetlenmiş (kitap/me…abruptly aniden, birdenbire, keskin bir şe…abscond firar etmek, (suç işleyip/parayla…absent from -den yoksun olmak, -de bulunmamakabsenteeism devamsızlık, işe/okula gelmeme or…absentmindedly dalgınlıkla, dikkatsizceabstain from -den kaçınmak, uzak durmak; (oyla…abstraction soyutlama, soyut kavramaccede to (anlaşmaya/isteğe) razı olmak, ka…accept kabul etmek, onaylamak, üstlenmekacceptable to -e uygun, kabul edilebilir, makulaccess to erişim, giriş hakkıacclaim övmek, alkışlamak; övgü, beğeniaccordingly buna göre, bu doğrultuda, dolayıs…accompany eşlik etmek, beraberinde bulunmakaccost yanına sokulmak, yolunu kesmek, (…account for oluşturmak (yüzde/miktar), açıkla…accountable sorumlu, hesap verebiliraccredit yetkilendirmek, akredite etmek, (…accrue birikmek, (faiz vb.) tahakkuk etm…accuse suçlamak, itham etmekaccustom alıştırmak, adapte etmekace çok başarılı olmak (sınavda), uzm…acid asitacknowledge kabul etmek (doğruluğunu), tanıma…acquaint tanıtmak, haberdar etmek, aşina k…acquaintance tanıdık (kişi), aşinalık, bilgi s…acquiesce (isteksizce/sessizce) kabul etmek…acquisition edinim, kazanım, elde etmeacquit beraat ettirmek, aklamakacquittal beraat, aklanmaact as ... görevi görmek, ... olarak işl…act on harekete geçmek, (bir şeye dayana…actuate harekete geçirmek, çalıştırmak, (…acutely ileri derecede, keskin bir şekild…adamantly inatla, kesin bir dille, ısrarlaadapt to uyum sağlamak, adapte olmakadd to artırmak, (soruna) katkıda bulunm…additive katkı maddesi, ekaddress as ... olarak hitap etmek, adlandırm…adequate for yeterli, uygun, kafiadhere to (kurala/ilkeye) bağlı kalmak, uym…adherence bağlılık, riayet, (kurallara) uyumadjacent bitişik, komşu, yan yanaadjourn (toplantıya/oturuma) ara vermek,…adjust ayarlamak, uyum sağlamak, düzenle…admiration hayranlık, takdir, beğeniadmission kabul, giriş izni, itirafadmit itiraf etmek, kabul etmek (içeri…admonition uyarı, ihtar, nasihatadolescent ergen, gençlik dönemindeki kişiadopt benimsemek (fikir/yöntem), evlat…adorable çok sevimli, tapılasıadore çok sevmek, tapmak, hayran olmakadroit becerikli, maharetli, usta (özell…adultery zina, eşini aldatma (evlilik dışı…adulthood yetişkinlik, erginlik çağıadvantage avantaj, üstünlük, yararadvent (önemli bir şeyin) gelişi, ortaya…adverse olumsuz, ters, elverişsiz, zararlıadvisable tavsiye edilen, akıllıca, uygun,…advisor danışman, müşaviraffection sevgi, şefkat, bağlılıkaffectionately şefkatle, sevgiyleaffidavit yeminli ifade, yazılı beyanaffiliate bağlı olmak, iştirak etmek, ilişk…affinity yatkınlık, yakınlık, benzerlikaffirmative olumlu, doğrulayıcı, teyit ediciafflicted muzdarip, (hastalığa/derde) yakal…affliction dert, hastalık, ıstırap, belaafford (maddi) gücü yetmek, bedelini kar…afforestation ağaçlandırma, ormanlaştırmaafraid korkmuş, çekinen, ürkmüşaged yaşlı, ... yaşında; yıllanmışagenda gündem, ajanda, yapılacaklar list…aggravate kötüleştirmek, şiddetlendirmek, a…aggregation toplama, biriktirme, kümeleşmeaggression saldırganlık, düşmanlık, tecavüz…agile çevik, atik, hızlı uyum sağlayanagitate kışkırtmak, tahrik etmek; çalkala…agitator kışkırtıcı, tahrikçi, eylemciagonise kafa patlatmak, çok düşünmek, kıv…agonizingly azap verircesine, can sıkıcı dere…agree katılmak, aynı fikirde olmak, mut…agreement anlaşma, uzlaşma, mutabakat, sözl…aid yardım etmek, desteklemek; yardım…ail rahatsız etmek, sıkıntı vermek, h…ailment hastalık, rahatsızlık (genellikle…aim amaçlamak, hedeflemek; amaç, gayeaircraft uçak, hava taşıtıaisle koridor (uçak, otobüs, mağaza vb.…akin to ...-e benzer, ... ile yakın, andı…akin benzer, yakın, akrabaalertly tetikte olarak, dikkatle, uyanık…alibi mazeret, (hukukta) suç anında baş…alien to ...-e yabancı, ...-e aykırıalienate yabancılaştırmak, uzaklaştırmak,…alienation yabancılaşma, uzaklaşma, aidiyet…align hizalamak, uyumlu hale getirmek,…alignment hizalama, ayar, uyum, (siyasi) it…alimony nafakaallegation iddia, suçlama (henüz kanıtlanmam…allege iddia etmek (kanıt sunmadan), ile…alleviate hafifletmek, dindirmek, azaltmak…alleviation hafifletme, dindirme, azalmaallocate tahsis etmek, ayırmak, paylaştırm…allot pay etmek, bölüştürmek, (süre/hak…allotment pay, hisse, tahsisat, dağıtımallow for hesaba katmak, göz önünde bulundu…allowance 1. ödenek, harçlık 2. izin verile…allude to ima etmek, üstü kapalı söz etmek,…allusion ima, dokundurma, gönderme (edebi/…allusive imalı, üstü kapalı, atıfta buluna…almanac yıllık, almanak (gökbilim ve hava…almighty kadiri mutlak, her şeye gücü yete…alms sadaka, hayır, bağışaloud sesli olarak, yüksek seslealter değiştirmek, başkalaştırmak, tadi…alternate sırayla yapmak, nöbetleşe yapmak,…alternating ardışık, değişken, nöbetleşe, dal…alternative seçenek, alternatif, çarealtimeter altimetre, yükseklik ölçeraltruism diğerkamlık, özgecilik, fedakarlı…altruistically fedakarca, karşılık beklemeden, d…amalgam karışım, alaşım, birleşim, harmanamalgamate birleşmek, birleştirmek, kaynaşma…ambassador büyükelçi, elçi, temsilciambient çevresel, ortam (sıcaklığı/sesi),…ambitiously hırsla, iddialı bir şekilde, büyü…ambivalence duygu karmaşası, ikilem, kararsız…ambivalent kararsız, karmaşık duygular besle…ambush pusu, tuzak; pusuya düşürmekamenable bir şeye açık, yatkın, dünden raz…amendment yasa değişikliği, düzenleme, düze…amiable cana yakın, sevimli, dost canlısı…amicably dostça, barışçıl bir şekilde, tat…amnesty genel af, afamoral ahlakla ilgisiz, ahlak dışı (ahla…amorous şehvetli, aşk dolu, sevdalıamorphous biçimsiz, şekilsiz, amorf (net bi…amount to tekabül etmek, anlamına gelmek, .…amphibian iki yaşamlı, amfibi (hem suda hem…amphibious hem suda hem karada giden/yaşayan…amplification yükseltme, artırma, güçlendirme,…amputation uzuv kesilmesi, ampütasyonamuse eğlendirmek, güldürmek, oyalamak…amusement eğlence, keyif, şaşkınlıkla karış…anachronism tarih hatası, anakronizm (çağına…anachronistic çağdışı, zamanı geçmiş, modası ge…analogy benzeşim, analoji, kıyaslama, örn…ancestral atalara ait, atalardan kalma, soy…anchor çapa, demir, dayanak noktası, (ha…angle açı, bakış açısı, yönangular açısal, köşeli, kemikli (yüz/vücu…animate canlandırmak, hayat vermek, harek…animated canlı, hareketli, hararetli, anim…animosity düşmanlık, kin, husumet, garezankle ayak bileğiannex ilhak etmek, (topraklarına) katma…annexation ilhak, topraklarına katma, eklentiannihilate yok etmek, imha etmek, yerle bir…anniversary yıl dönümüannotation dipnot, ek açıklama, not düşmeannoy kızdırmak, rahatsız etmek, canını…annoyance kızgınlık, rahatsızlık, bıkkınlıkannoyed kızgın, rahatsız olmuş, sinirliannul feshetmek, iptal etmek, geçersiz…anonymity anonimlik, isimsizlik, kimliği be…anonymously isimsiz olarak, kimliğini gizleye…answer to hesap vermek, karşı sorumlu olmak…antagonistically düşmanca, hasmane bir şekilde, zı…antagonize düşman etmek, karşıtlık yaratmak,…antecedent öncül, geçmiş, evveliyat; (zamiri…anthem marş, ulusal marşantibody antikor, bağışıklık maddesiantidote panzehir, çare, karşıt etkenantiquated modası geçmiş, köhne, çağ dışıantiquity ilkçağ, antik dönem, eskilik, ant…antithesis karşıt sav, tam zıtlık, antitezanxiety over ... üzerine duyulan kaygı, ... il…anxiously endişeyle, kaygıyla, huzursuzcaapathetic ilgisiz, kayıtsız, duygusuzapex zirve, doruk, uç noktaapologize for özür dilemek, af dilemekappall dehşete düşürmek, çok şaşırtmak,…appallingly korkunç bir şekilde, dehşet veric…apparently görünüşe göre, belli ki, anlaşılanapparition hayalet, tayf, garip görünümappeal to cazip gelmek (hitap etmek), başvu…appear to gibi görünmek, gözükmekappease yatıştırmak, sakinleştirmek, (tav…appetizing iştah açıcı, lezzetliapplause alkış, takdirapplicable to uygulanabilir, geçerli, ilgiliapplicable uygulanabilir, elverişliapplicant aday, başvuru sahibiapply to başvurmak, müracaat etmek, (kural…apportion paylaştırmak, bölüştürmek, tahsis…appreciation for takdir, minnettarlık, (değer) art…appreciative takdir eden, minnettar, değer bil…apprehend yakalamak (tutuklamak), kavramak…apprehensive endişeli, kaygılı, kuruntuluapprehensively endişeyle, korkuylaapprentice çırak, stajyerapproach yaklaşım, tarz; yaklaşmakapproach to ...-e yaklaşım, ...-e yaklaşmakappropriate uygun, yerinde, münasip · el koym…appropriately uygun bir şekilde, yerindeapproval of onay, tasvip, kabulapprove of onaylamak, uygun bulmakapricot kayısıapron önlük, (havalimanı) apronapt to eğilimli, meyilli, olasıapt zeki, kavrayışlı; uygun, yerindeaquatic suda yaşayan, sucularable tarıma elverişli, ekilebilirarbitrarily keyfi olarak, rastgelearbitrate hakemlik yapmak, ara buluculuk ya…arch kemer, yay; kavis çizmekarchitecture mimariardently coşkuyla, ateşli bir şekilde, şev…arduous çetin, güç, zahmetliarguable tartışılabilir, (savunulabilir) k…argue with tartışmak, ağız kavgası etmekargument about tartışma, sav, argümanarise ortaya çıkmak, meydana gelmek, ka…arm kol, (kurum için) şube; silahland…armament silahlanma, askeri teçhizatarmistice ateşkes, mütarekearmour zırharmpit koltuk altıarousal uyarılma, canlanma, uyanışarrest tutuklamak; (gelişimi) durdurmak/…arrive in/at varmak, ulaşmakarrogance kibir, küstahlık, büyüklenmearrogantly kibirle, küstahçaarrogate haksız yere iddia etmek, (yetkiyi…artery atardamar, ana yol/hatartful kurnaz, becerikli, hünerliarticulate açıkça ifade etmek, (eklem) birle…articulately açık ve net bir şekilde, düzgün b…articulation telaffuz, (düşünceyi) ifade etme,…artifact insan yapımı nesne, (tarihi) eserartillery topçu birliği, ağır silahlarartisan zanaatkar, ustaascent yükseliş, tırmanışascribe to atfetmek, (bir nedene) bağlamak,…ascribe atfetmek, yakıştırmakash külashamed of utanmış, mahcupask about/for sormak (about), istemek (for)aspire to şiddetle arzu etmek, (yüksek bir…assail saldırmak (sözlü/fiziksel), (koku…assailant saldırganassault on saldırı, hücumassault saldırmak, darp etmekassertion iddia, sav, (hakkını) savunmaassessment değerlendirme, kıymet takdiriasset varlık, mülk, kazanç/artı değerassiduously gayretle, özenle, bıkmadan usanma…assign to atamak, görevlendirmek, tahsis et…assignment ödev, görev, atamaassistance yardım, destekassociate with ilişkilendirmek, (biriyle) arkada…assorted çeşitli, türlü, karışıkassortment çeşitlilik, karışım, tasnifassure of garanti etmek, güvence vermek, ik…assuredly kesinlikle, elbette, şüphesizastonishingly şaşırtıcı bir şekilde, hayret ver…astronomical astronomik, (miktar olarak) çok b…astutely zekice, ferasetle, kurnazcaasymmetry asimetri, uyumsuzluk, orantısızlıkatonement kefaret, telafiatrocious menfur, çok kötü, gaddaratrociously berbat bir halde, zalimceatrocity vahşet, mezalim, gaddarlıkatrophy körelme, dumura uğrama; körelmekattach to eklemek, bağlamak, önem atfetmekattachment to bağlılık, sadakat, eklentiattack on saldırı, eleştiriattainment elde etme, başarı, kazanımattempt at girişim, teşebbüsattempt çabalamak, girişmek, teşebbüs etm…attend to ile ilgilenmek, bakmak, kulak ver…attentive to dikkatli, ilgili, özenliattentive dikkatli, tetikteattenuate zayıflatmak, etkisini azaltmak, i…attic tavan arasıattire kıyafet, giyim kuşamattitude tutum, tavır, yaklaşımattorney avukat, dava vekiliattract cezbetmek, çekmek, ilgi toplamakattribute to atfetmek, ...-e bağlamak, ...-den…attrition yıpranma, azalma, (sayıca) düşüşauction açık artırma, mezataudaciously cüretkârca, küstahça, cesurcaaudacity cüret, küstahlık, büyük cesaretaudition seçme sınavı (sanatçı/oyuncu için)auditorium konferans salonu, dinleyiciler bö…auspiciously hayırlı bir şekilde, umut verici…auspicious hayırlı, uğurlu, umut vericiausterely sertçe, sade bir şekilde, mütevaz…austerity kemer sıkma, tutumluluk, sertlik…authentic özgün, hakiki, güvenilirauthentically gerçekçi bir şekilde, aslına uygu…authenticate doğrulamak, tasdik etmek, orijina…authority yetki, otorite, uzman, yetkili me…autograph imza (ünlü birinin), el yazısıautonomous özerk, otonom, kendi kendini yöne…autonomy özerklik, otonomi, bağımsızlıkavail fayda sağlamak, yararı olmakavarice açgözlülük, para hırsıavenge intikam almak, öcünü almak · öç a…averse to karşı, isteksiz, muhalifaversion tiksinme, nefret, sevmemeavert önlemek, bertaraf etmek, (gözleri…aviation havacılıkavid hevesli, hırslı, tutkuluavidly hevesle, istekle, büyük bir arzuy…avoid kaçınmak, sakınmak, önlemekawait beklemek, hazır olmakaward ödüllendirmek, (ödül/ceza) vermekaware of farkında, haberdar, bilincindeaware bilinçli, farkında olanawe hayranlık ve korku karışımı saygı…awesome müthiş, harika, heybetliawfully korkunç bir şekilde, (konuşma dil…awkward sakar, beceriksiz, garip (durum),…awkwardly sakarca, acemice, garip bir şekil…axiom aksiyom, ilke, temel doğru, düsturaxis eksen, mihveraye evet oyu, kabul

B 277

bachelor bekar erkek, lisans mezunuback desteklemek, arka çıkmakbackache sırt ağrısı, bel ağrısıbackbite arkasından konuşmak, gıybet etmekbackbone omurga, temel direk, (mecazi) kar…backfire geri tepmek, ters tepmek (plan)bad at bir şeyde kötü, yeteneksizbadge rozet, nişan, kimlik kartıbad-tempered aksi, huysuz, sinirlibaffling şaşırtıcı, kafa karıştırıcı, anla…baggy bol, torba gibi (kıyafet)bail out kefaletle serbest bırakmak, (ekon…bailiff icra memuru, mübaşirbait yem, tuzakbake fırınlamak, pişirmek (hamur işi v…ballot oy pusulası, oylamaballroom balo salonuban yasaklamak, men etmekband grup (müzik), şerit, bant, (insan…bandit haydut, eşkıya, soyguncubang çarpmak, gümlemek, vurmakbanish sürgün etmek, kovmak, aklından çı…bank banka ile çalışmak, (bank on) bel…banner pankart, afiş, sancakbar yasaklamak, engellemek, tıkamakbarbed dikenli (tel vb.), iğneleyici (sö…bare çıplak, yalın, boşbarefoot yalınayakbarely neredeyse hiç, güçbela, ancakbargain pazarlık etmek, anlaşmakbarehanded çıplak elle (silahsız/eldivensiz)bark havlamak, (emir) yağdırmakbarley arpabarrack kışla, baraka (askeri koğuş)barred yasaklı, parmaklıklıbarren çorak, verimsiz, kısırbarricade barikat, engel · barikat kurmak,…based on -e dayalı, temel alan, esas alanbaseless asılsız, temelsiz, dayanaksızbashful utangaç, çekingen, sıkılganbasin havza, leğen, çanakbat yarasa, sopa (beyzbol vb.)bathrobe bornozbatter hırpalamak, sertçe vurmak, (hamur…battle savaşmak, mücadele etmekbayonet süngübeak gagabeam ışın, kiriş (inşaat)bean fasulyebear taşımak, katlanmak, ürün vermekbeard sakalbeckon el işaretiyle çağırmak, gel gel y…beef sığır etibefall (kötü bir şey) başına gelmekbefitting uygun, yaraşır, münasipbeg yalvarmak, dilenmekbeget yol açmak, sebep olmak, (baba) do…beggar dilencibegin with ile başlamak, ilk olarakbeguile aklımı çelmek, kandırmak, büyülem…beguilingly kandırarak, ayartıcı bir şekildebehold seyretmek, görmek, bakmakbelieve in inanmak (bir şeye/birine)bell zil, çanbellicose kavgacı, savaş yanlısıbellow böğürmek, yüksek sesle bağırmakbelly karın, göbekbelong to ait olmakbeloved sevgili, çok sevilenbench bank, tezgah, yargı kürsüsübenchmark kriter, mihenk taşı, kıyaslama no…bend bükmek, eğmek, kıvrılmakbenefactor hayırsever, bağışçıbenefit yararlanmak, fayda sağlamakbenevolence hayırseverlik, iyilik, lütufbenevolent hayırsever, iyi niyetli, sevecenbenevolently iyilikle, yardımsevercebenign iyi huylu (tıp), zararsız, yumuşakbereft mahrum, yoksunbeset kuşatmak, (sorunlarla) çevrili ol…besiege kuşatmak, etrafını sarmakbestow bahşetmek, sunmak, armağan etmekbet bahis, iddia · bahse girmek, iddi…beverage içecekbeware of sakınmak, dikkat etmekbeware sakınmak, dikkatli olmakbewildering şaşırtıcı, kafa karıştırıcı, sers…bewitch büyülemek, aklını başından almakbewitching büyüleyici, efsunlubias önyargı, eğilimbidder teklif veren (ihaleye/açık artırm…bigamy iki eşlilikbigot yobaz, bağnazbigoted yobaz, bağnaz, dar görüşlübigotry yobazlık, bağnazlık, tahammülsüzl…bilateral iki taraflı, karşılıklıbillboard ilan panosu, reklam tabelasıbimonthly iki ayda bir (veya ayda iki kez)bin kutu, çöp kutusu, haznebinary ikili (sistem)bind up bağlamak, sarmak (yara vb.)binding bağlayıcı, zorunlubinoculars dürbünbisect iki eşit parçaya bölmekbit parça, kırıntı, az miktarbite ısırmakbitter acı (tat/duygu), keskin (soğuk),…bitterly fena halde, acı bir şekildebizarre tuhaf, acayip, garipblack sheep yüz karası, dışlanmış kişiblacken karartmak, lekelemek (itibar)blackmail şantaj (yapmak)blackout elektrik kesintisi, karartma, yay…blacksmith demirciblade bıçak ağzı, kanat (pervane)blame on suçu (birine) atmak, sorumlu tutm…blandly yavan bir şekilde, ilgisizce, sır…blank boş, ifadesizblare out bangır bangır çalmak, yüksek ses…blasphemy dine hakaret, küfür, kutsal değer…blast patlama, şiddetli rüzgarblatant bariz, apaçık (kötü bir şey), küs…blatantly apaçık, pervasızca, göz göre göreblaze yangın, alev · alev alev yanmak/p…bleach beyazlatmak, ağartmakbleakly umutsuzca, kasvetli bir şekildebleed kanamak, (para vb.) sızdırmakblemish lekelemek, bozmak, kusurblend karışım, harman · karıştırmak, ha…blessed kutsanmış, şanslıblessing nimet, lütuf, onay/duablind kör etmek, görmesini engellemek ·…blink göz kırpmakblissfully mutlulukla, (olumsuz bir şeyden)…blister su toplanması, kabarcıkblithely umursamazca, gamsızca, neşeyleblitz ani ve yoğun saldırı, yıldırım ha…bloodshed kan dökme, katliamblooming gelişen, çiçek açan, parlayan (ek…blossom çiçek açmak, gelişmek, canlanmakblouse bluzblow esmek, üflemek; (isim) darbe, şokbluff blöf, kandırmaca · blöf yapmak, k…blunder büyük hata, gaf, pot kırmablunt kör (keskin olmayan); dobra, açık…bluntly açıkça, lafını sakınmadan, kabacablur bulanıklaşmak, netliğini bozmak;…blurred bulanık, net olmayanblurt out ağzından kaçırmak, pat diye söyle…blush yüzü kızarmak, utanmakboard (taşıta) binmek; kurul, heyetboast of övünmek, böbürlenmek, (bir şeye)…boastful övüngen, kendini beğenmişboastfully böbürlenerekbog down batağa saplanmak, ilerleyememek,…boil kaynamak; (öfke) köpürmekboisterous gürültülü, şamatacı, taşkınboldly cesurca, cüretkarcabolster güçlendirmek, desteklemek, tahkim…bolt sürgülemek; fırlayıp kaçmak; (isi…bombastic gösterişli (söz/yazı), abartılı,…bond bağ, ilişki; bono/tahvilbone kemikbone-dry kupkuru, tamamen kurumuşbony kemikli, çok zayıf, sıskabooby-trap bubi tuzağıbookkeeping defter tutma, ön muhasebebooklet kitapçık, broşürbookworm kitap kurdu, çok okuyan kimseboom patlama (ekonomi/nüfus), ani artı…boorishly kabaca, yontulmamış bir şekildeboost artırmak, desteklemek, yükseltmekbooze alkollü içki (argo)border sınır, hudut, kenarborderline sınır çizgisi, sınırda (belirsiz)bore sıkmak (bunalmak); delmek (matkap…bored with ...den sıkılmış, bıkmışboredom can sıkıntısıborrow from ...den ödünç almak, borç almakbosom bağır, göğüs; (mecazi) kucakbossy otoriter, emretmeyi seven, patron…bother with zahmet etmek, (biriyle/bir şeyle)…bothersome can sıkıcı, zahmetli, rahatsız ed…bottleneck darboğaz, tıkanıklık noktasıbottom dip, en alt kısım, tabanbottomless dipsiz, sonu olmayanboulevard bulvar, geniş caddebounce zıplamak, sekmek; (çek) karşılıks…bound for ...yolcusu, ...istikametine gidenboundless sınırsız, uçsuz bucaksızbountiful bol, bereketli, cömertbountifully cömertçe, bolcabouquet buket, çiçek demeti; (şarap) koku…bourgeois burjuva, orta sınıf, maddiyatçıbow eğilmek, selamlamak; boyun eğmekbowl kase, çanakboycott boykot etmekbracelet bilezik, bileklikbrag övünmek, hava atmakbrainchild fikir ürünü, özgün buluş/fikirbrainstorm beyin fırtınası yapmak, fikir üre…brainwash beyin yıkamakbrainy zeki, akıllıbrake fren, durdurucu mekanizma · fren…brand marka; (hayvan) damgalamakbrashly küstahça, aceleci ve düşüncesizcebrass pirinç (metal); üst düzey yetkili…brave cesur, yüreklibrawl arbede, sokak kavgasıbrazen utanmaz, yüzsüz, küstahbrazenly utanmazca, yüzsüzcebreak kırmak, bozmak; (yasa) ihlal etme…breakthrough çığır, önemli buluş, büyük gelişmebreast göğüs, memebreathtaking nefes kesici, büyüleyicibreed tür, cins; (fiil) yetiştirmek, ür…breeze esinti, meltem; (fiil) süzülerek…brew demlemek (çay/kahve); (olumsuz bi…bribe rüşvetbrick tuğlabricklayer duvar ustasıbride gelinbrief kısa, öz; (fiil) bilgilendirmekbrigade tugay, ekipbrilliant parlak, zeki, muhteşembrimful ağzına kadar dolu, taşanbrisk canlı, hareketli; sert (rüzgar);…briskly çabucak, canlı bir şekildebrittle kırılgan, hassas, kolay kırılanbroad geniş, engin, kapsamlıbroadcast yayın yapmak (radyo/TV); (isim) y…broaden genişletmek, arttırmak (ufuk/bilg…broadly geniş çapta, genel hatlarıyla, ka…broke beş parasız, iflas etmiş (argo/ko…broker komisyoncu, simsar, aracıbroom süpürgebrowse göz atmak, incelemek, (hayvan) ot…bruise morartmak, berelemek, zedelemek ·…brunch kuşluk yemeği, geç kahvaltıbrusque kaba, sert, tersbrusquely kabaca, sert bir şekildebrutality acımasızlık, vahşet, gaddarlıkbrutally vahşice, acımasızca, dürüstçe (ar…bubble kabarcık, (ekonomik) balonbucket kovabud tomurcuk, filizbuddy yakın arkadaş, ahbapbureaucracy bürokrasi, kırtasiyecilikbug böcek, dinleme cihazı, yazılım ha…bulb ampul, bitki soğanıbulge şişmek, çıkıntı yapmak, pırtlamakbulky hantal, cüsseli, çok yer kaplayanbullshit saçmalık, zırvabully zorba, kabadayı · zorbalık etmek,…bumper tampon (araç)bunch demet, salkım, grupbuoyant yüzen, batmayan, neşeli, (piyasa)…buoyantly neşeyle, canlı bir şekildeburden yük, sorumluluk, külfet · yükleme…burdensome ağır, yorucu, külfetliburglar hırsız (ev/bina)burgle soymak (ev/bina)burial gömme, definburnish cilalamak, parlatmak, (imaj) düze…burst patlamak, yarılmak, patlak vermekbush çalıbushy gür, sık (saç/kıl/bitki)bust iflas etmek, baskın yapmak, patla…busy with ile meşgulbutt hedef (alay konusu), izmarit, dip…butter tereyağı · yağlamak, (up ile) dal…buzz vızıldamak, (haber) yayılmak · vı…buzzer zil, sesli uyarıcıbygone geçmiş, mazi, eskide kalmışbypass es geçmek, atlamak, etrafından do…by-product yan ürünbystander seyirci, olaya karışmadan izleyen

C 490

cab taksi, sürücü kabinicabbage lahanacable kablo, telgrafcadence ritim, ahenk, vurgucage kafescalcified kireçlenmiş, (fikir) sertleşmiş/d…calendar takvimcalf baldır, danacallously duygusuzca, gaddarcacampaign against ...-e karşı kampanya yürütmek/müc…candidate adaycandidly içtenlikle, samimiyetle, açıkçacandy şekerlemecane baston, kamışcannibal yamyamcannon top (silah)canvas tuval, branda, çadır bezicapable of ... yeteneğine sahip, ... yapabil…capacious geniş, ferah, çok yer alancapitulate teslim olmak, boyun eğmek (şartlı)capsize alabora olmak, devrilmek (tekne)caption resim altı yazısı, başlıkcaptivated büyülenmiş, etkilenmişcaptive tutsak, esircaptivity tutsaklık, esaretcapture yakalamak, ele geçirmek, zapt etm…carcass leş, hayvan ölüsü, (bina/araç) is…cardinal asli, temel, başlıcacare for bakımını üstlenmek, hoşlanmak/sev…care bakım, özen, dikkatcareful about ... konusunda dikkatli/titizcareless of ... konusunda dikkatsiz, umursamazcaress okşamak, şefkat göstermekcaretaker bakıcı, hademe, geçici görevlicarnage katliam, kıyım, kan gölücarnally bedensel olarak, cinsel yollacarpenter marangozcarriage vagon, fayton, taşımacarrier taşıyıcı (hastalık/eşya), nakliye…carry taşımak, götürmek, sürdürmekcart el arabası, at arabası, sepet (sa…cartridge kartuş, fişekcarve oymak, (et) kesmek, şekillendirmekcascade çağlayan, şelale, ardışık dökülmekcash bozdurmak (çek), paraya çevirmekcastigate cezalandırmak, şiddetle kınamak,…casual gündelik, sıradan, geçici (işçi),…casually üstünkörü, havadan sudan, gündeli…causative neden olan, sebep teşkil eden, et…catchy akılda kalıcı, cazip, ilgi çekicicategorise as ... olarak sınıflandırmak/kategor…cater to hitap etmek, ihtiyacını karşılama…cause of nedeni, sebebicaustically iğneleyici bir şekilde, alaycı ve…caution uyarmak, ihtar etmekcautiously temkinli bir şekilde, dikkatlicecavalry süvari birliği, atlı askercavity oyuk, boşluk, (diş) çürükcease sona erdirmek, durdurmak, kesilmekceasefire ateşkesceiling tavan, (fiyat/ücret için) üst sın…celibacy bekârlık (özellikle dini sebepler…cellar kiler, mahzen, bodrumcensure kınama, sert eleştiri · kınamak,…centennial yüz yıllık, yüzüncü yıl dönümücentralize merkezileştirmek, tek elde toplam…centre on odaklanmak, merkeze almak, üzerin…cerebral beyinle ilgili, zihinsel, entelek…certain emin, kesin, belirlicertify onaylamak, tasdik etmek, belgelem…chain zincir, seri · zincirlemek, bağla…chalk tebeşir, kireç taşıchallenge zorluk, sorun, meydan okumachallenging zorlu, güç, uğraştırıcıchamber oda, bölme, meclischampion savunmak, desteklemek, öncülük et…chancellor şansölye (başbakan), rektörchancy riskli, şansa kalmışchange dönüşmek, değişmekchant slogan atmak, ilahi söylemek, tek…characteristic of -e özgü, tipik, karakteristikcharacterize as olarak tanımlamak, nitelendirmekcharge with suçlamak, ile görevlendirmekcharm büyülemek, cezbetmek, etkilemek ·…charmingly hoş bir şekilde, büyüleyici biçim…chart çizelge, tablo, harita · haritası…chase kovalamak, takip etmekchaste namuslu, iffetli, sade (üslup)chastise cezalandırmak, sertçe eleştirmekchastity iffet, namus, saflıkchatter gevezelik etmek, çene çalmak; (di…cheapen ucuzlatmak, değerini düşürmek, ba…checkered damalı; inişli çıkışlı (kariyer/g…cheek yanak; küstahlık/yüzsüzlük (argo)cheer up neşelenmek, neşelendirmek, moral…cherish değer vermek, (bir umudu/anıyı) y…cherry kirazchest göğüs; sandıkchew çiğnemekchick civciv; genç kuşchildish çocukça (olumsuz), çocuksuchilly serin, soğuk; mesafeli (davranış)chime (çan/zil) çalmak; uyum sağlamakchimney bacachin çene (alt uç)china porselen, çinichip yontmak, (kenarından) kırmak; çip…chivalric şövalyece, mert, centilmenchoice of seçimichoice seçenek, tercih, seçimchoke boğulmak (nefessiz kalmak), tıkam…choose seçmek, tercih etmekchoosy seçici, müşkülpesent, titizchop doğramak, (balta ile) kesmekchore gündelik iş, ev işi, angaryachorus koro, nakaratchosen seçilmişchronic kronik, süreğen, müzminchuckle kıkırdamak, kendi kendine gülmekchurlishly kabaca, aksi bir şekildecircuit devre, dolaşım, pistcirculatory dolaşım ile ilgili (kan vb.)circulate dolaşmak, devretmek, yayılmak (ha…circulation dolaşım, (gazete/dergi için) tirajcircumcise sünnet etmekcircumstance durum, koşul, halcircumvent (kurnazca) atlatmak, etrafından d…circus sirkcite as olarak belirtmek, alıntılamak, ör…citizen vatandaş, yurttaşcitizenship vatandaşlıkcivic kentsel, yurttaşlıkla ilgili, kam…civilian sivil (asker olmayan) · sivil, as…civilized uygar, medeniclaim to iddia etmek; hak talep etmekclamour gürültü, haykırış, toplu ve yükse…clamp kenetlemek, sıkıştırmakclandestine gizli, el altından yapılan (genel…clank şıngırdamak, metal sesi çıkarmakclap alkışlamakclash over üzerine çatışmak, anlaşmazlığa dü…clasp sıkıca tutmak, kenetlemekclass as olarak sınıflandırmakclassify as olarak sınıflandırmak, tasnif etm…clause madde (hukuk/anlaşma), cümlecik (…claw pençe; pençelemekclay kil, balçıkcleanse arıtmak, temizlemek, paklamakclean-shaven sinekkaydı tıraşlı, sakalsızclearance tasfiye, izin, yetki, açıklıkclench (diş/yumruk) sıkmak, kenetlemekclergy ruhban sınıfı, din adamlarıclerical büro işine ait, katiplikle ilgili…cliché klişe, basmakalıp sözcliff yalıyar, sarp kayalık, uçurum ken…climax doruk noktası, zirve, en heyecanl…cling yapışmak, sıkıca tutunmak, bağlı…cloak pelerin, cübbe; (mec.) örtmek, gi…clog tıkamak, tıkanmak, engel olmakclose to -e yakın, neredeysecloth kumaş, bezclothe giydirmek, donatmakcloven yarık, ayrık (genelde toynak için)clown palyaço, soytarıclumsily acemice, sakarcaclutch sımsıkı tutmak, kavramak; debriyajcoal kömürcoalesce birleşmek, kaynaşmak, tek vücut o…coalition koalisyon, güç birliğicoarse pütürlü, kaba (doku/davranış), adicoarsely kabaca, pütürlü şekildecoat kaplamak (yüzeyi); paltocoaxingly tatlılıkla kandırarak, ikna edici…cock horoz, erkek kuşcockeyed yamuk, eğri; saçma (fikir)cocky kendini beğenmiş, burnu havadacoercion baskı, zorlama, cebrcoercive zorlayıcı, baskıcıcoffin tabutcogently ikna edici bir şekilde, mantıklıcacognizant of bir şeyin bilincinde/farkında olm…cognition biliş, kavrama, idrakcognitive bilişsel, zihinselcohere birbiriyle tutarlı olmak, yapışma…coherently tutarlı bir şekilde, anlaşılır bi…coil sarmak, dolamak; bobin, kangalcoin yeni bir sözcük/deyim türetmek; m…coincide with ile aynı zamana denk gelmek, uyuş…cold-blooded soğukkanlı (canlı/katil); acımasızcollaborate with ile iş birliği yapmak, ortak çalı…collar yaka; (hayvan için) tasmacolleague meslektaş, iş arkadaşıcolloquial konuşma diline ait, günlük dilde…colonel albaycolor-blind renk körücolossal devasa, muazzam büyüklüktecolumn sütun, kolon; köşe yazısıcomb tarak · taramak; didik didik aram…combine with ile birleşmek, birleştirmek, harm…combatant savaşçı, muharipcome to terms over/with uzlaşmak, (zor bir durumu) kabull…comically gülünç bir halde, komikçecommendable övgüye değer, takdire şayancommendably takdire şayan bir şekildecommensurate with ile orantılı, denk, uyguncommensurate orantılı, eşit ölçüdecomment on hakkında yorum yapmak, fikir beya…commentary yorum, canlı anlatım (maç vb.), ş…commission görevlendirmek, sipariş etmek; ko…commit to kendini adamak, taahhüt etmekcommit (suç) işlemek; kalkışmakcommitment bağlılık, taahhüt, sorumlulukcommodity ticari mal, hammadde, metacommunal toplumsal, ortaklaşa, müşterekcommune (doğa vb. ile) bütünleşmek, hasbi…communicate with iletişim kurmak, haberleşmekcommute (ev ile iş arasında) gidip gelmek…companion yoldaş, arkadaş, eşlik edencompare karşılaştırmak, kıyaslamakcomparison karşılaştırma, kıyascompassionately merhametle, şefkatlecompatible with ile uyumlu, bağdaşırcompatible uyumlu, geçimlicompel zorlamak, mecbur bırakmakcompete rekabet etmek, yarışmakcompetent yetkin, ehil, beceriklicompetently yetkin bir şekilde, ustacacompilation derleme, toplamacompile derlemek, bir araya getirmekcomplacency rehavet, (tehlikeli) rahatlık, ha…complacent rehavete kapılmış, halinden memnu…complain of şikayet etmek; (hastalık vb.) yak…complementary tamamlayıcı, bütünleyicicompletion tamamlama, bitirme, bütünlemecompliance uyumluluk, kurallara uyma, riayetcomplicated karmaşık, çetrefillicomplication zorluk, karmaşa; (tıpta) komplika…compliment on övmek, iltifat etmekcomply with kurallara uymak, riayet etmek, bo…component bileşen, parça, unsurcomposed of -den oluşmuş, meydana gelencomposite bileşik, karmacompost kompost, organik gübrecomposure soğukkanlılık, sakinlik, dengecompound bileşik; (sorunu) katlayarak büyü…comprehension kavrama, anlama, idrakcomprise oluşturmak, kapsamak, içermekcompulsive takıntılı, zorunlu, önlenemezcompute hesaplamak, işlem yapmakconceal gizlemek, saklamak, örtbas etmekconcede kabul etmek (yenilgiyi/gerçeği),…conceit kibir, kendini beğenmişlikconceitedly kibirle, böbürlenerekconceive tasarlamak, hayal etmek, hamile k…concentrate on odaklanmak, yoğunlaşmakconcern about endişelenmek, kaygılanmakconcerted kararlaştırılmış, ortaklaşa, yoğu…concession taviz, ödün, imtiyazconciliatory yapıcı, uzlaşmacı, gönül alıcıconcise kısa ve öz, az ve özconcisely kısaca, öz bir şekildeconclude sonuçlandırmak, karara varmak, (a…conclusion sonuç, yargı, bitişconclusive kesin, nihai, inandırıcı (kanıt)conclusively kesin olarak, tartışmasız bir şek…concoct (bahane/hikaye) uydurmak, (yemek)…concrete somut, betonconcur aynı fikirde olmak, uyuşmak, aynı…condemn kınamak, ayıplamak, (cezaya) mahk…condescend tenezzül etmek, küçümseyerek davr…condole başsağlığı dilemek, acısını payla…condolence başsağlığı, taziyecondone göz yummak, hoş görmek (kötü bir…conducive to olanak sağlayan, vesile olan, yar…conduct yürütmek, yönetmek, iletmek, (isi…conduction iletim (ısı/elektrik)conductive iletken, geçirgenconductivity iletkenlikconductor iletken (madde), orkestra şeficonfederate müttefik, suç ortağıconfer görüşmek, danışmak (with); (hak/ü…confess to itiraf etmekconfess itiraf etmek, günah çıkarmakconfession itirafconfide in sırrını açmak, güvenip dertleşmekconfide sır vermek, güvenmekconfidentially gizlice, mahrem bir şekildeconfidently kendinden emin bir şekildeconfined kısıtlı, kapalı, sınırlıconfinement hapsedilme, kapatılma, (doğum) lo…confiscate el koymak, müsadere etmekconfiscation el koyma, müsadereconflicting çelişkili, çatışanconform to (kurala/standarda) uymak, uyum sa…conformity uyum, benzerlik, itaatconfrontation yüzleşme, çatışma, karşı karşıya…confuse with karıştırmak (ayırt edememek), ben…confusing kafa karıştırıcı, şaşırtıcıcongenial kafa dengi, uyumlu, cana yakıncongenially uyumlu bir şekilde, cana yakıncacongestion tıkanıklık, sıkışıklık (trafik/bu…congregate toplanmak, bir araya gelmekcongruous uyumlu, ahenkliconnive suça göz yummak, gizlice işbirliğ…connote çağrıştırmak, yan anlam içermekcorn mısır, nasırconscience vicdanconscientious işini iyi yapan, vicdanlı, titizconscientiously vicdanla, titizlikleconsciously bilinçli olarak, kastenconscious of bilinçli, farkındaconsensually karşılıklı rızayla, anlaşarakconsensus fikir birliği, uzlaşı, mutabakatconsentingly razı olarak, isteyerekconservative muhafazakar, tutucu, (tahmin için…consider as olarak görmek, değerlendirmekconsiderable hatırı sayılır, önemli, kayda değ…considerably oldukça, önemli ölçüde, epeyceconsiderate düşünceli, nazikconsiderately düşünceli bir şekilde, nezaketleconsist of -den oluşmak, meydana gelmekconsistent with tutarlı, uyumluconspicuous for göze çarpan, belirgin (bir özelli…conspicuously apaçık, göze batacak şekildeconspiracy komplo, gizli anlaşmaconstancy süreklilik, sadakat, değişmezlikconstantly sürekli, durmaksızınconstitution anayasa, bünye, oluşumconstrained zoraki, kısıtlanmış, baskı altındaconstraint on kısıtlama, baskı, engelconstraint zorunluluk, baskı, kısıtconsult danışmak, başvurmakcontact iletişime geçmek, temas kurmakcontagious bulaşıcıcontamination kirlilik, kirlenme, bulaşmacontemplate tasarlamak, niyet etmek, derin dü…contemporary çağdaş, modern, aynı dönemde yaşa…contempt for aşağılama, hor görme, küçümsemecontemptible aşağılık, rezil, hor görülmeye la…contemptuous küçümseyen, hor görencontend iddia etmek, ileri sürmek, mücade…content with memnun, hoşnutcontent içerik, kapsamcontentiously tartışmalı bir şekilde, kavgacı b…continent kıta, anakaracontingent on -e bağlı, şarta bağlı, endekslicontraceptive gebelik önleyici, doğum kontrol i…contract 1. sözleşme, kontrat (n) 2. (hast…contradict çelişmek, aksini iddia etmek, iti…contradiction çelişki, tutarsızlıkcontradictory çelişkili, tutarsızcontrary to -in aksine, -in tersinecontrary zıt, ters, karşıtcontrast karşılaştırmak (farkları), zıtlık…contribute to katkıda bulunmak, sebep olmak, yo…contrive tasarlamak, kurmak, (zorlukla) be…control over üzerinde denetim, hakimiyetcontroversy over ... üzerine anlaşmazlık/tartışmacontroversy anlaşmazlık, tartışma, ihtilafconvalesce iyileşmek, nekahet dönemini geçir…convalescence iyileşme dönemi, nekahetconvection ısı yayımı, konveksiyonconvene toplamak (kurul vb.), toplanmak,…conveniently rahatça, elverişli bir şekilde, t…converge birleşmek, aynı noktada buluşmak,…conversation sohbet, konuşma, söyleşiconverse 1. konuşmak (v) 2. zıt, aksi (adj…convertible dönüştürülebilir, üstü açılır ara…convict of (bir suçtan) hüküm giydirmek, suç…convince of ikna etmek, inandırmakcooperate with işbirliği yapmak, birlikte çalışm…cope with başa çıkmak, üstesinden gelmekcopious bol, bereketli, çok miktardacopper bakırcopyright telif hakkıcordial samimi, içten, nazikcordially samimiyetle, içtenliklecork mantar, tıpacorporation şirket, kurum, ticari kuruluşcorpse ceset, naaşcorrective düzeltici, ıslah edicicorrelate ilişkilendirmek, ilişki kurmak, k…correlative bağlantılı, ilişkili, karşılıklıcorrespond with 1. ile haberleşmek/yazışmak 2. il…correspondent muhabir · muhabir (veya mektuplaş…corresponding ilgili, tekabül eden, denk gelencorrespondingly buna bağlı olarak, buna paralel ş…corrode aşındırmak, paslandırmak, çürütmekcorrosion korozyon, aşınma, paslanmacorrosive aşındırıcı, yakıcıcorrespondence 1. yazışma 2. uyum, benzerlikcorrupt yozlaşmış, ahlaksız, rüşvetçi (ad…corruption yolsuzluk, yozlaşma, çürümecorruptly ahlaksızca, hileylecosmic evrensel, kozmikcottage kulübe, kır evicough öksürmek (v); öksürük (n)counsel tavsiye vermek, danışmanlık yapma…count 1. saymak, hesaba katmak 2. öneml…countable sayılabilircounter 1. tezgah, gişe 2. karşı koymak (…counterfeit sahte (para/belge), taklitcounterpart mevkidaş, muadil, karşılıkcountless sayısız, pek çokcounty ilçe, idari bölge (ABD/İngiltere)coup darbe, askeri darbe, büyük başarıcourt 1. mahkeme (n) 2. kur yapmak, (te…courteous kibar, nazik, saygılıcourteously nazikçe, kibarcacourtesy nezaket, kibarlık, lütufcourthouse adliye binasıcover with ile kaplamak, ile örtmekcover 1. kaplamak (v) 2. (haber vb.) ya…coverage kapsam, yayın (medya), sigorta te…covertly gizlice, el altındancovet imrenmek, göz dikmek, çok istemekcovetous açgözlü, haris, başkasının malınd…cow inekcozy rahat, sıcak, samimi (yer)crack çatlak, yarık (n) · çatlamak, kır…crafty kurnaz, düzenbaz, hilekarcram tıkıştırmak, (sınav için) ineklem…crammed tıklım tıklım, dolu, sıkışıkcramped dar, sıkışık (mekan)crane boynunu uzatmak (görmek için) · v…crab yengeçcravenly korkakça, ödleklecrawl emeklemek, sürünmekcraze moda, akım, geçici heves (çılgınl…creaky gıcırtılıcrease kırışıklık (n); kırışmak, buruşma…credit 1. kredi, güven (n) 2. atfetmek,…credulously safça, kolayca inanarakcreed inanç, öğreti, itikatcreek dere, çay, küçük ırmakcrest doruk, zirve, (dalga/dağ) tepesi;…crew mürettebat, ekipcrime suç, cürümcrimson kızıl, koyu kırmızıcrinkle buruşmak, kırışmak (kağıt/kumaş s…cripple sakatlamak, felç etmek, bozmak (i…crippled felce uğramış, sakat, işlevsiz ha…criterion kriter, ölçüt, kıstascritical of eleştirel, kusur bulan, muhalifcrooked yamuk, eğri; (mecaz) sahtekar, do…crookedly eğri büğrü bir şekilde, hileyle,…crop kısa kesmek, kırpmak, (ürün) verm…cross with melezlemek, çaprazlamakcross (bacak/kol) kavuşturmak, üst üste…cross-eyed şaşıcrossfire çapraz ateşcrossly huysuzca, sinirli bir şekildecrouch çömelmek, sinmekcrow (horoz) ötmek; (mecaz) övünmek, b…crown taç, hükümdarlık, zirvecrucial to hayati, çok önemli, kritikcrucially önemli ölçüde, kritik bir şekilde…crucify çarmıha germek, (mecaz) yerden ye…crudely kabaca, basitçe, kabataslakcruel to zalim, acımasız, gaddarcruise gemi seyahati, (sabit hızla) seyr…crumb kırıntı, zerrecikcrumple buruşturmak, (kağıt vb.) kırışmak…crush ezmek, parçalamak, (isyanı) bastı…cry for feryat etmek, şiddetle talep etme…cryptically esrarengiz bir şekilde, şifreli o…cube küpcubic kübik, küp şeklinde, hacimselcucumber salatalık, hıyarcuddle sarılmak, kucaklaşmakcuff manşet, paça; kelepçeculpable kusurlu, kabahatli, suçlucultivated ekili, işlenmiş; (kişi için) kült…cumulative birikimli, kümülatif, artarak çoğ…cunningly kurnazca, sinsice, beceriklicecurb kontrol altına almak, dizginlemek…cure tedavi etmek, iyileştirmek; (soru…curfew sokağa çıkma yasağıcuriously merakla; tuhaf bir şekildecurl kıvırmak, bükülmek; buklecurrency para birimi, döviz; geçerlilikcurse lanet, bela, beddua; küfürcurtain perdecurtly kısa ve ters bir şekilde, kaba bi…curve bükmek, kavis çizmek, eğmek · kav…curved eğri, kavisli, bükükcustomarily adet olduğu üzere, alışılagelmiş…cutlery çatal bıçak takımıcycle döngü, devir, dönemcynical alaycı, insanlara güvenmeyen, köt…

D 365

daintily zarifçe, nazikçe, titizlikledainty narin, zarif, çıtı pıtıdam barajdamage to ...'e verilen zarar, hasar, ziyandamp nemli, rutubetlidampen nemlendirmek; (hevesini/etkisini)…dandy züppe, giyimine aşırı düşkün erkekdangle sarkmak, sarkıtmak, sallanmakdare to cesaret etmek, cüret etmek, kalkı…darken karartmak, koyulaşmak, (ruh hali)…darling sevgili, canım, çok sevilendarn örerek onarmak, yama yapmakdate with / from ... tarihine dayanmak, ... zamanı…daunt gözünü korkutmak, yıldırmak, cesa…dauntlessly korkusuzca, yılmadandawdle oyalanmak, ağır almak, vakit öldü…daybreak gün ağarması, seher vakti, şafakdazzlingly göz kamaştırıcı bir şekilde, büyü…deafen sağır etmek, (gürültü ile) kulakl…deal with başa çıkmak, ele almak, ilgilenme…dealer satıcı, tüccar, bayidealing ilişki, alışveriş, muamele, ticar…dean dekandearly çok, yürekten; pahalıyadebatable tartışmalı, kuşkulu, şüphelidebris enkaz, moloz, döküntüdecadence çöküş, yozlaşma, ahlaki gerileme…decadent çökmüş, yozlaşmış, sefahat düşkünüdecay çürüme, bozulma; (diş) çürük · çü…deceased merhum, rahmetli, ölmüşdeceive kandırmak, aldatmak, yanıltmakdeceivingly aldatıcı bir şekilde, yanıltıcı o…decelerate yavaşlamak, hızını kesmekdecency edep, terbiye, ahlak, namusdecently doğru dürüst, terbiyeli bir şekil…decentralize yerinden yönetim uygulamak, (yetk…decapitate kafasını kesmek, başını uçurmakdeception aldatma, hile, kandırmacadeceptive aldatıcı, yanıltıcıdeceptively aldatıcı bir şekilde, göründüğünü…decide on karar kılmak, ... üzerinde karar…decimate büyük bir kısmını yok etmek, kırı…deck güverte; iskambil destesidecode şifresini çözmek, deşifre etmekdecompose ayrışmak, çürümek, parçalanmakdecoy yem, tuzak, şaşırtmacadecrease in azalmak, düşüş göstermekdedicate to adamak, ithaf etmekdeduce from sonuç çıkarmak, tümdengelim yapmakdeduct from çıkarmak, kesinti yapmak (para/pu…deduct çıkarmak, tenzil etmekdefame iftira atmak, karalamak, adını le…defect taraf değiştirmek, iltica etmek;…defective arızalı, kusurlu, eksikdefence against savunma, müdafaadefer to (birinin kararına) uymak, boyun e…deferentially saygıyla, hürmetle, itaatkar bir…defiant meydan okuyan, karşı gelen, isyan…defiantly meydan okurcasına, küstahçadeficient in yetersiz, eksik, noksandeficit açık (bütçe), noksanlık, zarardefinition tanım, tarif, netlikdeformation bozulma, deformasyon, şekil bozuk…deform biçimini bozmak, yamultmakdeftly beceriklice, ustaca, maharetledegenerate yozlaşmak, bozulmak; yozdegrade aşağılamak, küçük düşürmek; (biyo…degrading aşağılayıcı, onur kırıcıdeify tanrılaştırmak, yüceltmek, tapmakdeity tanrı, ilahdeleteriously zararlı bir şekilde, sağlığı boza…deliberately kasten, bilerek, planlı bir şekil…deliberation müzakere, etraflıca düşünme, görü…delicacy lezzet; narinlik, hassasiyetdelicately nazikçe, incelikle, hassas bir şe…diligently gayretle, itinayla, çalışkanlıkladelineate tasvir etmek, betimlemek, sınırla…delirium sayıklama, hezeyan, çılgınlıkdelivery teslimat, dağıtım; doğumdelude kandırmak, yanıltmak, avutmakdelusion sanrı, kuruntu, yanılgıdelusive aldatıcı, hileli, yanıltıcıdemand for bir şeye olan talep, istekdemanding zorlu, çok şey isteyen, uğraştırı…demean alçaltmak, küçük düşürmekdemobilize terhis etmek, askerden arındırmakdemote rütbesini indirmek, tenzili rütbe…demure ağırbaşlı, mahcup, uysaldenial inkar, ret, yalanlamadenote belirtmek, simgelemek, anlamına g…denounce as olarak ihbar etmek, kınamak, suçl…densely yoğun bir şekilde, sıkıcadent göçük, çökük; (mecazen) zarar, ek…deny inkar etmek, reddetmek, yalanlamakdepart from ayrılmak (yerden/fikirden), sapmakdeparture kalkış, ayrılış; sapmadependable güvenilir, itimat edilirdepict as olarak tasvir etmek, göstermek, b…depletion tükenme, azalma, boşalmadeploy konuşlandırmak, görevlendirmek (a…deployment konuşlandırma, yayılma, uygulamadeport sınır dışı etmekdeposit birikim, tortu; kapora, teminat ·…deprecate onaylamamak, karşı çıkmak, küçüms…depress üzmek, bunaltmak; (ekonomiyi/fiya…deprivation yoksunluk, mahrumiyet, ihtiyaçdepth derinlik, yoğunlukdeputy vekil, yardımcı, milletvekiliderail raydan çıkmak; (planı) bozmak, ba…dereliction ihmal, görevi savsaklama; terk ed…derisively alaycı bir şekilde, küçümseyerekderivation köken, türetme, kaynaklanmaderive türetmek, elde etmek, kaynaklanmakderogatory aşağılayıcı, küçültücüdescend inmek, alçalmak, (soydan) gelmekdescribe tanımlamak, betimlemek, tarif etm…deserve hak etmek, layık olmakdeserving hak eden, layıkdesignate as olarak atamak, belirlemek, işaret…designated belirlenmiş, atanmış, tahsis edil…desire for bir şeye duyulan arzu, istekdesirous of istekli, heveslidesolate terk edilmiş, ıssız, harapdesolately kederli bir halde, perişan bir şe…desolation yalnızlık, ıssızlık, yıkımdespair of umudunu kesmek, yeise kapılmakdesperate çaresiz, umutsuz, gözü dönmüşdespicable aşağılık, adi, rezildespondently umutsuzca, morali bozuk bir şekil…destination varış noktası, gidilecek yerdestitute muhtaç, yoksul, kimsesizdestitute of yoksun, -den mahrumdestruction yıkım, tahribat, imhadestructive of yıkıcı, zarar vericidestructively yıkıcı bir şekildedetain gözaltına almak, alıkoymak; gecik…detainee tutuklu, gözaltına alınan kişidetention gözaltı, tutuklama; alıkoymadeter from caydırmak, vazgeçirmek, engellemekdeter caydırmak, yıldırmakdeterioration bozulma, kötüleşme, gerilemedetermination kararlılık, azim; belirlemedetermine to karar vermek, azmetmek; belirlemekdeterrent caydırıcı, engelleyici unsurdetest tiksinmek, nefret etmekdetestable iğrenç, tiksindirici, menfurdetonation infilak, patlamadetriment zarar, hasar, aleyhdetrimental to zararlı, hasar vericidevelop into dönüşmek, halini almak, gelişmekdeviant sapkın, normalden sapan (davranış)deviate from sapmak, ayrılmak (konudan/rotadan)deviously sinsice, dolambaçlı bir şekildedevoid of yoksun, mahrumdevote to adamak, tahsis etmekdevoted sadık, kendini adamışdevotion sadakat, bağlılık, fedakarlıkdevout dindar, inançlı, samimidexterity el becerisi, ustalık, kıvraklıkdexterous hünerli, eli çabuk, beceriklidiabetic şeker hastası, diyabetikdiabolically şeytanca, zalimce, gaddarcadiagnose teşhis etmek, tanı koymakdialect lehçe, ağız, şivedice zar; küp küp doğramakdictate dikte etmek, emretmek, (koşulları…die of ...-den ölmek (hastalık/açlık vb.)differ in ...bakımından farklılaşmakdifferent from ...-den farklı, değişikdifficulty zorluk, güçlük, sıkıntıdiffuse yaymak, dağıtmak; yayılmışdigest sindirmek, özümsemek (bilgi)digestion sindirim, hazımdignified ağırbaşlı, onurlu, vakurdignify değer vermek, onurlandırmak, (bir…dignity itibar, haysiyet, onurdigress konudan sapmak, sadede gelmemekdilapidated harap, yıkık dökük, bakımsızdilate genişlemek (göz bebeği/damar), bü…diligent çalışkan, gayretli, titizdim loş, sönük, zayıf (umut/ışık)diminutive ufak tefek, minyon, küçültme (söz…dimly loş bir şekilde, belli belirsizdip daldırmak, batırmak; (seviye olar…dispel defetmek, gidermek, (şüpheyi) yok…direct yönetmek, yönlendirmek; doğrudandirection yön, istikamet; yönetim, talimatdisable etkisiz hale getirmek, sakatlamak…disadvantage of ...-in dezavantajı, sakıncasıdisagree over ...üzerinde anlaşmazlığa düşmek,…disagreement over ...konusunda anlaşmazlık, uyuşmaz…disappear yok olmak, gözden kaybolmakdisappoint hayal kırıklığına uğratmakdisappointment hayal kırıklığı, hüsrandisapproval onaylamama, tasvip etmeme, retdisapprove of onaylamamak, uygun bulmamakdisapprove beğenmemek, tasvip etmemekdisarm silahsızlandırmak; (mecazen) yumu…discern ayırt etmek, seçmek, fark etmekdischarge tahliye etmek, taburcu etmek, (at…disciple mürit, takipçi, öğrenci (ekol)disclaim inkar etmek, reddetmek (sorumlulu…disclaimer sorumluluk reddi beyanı, feragatn…disclose ifşa etmek, açığa çıkarmak, açıkl…discordant uyumsuz, ahenksiz, kulağı tırmala…discount indirim; (fiil olarak) göz ardı e…discouraged hevesi kırılmış, bezgindiscourteous kaba, saygısız, nezaketsizdiscourteously saygısızca, kabacadiscover keşfetmek, bulmakdiscredit gözden düşürmek, itibarını zedele…discrete ayrık, farklı, bağımsızdiscreetly gizlice, çaktırmadan, dikkatlicediscretion takdir yetkisi, sağduyu, ketumiyetdiscriminate from ayırt etmek, farkı görmek; (again…discriminately ayırt ederek, fark gözeterekdisdainful küçümseyici, hor görendisembark (gemiden/uçaktan) inmek, yük boşa…disengage ayrılmak, bağını koparmak, (asker…disgrace rezalet, yüz karası, utanç · rezi…disgracefully rezilce, utanç verici bir şekildedisguise kılık değiştirmek, gizlenmek; kam…dish tabak, kap; yemekdisintegrate parçalanmak, dağılmak, ufalanmakdisinterested tarafsız, çıkarsız, objektifdislike for hoşlanmama, sevmeme, hoşnutsuzlukdislocate yerinden oynatmak, (eklem) çıkmakdismal kasvetli, kederli, berbatdismally kasvetli bir şekilde, feci haldedismantle sökmek, parçalarına ayırmak, (sis…dismissal kovulma, işten çıkarma; (dava) re…disorder bozukluk, rahatsızlık; kargaşa, d…disparagingly küçük düşürücü şekilde, aşağılayı…dispassionate duygularına yenilmeyen, tarafsız,…dispersion dağılım, yayılımdisplacement yer değiştirme, yerinden edilmedisplay sergilemek, göstermek (duygu/davr…displease hoşnutsuz etmek, gücendirmekdisposal imha etme, atma, elden çıkarma; k…dispose of başından savmak, elden çıkarmak,…dispose eğilimli kılmak, (belirli bir dur…disposition mizaç, yaradılış, eğilimdisproportionately orantısız bir şekilde, aşırı dere…disprove çürütmek, aksini ispatlamakdispute over ... üzerine tartışmak, anlaşmazlı…disqualify diskalifiye etmek, yetkisini elin…disregard for umursamazlık, hiçe saymadisregard göz ardı etmek, dikkate almamakdisrespect for saygısızlıkdisrupt aksatmak, sekteye uğratmak, (düze…disruption aksama, kesinti, kargaşadisruptive yıkıcı, bozucu, aksatıcıdisseminate yaymak, (bilgi) neşretmekdissident muhalif, karşıt görüşlüdissipate 1. dağılmak, yok olmak 2. çarçur…dissipation dağılma, israf, sefahatdissolute sefih, ahlaksız, sefahat düşkünüdissolutely ahlaksızca, sefihçedissuade caydırmak, vazgeçirmekdissuasion caydırma, vazgeçirmedissuasive caydırıcıdistance mesafe, uzaklıkdistant uzak, mesafeli (soğuk)distil damıtmak, özünü çıkarmakdistilled damıtılmışdistinctly belirgin bir şekilde, açıkça, net…distinct from ...-den farklı, ...-den ayrıdistinct belirgin, bariz, farklıdistinction ayrım, fark, üstünlük/seçkinlikdistinguish from ayırt etmek, farkı görmekdistinguished seçkin, ünlü, tanınmışdistortion çarpıtma, bozulma, saptırmadistract dikkatini dağıtmak, odağını bozmakdistracted dikkati dağılmış, kafası karışıkdistraction dikkat dağıtıcı şey, oyalama, dik…distractive dikkat dağıtıcıdistress elem, keder, sıkıntı, tehlike dur…distressingly üzücü/rahatsız edici bir şekildedistribution dağılım, dağıtım, paylaştırmadistrustful güvensiz, şüphecidisturb rahatsız etmek, (huzuru/düzeni) b…disturbance kargaşa, bozulma, rahatsızlıkditch hendek, çukurdive dalmak (suya/piyasaya), düşüşe ge…diverge from ...-den ayrılmak, farklılaşmak, s…diverge çatallanmak, ayrılmak, farklılaşm…divergence fikir ayrılığı, sapma, uzaklaşmadiverse çeşitli, türlü türlü, farklıdiversity çeşitlilik, farklılıkdivert from saptırmak, (dikkati) başka yöne ç…divert yönünü değiştirmek, saptırmakdivide into ...-e bölmek, ...-e ayrılmakdivisible bölünebilirdivision of ...-nın bölümü, ...-nın paylaşımıdivision bölme, kısım, anlaşmazlık/ayrılıkdivorce from ...-den boşanmak, (bir fikirden)…divorce boşanmadizzy başı dönen, sersemlemişdubiously kuşkuyla, şüpheyledocile uysal, söz dinleyen, yönetilmesi…dog peşini bırakmamak, izlemek (sorun…dogged inatçı, azimli, kararlıdogmatize dogmatik konuşmak, kesin doğrular…domain alan, saha, etki alanıdome kubbedomesticate evcilleştirmekdominance over ... üzerindeki hakimiyet, üstünlükdominant baskın, hakim, egemendominion hakimiyet, egemenlik, hükümranlıkdonation bağışdominate hakim olmak, egemen olmak, hükmet…doom makus talih, kötü kader, ölüm/yık…dope doping, uyuşturucudormant uykuda, faal olmayan, sönmüş (yan…dormitory öğrenci yurdu, yatakhanedot nokta, benekdoubt about ... hakkında şüphedough hamurdove 1. güvercin/kumru 2. barış yanlıs…down aşağıya, (fiil) düşürmek/devirmekdownhill yokuş aşağı, kötüye gidişdownright büsbütün, tam anlamıyla, düpedüzdozen düzine (12 adet)drably donukça, sıkıcı bir şekildedraft taslak, müsvedde · taslağını hazı…drag sürüklemek, zorla çekmekdramatically çarpıcı biçimde, önemli ölçüdedrastic köklü, sert, şiddetli (değişim/ön…drastically ciddi ölçüde, köklü biçimdedraught hava akımı, cereyandraw from (bir kaynaktan) elde etmek, çıkar…drawer çekmecedread dehşete kapılmak, çok korkmakdream of ...-i hayal etmekdrench sırılsıklam etmek, ıslatmakdress in ... giyinmek (belli bir tarzda/re…dressing 1. sos (salata) 2. pansumandrift sürüklenmek (akıntıyla/rüzgarla)drill delmek, sondaj yapmak, (askeri) e…drip damlamak, damlatmakdrive sürmek, sevk etmek, itmek, (bir d…drop in habersiz uğramak, çat kapı gelmekdrop damla, düşüş, azalma · düşürmek,…drought kuraklık, kıtlıkdrown boğulmak, boğmak (suda)drowsy uykulu, sersemlemiş, mayışmışdrug addict madde bağımlısı, uyuşturucu bağım…drum davul; (parmakla vb.) tempo tutmakdub dublaj yapmak, seslendirmek; isim…dully donukça, sıkıcı bir şekilde, hiss…dumb dilsiz, konuşamayan; (argo) aptaldummy maket, sahte, taklit (değişken) ·…dungeon zindan, yer altı hapsiduplicate kopyalamak, çoğaltmak, örneğini ç…duplication kopyalama, çoğaltma, yinelemeduration süre, müddet, devam süresidusk akşam karanlığı, alacakaranlıkdust tozdutiful görevşinas, sadık, itaatkârduty-free gümrüksüz, vergiden muafdwarf gölgede bırakmak, (yanında) küçük…dwell on bir konu üzerinde durmak, kafa yo…dwelling konut, mesken, evdwindle giderek azalmak, küçülmek, erimekdyslexia disleksi, öğrenme güçlüğü

E 223

eager for (bir şey için) istekli, hevesli,…eardrum kulak zarıearnest ciddi, samimi, azimli, ağırbaşlıearthenware çömlek, toprak kapearthy topraksı, kaba saba, doğalebb çekilmek (deniz), azalmak, gerile…echelon kademe, basamak, rütbeeclipse tutulma (güneş/ay); gölgede bırak…economize on tasarruf etmek, idareli kullanmakedge kenar, kıyı; avantaj, üstünlük ·…edgy gergin, sinirli, huzursuzedify (manevi/zihinsel olarak) eğitmek,…eerie ürkütücü, tekinsiz, gizemlieerily ürkütücü bir şekilde, tuhafçaeffect etki, tesir, sonuçeffeminately kadınsı bir şekildeefficacy yararlılık, etkililik, tesir (öze…efficient in (bir konuda) verimli, yetkin, ehilefficient verimli, işleyen, randımanlıejaculate haykırmak, birden söylemek; (biyo…elaborate on detaylandırmak, ayrıntısına girme…elaborate karmaşık, ayrıntılı, inceliklielaborately özenle, ayrıntılı bir şekildeelapse (zaman) geçmek, akıp gitmekelbow dirsekelect seçmek (oy vererek)electorate seçmen kitlesielectrocute elektrikle idam etmek, elektriğe…elegance zarafet, şıklıkelegantly zarif bir şekilde, şıkçaelevate yükseltmek, kaldırmak, terfi etti…elevated yüksek, yükseltilmiş, yüceelevation yükseklik, rakım; yükseltmeelicit (bilgi/tepki) ortaya çıkarmak, al…eligible uygun, nitelikli, seçilebilireliminate elemek, ortadan kaldırmak, yok et…elope (biriyle evlenmek için) kaçmakeloquence hitabet, güzel konuşma sanatıeloquent güzel ve etkili konuşan, dokunaklıeloquently etkileyici bir şekilde, ustaca, g…elucidate izah etmek, açıklığa kavuşturmak,…emanate yayılmak, çıkmak, kaynaklanmakemancipate özgürleştirmek, azat etmek, serbe…emancipation özgürleşme, azat edilmeemasculate gücünü kırmak, zayıflatmak; hadım…embargo ambargo, yasaklamaembark on (yeni bir işe) girişmek, başlamakembarrassed utanmış, mahcup, sıkılmışembarrassment utanç, mahcubiyet, sıkıntıembassy büyükelçilikembed gömmek, yerleştirmek, içine oturt…embellished süslenmiş, donatılmış; (hikaye) a…embezzle zimmetine para geçirmek, suistima…embodiment simge, somutlaşmış hal, cisimleşmeembrace benimsemek, kucaklamak, kapsamakemerge ortaya çıkmak, belirmek, (sorunun…eminently son derece, fazlasıyla, gayetemit yaymak (gaz, ısı, ışık vb.), çıka…emotion duygu, hisemphasis vurgu, önem, üzerinde durmaemphatic vurgulu, kesin, ısrarlıemphatically kesin bir şekilde, vurgulayarak,…employ işe almak, istihdam etmek; (yönte…emulate (imrenerek) taklit etmek, öykünme…enchant büyülemek, mest etmekenchanting büyüleyici, sihirliencircle çevrelemek, kuşatmakenclose (etrafını) çevirmek, kapatmak; (z…enclosure çevrili alan; ek (belge), ilişikencode kodlamak, şifrelemekencounter karşılaşmak, rastlamak, (sorun) y…end sonlandırmak, bitirmek, sona ermekendanger tehlikeye atmak, riske sokmakendangered nesli tükenmekte olan, tehlike al…endeavor çaba, gayret, girişim · çabalamak…endeavour çabalamak, uğraşmak (İngiliz İngi…endless sonsuz, bitmek bilmeyen, ebediendow bahşetmek, bağışlamak, (yetki/yet…endowment bağış, vakıf, doğal yetenekenfold sarmak, kaplamak, kucaklamakenforcement yürürlüğe koyma, uygulama, zorlamaengagement nişanlılık, katılım, çatışma, ran…engulf yutmak, içine çekmek, sarmak (ale…enlightened aydın, aydınlanmış, bilgilienough yeterli, kafienrich zenginleştirmek, değer katmakenriched zenginleştirilmiş, katkılıenroll kaydolmak, yazılmak (okul, kurs,…enrolment kayıt, kaydolmaensue ardından gelmek, sonucu olarak or…ensure sağlamak, garantiye almak, emin o…enterprise girişim, işletme, ticari kuruluşenthusiasm heves, coşku, istek · coşku, hevesenthusiastically coşkuyla, hevesli bir şekildeentice ayartmak, cezbetmek, aklını çelmekenticing cezbedici, çekici, baştan çıkarıcıenticingly cezbedici bir şekilde, iştah kaba…entitle hak vermek, yetkilendirmek, isiml…entreat yalvarmak, istirham etmek, rica e…entrench sağlamlaştırmak, yerleştirmek, kö…entrust emanet etmek, görevlendirmekenumerate saymak, tek tek sıralamak, listel…envelop sarmak, kuşatmak, örtmekenviably kıskanılacak şekilde, gıpta edile…envious kıskanan, gıpta edenenviously kıskançlıkla, gıptaylaenvisage öngörmek, zihinde canlandırmak, h…envy kıskanmak, gıpta etmek · kıskançl…epic destansı, çok büyük, epikepilepsy sara hastalığı, epilepsiepisode bölüm, olay, nöbet/atak (hastalık)equation denklem, eşitlikequilibrium denge, balansequip donatmak, teçhiz etmekequipment ekipman, teçhizat, donanım (sayıl…equipped donanımlı, teçhizatlıequitable adil, hakkaniyetli, eşitlikçiequivalent denk, eşit, muadilequivocal belirsiz, şüpheli, iki anlamlıeradicate kökünü kazımak, yok etmekerase silmek, yok etmekerode aşınmak, aşındırmak, erozyona uğr…err hata yapmak, yanılmakerratic düzensiz, kararsız, değişkenerratically düzensiz bir şekilde, kararsızcaerroneously hatalı olarak, yanlışlıklaescalator yürüyen merdivenescape kaçmak, firar etmek, kurtulmakesoterically gizli/gizemli bir şekilde, sadece…essentially aslında, esasen, temeldeestablish kurmak, tesis etmek, kanıtlamakestate emlak, mülk, araziestimate tahmin etmek, hesaplamak, değer b…euphemism örtmece, güzel adlandırma (kabası…euphorically büyük bir keyifle, coşkuylaequity hisse senedi, özsermaye, adalet/h…evacuate tahliye etmek, boşaltmakevacuation tahliye, boşaltmaevade kaçınmak, sakınmak, (vergiden/sor…evaluate değerlendirmek, kıymet biçmekevaluation değerlendirme, incelemeevaporation buharlaşmaevasive kaçamak, baştan savmaevasively kaçamak bir şekildeevenly eşit olarak, dengeli bir şekildeevermore sonsuza dek, ebediyenevidence kanıt, delil, bulguevident açık, belli, aşikarevidently açıkça, belli ki, anlaşılan o kievoke çağrıştırmak, anımsatmak, uyandır…evolve evrim geçirmek, gelişmek, dönüşmekexact tam, kesin; zorla/talep ederek al…examine incelemek, muayene etmek, sınav y…exasperate çileden çıkarmak, çok kızdırmakexcel üstün olmak, çok başarılı olmak,…exceptional istisnai, olağanüstü, nadirexceptionally olağanüstü bir şekilde, istisnai…excerpt alıntı, parça (kitap/filmden)excessively aşırı derecede, fazlasıylaexchange değiş tokuş etmek, bozdurmak (par…excite heyecanlandırmak, uyandırmak (ilg…excitedly heyecanlaexclaim haykırmak, çığlık atmak, bağırmakexclude hariç tutmak, dışlamak, dahil etm…exclusion hariç tutma, dışlamaexclusive ayrıcalıklı, özel, seçkinexcrete boşaltım yapmak, (vücuttan) atmakexcruciatingly dayanılmaz bir şekilde, ızdırap v…excursion kısa gezi, tur, gezintiexcuse mazur görmek, affetmek, izin verm…executable yürütülebilir, uygulanabilir, icr…exemplify örneklendirmek, temsil etmek, can…exemption from muafiyet, bağışıklık (vergi/yüküm…exertion çaba, gayret, (güç) kullanmaexhale nefes vermek, (gaz/duman) çıkarmakexhaustion tükenmişlik, aşırı yorgunluk, bit…exhilaratingly heyecan verici bir şekilde, canla…exile sürgün, sürgün edilen kişi · sürg…exonerate temize çıkarmak, aklamak, suçsuz…exorbitant fahiş, aşırı (fiyat/miktar)exorbitantly fahiş derecede, aşırı biçimdeexpansion genişleme, büyüme, yayılmaexpatriate yurt dışında yaşayan kimse, gurbe…expectant beklenti içinde olan, umutlu, ham…expectantly umutla, beklenti içindeexpediently uygun bir şekilde, işe yarar biçi…expel kovmak, (okuldan/ülkeden) atmak,…expenditure harcama, gider, masrafexpense masraf, gider, maliyetexperience in ... konusunda deneyim/tecrübeexperiment on üzerinde deney yapmakexpire süresi dolmak, (vadesi) bitmek, s…expiry süre dolumu, vade sonu, bitişexplain to birine açıklamak, izah etmekexplanation for ... için açıklama, izahatexplicit açık, net, belirgin (gizli olmaya…explicitly açıkça, net bir şekildeexploit sömürmek, faydalanmak (kötüye kul…exploration keşif, araştırma, incelemeexpose maruz bırakmak, ifşa etmek, açığa…expression ifade, anlatım, deyimexpressly açıkça, özellikle, hususi olarakexpropriate kamulaştırmak, istimlak etmek, (m…exquisite enfes, çok zarif, mükemmel, keski…exquisitely zarifçe, mükemmel bir şekilde, (b…extension uzatma, genişletme, ek süre, dahi…extensively kapsamlı bir şekilde, yaygın olar…extent kapsam, boyut, derece, ölçüextenuate hafifletmek (suçu/durumu), mazere…exterior dış, dış cephe, dış taraf · dış,…extinguish söndürmek (yangın), yok etmek, or…extort zorla almak, haraç kesmek, sızdır…extortion haraç, gasp, irtikap, zorbalıkla…extract çekip çıkarmak, elde etmek, (diş)…extraction çıkarma, sökme, köken/soyextradite (suçluyu) iade etmekextravagantly müsrifçe, savurgan bir şekilde, a…extremity uç nokta, en son had, (çoğul) el…extrovert dışa dönük kimse, girişkenexuberance coşku, taşkınlık, neşe, (bitki iç…exuberantly coşkuyla, neşeyle, bolcaeyelid göz kapağıeyewitness görgü tanığı

F 244

fabulous efsanevi, şahane, inanılmazface yüzleşmek, karşı karşıya kalmak,…facial yüzle ilgili, yüze aitfacility tesis, imkan, olanak, yetenekfactual gerçeklere dayalı, olgusalfactually gerçeklere dayalı olarak, fiilenfade solmak, rengi atmak, yavaşça kayb…faded solmuş, rengi atmış, eskimişfailure in ... konusunda başarısızlık, arızafaint bayılmakfairly oldukça (epeyce), adil bir şekildefairness adalet, hakkaniyetfaith in ...'e inanç, güvenfaithful to ...'e sadık, bağlıfall düşüş, sonbahar (Amerikan İngiliz…fall in çökmek (çatı vb.), içeri düşmekfalsify tahrif etmek, (belgede) sahtecili…falter bocalamak, tereddüt etmek, sendel…fame ün, şöhretfamiliar with ...'e aşina, tanıdık, (bir konuyu…familiarise with ... ile aşina olmak, alıştırmak,…famine kıtlık, açlıkfamous for ... ile ünlü, ... ile meşhurfanciful hayalperest, hayali, süslü (gerçe…fancifully hayalperest bir şekilde, süslücefar-sighted ileri görüşlü, (göz için) hiperme…fashion moda, tarz, şekil, biçimfashionable modaya uygun, şık, popülerfashionably modaya uygun şekilde, şık bir biç…fasten bağlamak, tutturmak, (kemer) takm…fastidiously titizlikle, kılı kırk yararak, mü…fat yağ, şişmanfate kader, yazgı, akıbetfateful kader belirleyici, sonuçları çok…fatefully kaderin cilvesiyle, belirleyici b…favor desteklemek, kayırmak, taraf olmakfavorable elverişli, olumlu, uygunfavorably olumlu bir şekilde, uyguncafavour iyilik, lütuf, kayırma (İngiliz İ…fear of ... korkusufearful of ...-den korkan, endişelifearless of ...-den korkmayan, cesur, gözü pekfeast ziyafet, şölenfeather kuş tüyüfeckless beceriksiz, sorumsuz, işe yaramazfecund verimli, doğurgan, üretkenfee ücret, harç (hizmet karşılığı)feebly güçsüzce, zayıf bir şekildefeed on (ile) beslenmek (hayvanlar için)feedback geri bildirim, dönütfeel like canı istemek, ... gibi hissetmekfelicity mutluluk, saadet; (ifade) uygunlukfell kesip devirmek (ağaç), yere sermekfellow arkadaş, hemşeri, akran; akademik…felonious ağır suç niteliğinde, haincefelony ağır suç, cürümfence çit, parmaklıkferment mayalanmak; kargaşa, huzursuzluk…ferociously vahşice, şiddetle, acımasızcaferocity vahşilik, acımasızlık, şiddetferry feribot; karşıya geçirmek (fiil)fertility doğurganlık, verimlilik (toprak/b…fertilize gübrelemek, döllemekfertilizer gübrefervent ateşli, coşkulu, hararetlifervently hararetle, coşkuylafestivity şenlik, kutlama, eğlencefetch gidip getirmek; (fiyat) etmek/sat…fever ateş, hararetfeverish ateşli, hummalı, heyecanlıfiancé nişanlı (erkek için fiancé, kadın…fibrous lifli, tel telfickle dönek, kararsız, güvenilmezfiction kurgu, hayal ürünüfiddle oynamak (bir şeyle), üzerinde değ…fidelity sadakat, (aslına) uygunluk/doğrul…fiendish şeytanca, acımasız, çok zorfiendishly şeytanca, aşırı derecede (zor)fiercely şiddetle, kıyasıya, vahşicefiery ateşli, kızgın, çabuk parlayanfight for ...için savaşmak, mücadele etmekfigurative mecazi, sembolikfigure rakam, şekil, şahsiyet/figürfilth pislik, kirfine para cezasıfinely ince ince, hassas bir şekildefire brigade itfaiye teşkilatıfire ateşlemek; işten kovmakfireplace şömine, ocakfireproof yangına dayanıklı, yanmazfirework havai fişekfriction sürtünme; anlaşmazlık, çatışmafirmly sıkıca, kararlılıkla, kesin olarakfishy şüpheli, bit yeniği olanfist yumrukfit in with uyum sağlamak, uymakfix tamir etmek; sabitlemek; çözüm bu…fixed sabit, değişmezflag bayrak; (ilgi/güç) azalmak, zayıf…flagrant bariz, skandal, göze batan (kötü…flagrantly bariz bir şekilde, pervasızcaflagstaff bayrak direğiflammable yanıcı, kolay tutuşanflap kanat çırpmak, savrulmakflare parlamak, alevlenmek; (şiddet/öfk…flashy gösterişli, cafcaflı, göz boyayanflat düz, yassı; (lastik) patlakflatly kesin bir dille, dümdüzflatter övmek, yağcılık yapmak; olduğunda…flavour aroma, lezzet, tatfleet filoflesh et (insan/hayvan vücudu), bedenflexibility esneklikflexibly esnek bir şekildeflick fiske vurmak, hafifçe vurmak/sall…flicker titremek (ışık), yanıp sönmekflight uçuş; kaçışfling fırlatmak, savurmakflip çevirmek (sayfa/para), ters dönme…flippantly ciddiyetsizce, laubali bir şekildefloat yüzmek (su/hava üstünde), süzülme…flock sürü (kuş/koyun), kalabalık; akın…flood sel, su baskını; (piyasayı) doldu…flop çuvallamak, başarısız olmak; (ağı…flora bitki örtüsüflorist çiçekçiflounder bocalama, çabalama (suda veya zor…flour unflow akmak; akışflower çiçek açmak, gelişmek; çiçek (isi…flu gripfluctuation dalgalanma (ekonomik/sayısal)fluctuate dalgalanmak, inip çıkmak (fiyat/s…fluid sıvı, akışkan; değişkenflush yüzü kızarmak; sifonu çekmek; (sı…foam köpük · köpürmekfoamy köpüklüfocus on odaklanmak, yoğunlaşmakfocus odaklanmak, merkez, odak noktasıfog sis, bulanıklıkfoggy sisli, bulanıkfoil işini bozmak, engellemek, önlemekfold katlamak, bükmek, iflas etmek (şi…foment kışkırtmak, fitnelemek, teşvik et…fond of bir şeye düşkün, tutkulu, sevenfondle okşamak, sevmekfondly sevgiyle, şefkatlefool kandırmak, aptal yerine koymak; a…footloose başıboş, serbest, bağımsızfootprint ayak izi, (karbon) izi, etki alanıforbear sakınmak, kaçınmak, kendini tutmakforceful güçlü, etkili, ikna ediciforcible zorla yapılan, cebriforehead alınforemost önde gelen, en önemli, başta gelenforerunner öncü, haberci, müjdeciforeseeable öngörülebilir, tahmin edilebilirforest ormanforestall önlemek, erken davranıp engel olm…forestry ormancılıkforetell önceden haber vermek, kehanette b…foreword önsöz, sunuşforfeit hakkını kaybetmek, ceza olarak ve…forge sahtesini yapmak, demir dövmek, (…forged sahte, taklitforgery sahtecilik, sahte belgeforget about unutmak, aklından çıkarmakforgetful of unutkan, ihmalkarforgive for bir şeyden ötürü affetmekfork çatal, yol ayrımıforlorn kimsesiz, boynu bükük, umutsuzforlornly umutsuzca, boynu bükük bir haldeformal resmi, biçimsel, usulüne uygunformer önceki, eski (makam/sıfat)forsake terk etmek, yüzüstü bırakmak, vaz…forsaken terk edilmiş, ıssızfort kale, hisarfortify güçlendirmek, tahkim etmek, zengi…fortitude metanet, dayanıklılık, cesaretfortress kale, müstahkem mevkifortuitously tesadüfen, şans eseriforward iletmek, sevk etmek; ilerifoully pis bir şekilde, iğrenççefountain çeşme, fıskiye, kaynakfraction kesir, küçük bir parça, bölümfracture çatlak, kırık · kırmak, çatlatmak…fragment parça, kırıntı, fragmanfragrance güzel koku, ıtırfragrant güzel kokulufrailly zayıfça, kırılgan bir şekildeframe çerçeve, iskelet; kumpas kurmak,…franchise bayilik, isim hakkı, oy hakkı (hu…frankly açıkça, dürüst olmak gerekirsefrantic telaşlı, çılgına dönmüş, panik ha…frantically çılgınca, telaşlafraternal kardeşçe, kardeşselfraternally kardeşçefraternity kardeşlik, cemiyet, dernekfraternize arkadaşlık etmek, (düşmanla) dost…fratricide kardeş katlifraudulently hileyle, sahtekarlıkla, usulsüzcefraught with ... ile dolu (genelde olumsuz), y…freckled çillifree from ...-den arınmış, ...-siz, muaffreeze donmak, dondurmak, sabitlemek (fi…frenetically çılgınca, ateşli bir şekildefrenzy cinnet, çılgınlık nöbeti, taşkınl…fresh taze, yeni, dinçfretful huzursuz, mızmız, tedirginfrightened of ...-den korkmuş, ürkmüşfrigid buz gibi, çok soğuk, (tavır) soğu…frigidly soğuk bir şekilde, duygusuzcafrisky oynak, canlı, neşelifrivolously ciddiyetsizce, havai bir şekilde,…frog kurbağafrogman dalgıç, kurbağa adamfront ön, cephe (savaş/hava), paravan (…frontier sınır, uç bölge (bilimde)frost don, kırağıfrosty soğuk, buzlu, mesafeli (tavır)frown kaşlarını çatmak, hoşnutsuzluk gö…frugal tutumlu, idareli, sadefrugally tutumlu bir şekilde, idarelifrustration hayal kırıklığı, hüsran, engellen…fry kızartmak (yağda)fuel yakıt, benzin; körüklemek, tetikl…full of ... ile dolu, ... ile kaplıfumble eline yüzüne bulaştırmak, becerik…function as ... olarak işlev görmek, ... göre…function işlev, fonksiyon, görevfund fon, sermaye; finanse etmekfundamentalist köktendinci, köktencifundamentally esasen, temelden, köklü bir şekil…funeral cenaze törenifungus mantarfur kürk, postfuriously öfkeyle, hiddetle, şiddetlefurtive sinsi, gizli kapaklı, kaçamakfurtively sinsice, gizlice, çaktırmadanfuse birleşmek, kaynaşmak; sigorta (el…fuss over üzerine titremek, aşırı ilgi göst…fuss yaygara, telaş, velvelefussy titiz, müşkülpesent, zor beğenenfuzzy bulanık, net olmayan; tüylü

G 122

gadget küçük alet, cihaz, zımbırtıgag ağzını tıkamak, susturmak (basın…gaily neşeyle, şen şakrak bir şekildegain elde etmek, kazanmak (kilo/hız/er…gallant cesur, yiğit; (kadınlara karşı) k…gallantly kahramanca, cesurcagallantry kahramanlık, yiğitlik; nezaketgallows darağacıgambler kumarbazgap boşluk, fark, uçurum, kopuklukgarment giysi, kıyafetgasp nefes nefese kalmak; şaşkınlıktan…gather toplamak, bir araya gelmek; (sonu…gathering toplantı, bir araya gelmegaudy gösterişli (zevksizce), cafcaflı,…gender toplumsal cinsiyetgenerate üretmek, oluşturmak, (elektrik/fi…generation nesil, kuşak; üretimgenial cana yakın, sevimli, ılımangenre tür, tarz (sanat/edebiyat)germ mikrop; (fikir için) öz, tohumgerminate filizlenmek, çimlenmek; (fikir) g…gestation gebelik süresi; (fikir) olgunlaşm…gesture jest, mimik, el kol hareketi; iyi…getaway kaçış (suçtan); kısa tatilghastly korkunç, dehşet verici, ölü gibi…gigantically devasa bir şekilde, muazzam ölçüdegiggle kıkırdamak, kıkır kıkır gülmekgimmick ilgi çekici numara, hile, pazarla…girdle kuşak, korseglad of -den memnun olmak, -e sevinmekglamorously büyüleyici bir şekilde, göz alıcı…glance at göz atmak, bakıvermekglance kısa bakış, göz atmagland bez (vücutta salgı bezi)glaringly göze batacak derecede, apaçıkglee keyif, neşe (genelde bir zafer ve…gleeful neşeli, keyifligleefully neşeyle, keyifleglibly ağzı laf yaparak, samimiyetsiz bi…glimmer parıldamak, ışıldamak; (umut) bel…glimpse anlık bakış, gözüne ilişmeglobe küre, yerküre, dünyagloom kasvet, karanlık, sıkıntıgloomy karamsar, kasvetli, loşglorify yüceltmek, övmek, güzellemekglossy parlak, kuşe (kağıt), cilalıglue yapıştırıcı, tutkal · yapıştırmak…glumly asık suratla, kederli bir şekildegluttony oburluk, pisboğazlıkgoal hedef, amaç; golgoat keçigoggles koruyucu gözlük (yüzücü/kaynakçı/…good for yararlı, -e iyi gelen; dayanıklıgoodwill iyi niyet; şerefiye (ticaret)goose kazgorgeous muhteşem, büyüleyici, harikagown tuvalet (elbise), cübbe, sabahlıkgrab kapmak, yakalamakgrace zarafet, nezaket; inayetgracefully zarifçe, inceliklegracious kibar, nazik, merhametligraciously nezaketle, lütfederekgrade sınıflandırmak, notlandırmak; der…graduate from mezun olmakgrain tahıl; tanecik, zerregrandly görkemli bir şekilde, ihtişamlagrant vermek, bahşetmek; hibe, ödenekgrasp kavramak (fiziksel/zihinsel), anl…grape üzümgraph grafik, tablograsshopper çekirgegrateful for -den minnettar olmakgratify memnun etmek, tatmin etmek (dürtü…gratuitous gereksiz, sebepsiz; bedavagratuitously sebepsizce, boş yeregratuity bahşiş, ikramiyegrave ciddi, vahim, ağır · mezar, kabirgravel çakılgravely ciddiyetle, ağır bir şekilde (has…gravity yerçekimi; ciddiyet, vahametgraze otlamak; sıyırıp geçmekgreasy yağlı, vıcık vıcıkgreedily açgözlülüklegregarious sosyal, arkadaş canlısı; sürü hal…grief over -e duyulan keder, yasgrieve over -e kederlenmek, -e yas tutmakgrieve yas tutmak, acı çekmekgrievous ağır, vahim, acı verengrievously ağır bir şekilde, feci haldegrill sorguya çekmek, sıkıştırmak, ızga…grimace yüzünü buruşturmak, yüz ekşitmekgrimly karamsar bir şekilde, acımasızca,…grind öğütmek, ufalatmak, (diş) gıcırda…groan inlemek, sızlanmakgroom tımar etmek, (bir göreve) hazırla…gross brüt, iğrenç, çok kaba (hata)grossly son derece, büyük ölçüde, kabacagrotesque acayip, garip, ucube, gülünçgrotesquely acayip bir şekilde, gülünç derece…ground zemin, dayanak, gerekçegrown yetişkin, büyümüşgrudge kin, hınç, garazgrudgingly isteksizce, gönülsüzce, kerhengruelingly yorucu bir şekilde, canına tak et…gruffly huysuzca, tersleyerek, kabacagrumble yakınmak, söylenmek, homurdanmakguarantee garanti etmek, güvence vermekguard against -e karşı önlem almak, korunmakguardedly temkinli bir şekilde, ihtiyatlaguidance rehberlik, yol gösterme, yönlendi…guide yol göstermek, rehberlik etmekguideline ilke, prensip, yönerge, kılavuzguilty of suçlu, kabahatli (-den)guilty suçlu, pişmangull martıgullible saf, kolay kandırılabilirgum diş eti, sakızgunpowder barutgush fışkırmak, (duygularını) coşkuyla…gynecological jinekolojik, kadın hastalıkları i…gypsy çingene, roman

H 135

habitable oturulabilir, yaşanabilirhabitual alışılagelmiş, adet olan, tiryakihabitually alışkanlık olarak, sürekli, adet…hackneyed basmakalıp, klişe, bayathail as övmek, ... olarak selamlamak/nite…hairdryer saç kurutma makinesihair-raising tüyler ürpertici, korkunçhair-splitting kılı kırk yaran, aşırı detaycıhalf-baked iyi düşünülmemiş, ham, yarı pişmi…half-witted bön, ahmak, yarım akıllıhallmark ayırıcı özellik, nitelik, damgahallucination sanrı, halüsinasyon, kuruntuhalt durma, duraklama, kesilme · durdu…hammer çekiçhandcuff kelepçe, kelepçelemekhandful bir avuç, az miktarhandicap engel, dezavantaj, özürhandicapped engelli, özürlühandily kolayca, elverişli bir şekildehandle ele almak, başa çıkmak, idare etm…handsomely cömertçe, bol bol, yakışıklı bir…haphazard gelişigüzel, rastgele, plansızhaphazardly gelişigüzel bir şekilde, rastgelehappen to başına gelmek, (tesadüfen) ...olm…harassment taciz, rahatsız etmeharbinger haberci, müjdeci, işarethard-boiled katı (yumurta), duygusuz, görmüş…hardcore kemikleşmiş, sadık (kitle), sertharden sertleşmek, katılaşmak, nasırlaşm…hardliner muhafazakar, katı tutumlu kimsehardship zorluk, sıkıntı, meşakkathardware donanım, teçhizathardy dayanıklı, dirençli (bitki/kişi)harmonic uyumlu, ahenkliharmoniously uyum içinde, ahenkleharness kontrol altına almak, (enerjiden)…harvest hasat, ürün · hasat etmek, biçmek…hassle zorluk, güçlük, tartışmahaste acele, telaşhasten hızlandırmak, acele etmekhastily aceleyle, alelacele, düşünmedenhate to nefret etmek, (bir şey yapmayı) h…hatred for nefret, kinhaul çekmek, sürüklemek, taşımakhaunt dadamak, aklından çıkmamak, (haya…haunted perili, lanetli, (yüz ifadesi) te…havoc yıkım, kargaşa, hasarhawk şahin, savaş yanlısı siyasetçiheadline manşet, ana başlıkheadquarters genel merkez, karargahheap yığın, küme, tepelemehear duymak, haber almakheartburn mide yanmasıhearten cesaretlendirmek, yüreklendirmekhearth şömine, ocak, yuvaheartlessly acımasızca, kalpsizceheat up ısıtmak, kızışmak (tartışma), ale…hectically heyecanla, telaşla, yoğun bir şek…heedful of dikkatli, duyarlı (-e karşı)heedless of aldırışsız, dikkatsiz (-e karşı)heedless dikkatsiz, umursamazheedlessly düşüncesizce, umursamazcaheinously iğrenç bir şekilde, alçakça, cana…heir mirasçı, varisheiress mirasçı kadınhellishly cehennem gibi, son derece, korkun…help with yardım etmek, katkıda bulunmakhelplessly çaresizce, aciz bir şekildehemisphere yarım kürehenpecked kılıbık, eşinin baskısı altında o…herald müjdelemek, haber vermek, işaret…herbal bitkiselherd sürühereditary kalıtsal, ırsiheredity kalıtımheroine kadın kahramanhesitantly tereddütle, çekinerekhibernation kış uykusuhide from saklanmak, gizlenmek, kaçmakhideously iğrenç bir şekilde, korkunç derec…highlight vurgulamak, altını çizmek, dikkat…highway otoyol, anayolhike 1. doğa yürüyüşü yapmak 2. (fiyat…hilariously neşeyle, gülünç bir şekildehinder engellemek, aksatmak, mani olmakhinge on bir şeye bağlı olmak, dayanmakhinge menteşehint ima etmek, üstü kapalı söylemek;…hip kalçahitchhike otostop çekmekhive arı kovanıhoarse kısık sesli, boğukhoist yukarı kaldırmak (bayrak/yük), vi…hole delik, boşluk, çukurhollow içi boş, kof, çukurhollow out içini oymak, boşaltmakholocaust büyük yıkım, soykırımhomesick for sıla hasreti çeken, evini özleyenhomicide cinayet, adam öldürmehumidity nem, rutubethoneymoon balayıhood 1. kapüşon 2. (araç) kaputhook çengel atmak, takmak; kancalamak…hop tek ayak üstünde zıplamak, sekmekhope ummak, ümit etmekhopeful of ümitli, iyimserhorizon ufukhorn boynuz; kornahorrendously korkunç bir şekilde, dehşet veric…horrify korkutmak, dehşete düşürmekhose hortumhost ev sahibi, sunucuhotly hararetle, şiddetle, heyecanlahover havada asılı kalmak, süzülmekhovercraft hava yastıklı tekne (hem karada h…howl ulumak, inlemek (rüzgar)huddle birbirine sokulmak, toplanmakhug kucaklamak, sarılmakhum mırıldanmak, vızıldamakhumble alçakgönüllü, mütevazıhumdrum tekdüze, sıkıcı, olağanhumidify nemlendirmekhumorously esprili bir şekilde, gülünçcehunger for bir şeye açlık duymak (mecazi), ç…hunt avlamak, aramakhurdle engel, mania · engel atlamak, eng…hurl fırlatmak, savurmakhurry acele etmekhurtle hızla hareket etmek, savrulmakhush susmak, susturmak, örtbas etmekhustle itiş kakışla götürmek, acele etti…hut kulübe, barakahypocrisy ikiyüzlülük, riyakarlıkhypocritical ikiyüzlü, riyakarhysterically isterik bir şekilde, kendini kayb…

I 354

ignominiously alçakça, yüz kızartıcı bir şekild…ignorantly cahilce, bilmedenimmoderately ölçüsüzce, aşırı derecedeimmodestly utanmazca, edepsizce; aşırı iddia…immorally ahlaksızcaimmovably yerinden oynamaz bir şekilde, sab…impartially tarafsızca, yansız olarakimpatiently sabırsızlıklaimpeccably kusursuzca, hatasız bir şekildeimperiously buyurgan bir şekilde, tepeden bak…impertinently terbiyesizce, saygısızcaimpetuously fevri bir şekilde, düşünmeden, ac…impulsively içgüdüsel olarak, bir anlık heves…inadvertently istemsizce, yanlışlıkla, kazarainanely aptalca, anlamsızcaincessantly sürekli, aralıksız, durmaksızınincidentally bu arada, aklına gelmişken; tesad…incoherently tutarsızca, anlaşılmaz bir şekildeinconsistently tutarsızca, istikrarsız bir şekil…indecently edepsizce, yakışıksızcaindiscriminately ayrım gözetmeksizin, rastgeleindisputably tartışmasız, muhakkakindistinctly belirsizce, hayal meyalindubitably şüphesiz, kuşkusuzindulgently hoşgörüyle, yüz vererekindustriously gayretle, çalışkancaineptly beceriksizce, acemice, yetersiz b…inevitably kaçınılmaz bir şekilde, ister ist…infamously kötü şöhretiyle, adı çıkmış bir ş…infinitely son derece, sonsuz bir şekilde, k…infrequently seyrek olarak, nadireningeniously dahiyane bir şekilde, ustaca, zek…injudiciously mantıksızca, tedbirsizce, düşünce…innately doğuştan, yaradılıştan, fıtrateninordinately aşırı derecede, gereğinden fazla,…inquisitively merakla, sorgulayarakinsatiably doymak bilmez bir şekilde, açgözl…inscrutably esrarengiz bir şekilde, anlaşılam…insincerely samimiyetsizce, iki yüzlüceinsolently küstahça, saygısızca, yüzsüzceinstantly derhal, anında, hemeninsufferably dayanılmaz biçimde, çekilmez dere…insultingly aşağılayıcı bir şekilde, hakaretv…intelligibly anlaşılır biçimde, açıkçaintensely yoğun bir şekilde, şiddetle, son…intentionally kasten, bilerek, kasıtlı olarakintently dikkatle, pür dikkat, gözünü dike…identical to ... ile aynı, tıpatıp benzeridentical özdeş, aynı, farksızidentify with özdeşleşmek, kendini ... ile bir…ignite ateşlemek, tutuşturmak, (tartışma…ignition ateşleme, kontak, tutuşmaignorance cehalet, bilgisizlik, habersiz ol…ignorant of (-den) habersiz, bilgisizill-bred görgüsüz, terbiyesiz, kötü yetişt…illegible okunaksızillegitimacy gayrimeşruluk, yasaya aykırılıkillicit yasadışı, kanunsuz, haram (yasakl…illiteracy okuma yazma bilmeme, cehaletilliterate okuma yazma bilmeyen, cahilill-treat kötü davranmak, kötü muamele etmekillustrious seçkin, ünlü, şöhretli, saygınillustrative of göstergesi olan, ... açısından aç…imbecile geri zekalı, aptal, budalaimbue aşılamak, doldurmak, (fikir/duygu…imitate taklit etmek, öykünmekimitation taklit, kopya, imitasyonimmaculate kusursuz, tertemiz, lekesizimmemorial hatırlanamayacak kadar eski, kadimimmensity enginlik, büyüklük, uçsuz bucaksı…immerse daldırmak, batırmak; (mec.) kendi…immersion dalma, batırma, (bir konuya) yoğu…imminent eli kulağında, olması yakın (gene…immobile hareketsiz, sabitimmobilize hareketsiz kılmak, sabitlemekimmodest edepsiz, müstehcen; küstah, kendi…immortalize ölümsüzleştirmekimmune bağışık, etkilenmez, muafimmunise against bağışıklık kazandırmak, aşılamakimmunity bağışıklık; dokunulmazlıkimpair bozmak, zarar vermek, zayıflatmakimpaired engelli, özürlü; bozuk, hasar gör…impairment bozukluk, sakatlık, engelimpale kazığa oturtmak, (sivri bir şeyi)…impartial to yansız, tarafsız, adilimpassable geçit vermez, geçilmez, aşılmazimpassive duygusuz, hissiz, soğukkanlıimpeach suçlamak (devlet adamını), itham…impeachment suçlama, itham (devlet görevlisi)impeccable kusursuz, hatasız, mükemmelimpel zorlamak, itmek, sevk etmekimpend (tehlike vb.) yaklaşmak, eli kula…impenetrable nüfuz edilemez, içine girilemez;…impenitent pişman olmayan, tövbe etmeyenimperative zorunlu, mecburi, hayati önem taş…imperfect kusurlu, eksik, hatalıimperishable çürümez, yok olmaz, ölümsüzimpermanent geçici, kalıcı olmayanimpersonal kişisel olmayan, nesnel; soğuk, m…impertinent to saygısız, küstah; (konuyla) alaka…impervious geçirmez, sızdırmaz; (eleştiri vb…impetuous aceleci, düşünmeden hareket eden,…impetus itici güç, ivme, hızimpious dinsiz, imansız, kutsal değerlere…implant nakletmek (doku/organ), yerleştir…implausible inanılması güç, mantıksız, akıl a…implicate in bulaştırmak, (suça) karıştırmak,…implication muhtemel sonuç/etki; ima; (suça)…imply ima etmek, kastetmek; gerektirmekimportance önem, ehemmiyetimpose on dayatmak, koymak (vergi/yasa); yü…imposter sahtekar, dolandırıcı (kimlik hır…impotence güçsüzlük, iktidarsızlık, acizlikimpoverished yoksullaşmış, fakir düşmüş; (topr…impractical kullanışsız, pratik olmayan, uygu…impression izlenim, kanı; baskı, izimpromptu doğaçlama, hazırlıksızimproper uygunsuz, yakışıksız, yanlışimprovise doğaçlama yapmak, (eldeki imkanla…imprudent basiretsiz, tedbirsiz, düşüncesizimpulsive fevri, düşünmeden hareket eden, d…impurity kirlilik, saflığı bozan şey (yaba…impute atfetmek, yüklemek (genelde suç/k…inability yetersizlik, acizlik, yapamamainaccuracy hata, yanlışlık, doğruluktan sapmainadvertent kasıtsız, istemeyerek yapılan, ka…inane anlamsız, saçma, boşinaugurate açılışını yapmak, (göreve) başlat…inauguration açılış töreni, yemin töreni (başk…inauspicious uğursuz, şanssız, hayırsızincalculable hesaplanamaz, paha biçilemez, çok…incarnate vücut bulmuş, somutlaşmış, (insan…incident olay, vaka, hadiseincidental tali, önemsiz, tesadüfi, yan (mas…incise oymak, kazımak, (cerrahide) kesmekincisive keskin, iğneleyici, zekice, isabe…incite kışkırtmak, teşvik etmek, körükle…incitement kışkırtma, tahrik, teşvikinclusion dahil etme, kapsama, içermeinclusive kapsamlı, dahil, her şey dahilincoherence tutarsızlık, insicamsızlık, kopuk…incomparable kıyaslanamaz, eşsiz, emsalsizincompatible uyumsuz, bağdaşmazinconceivable akıl almaz, inanılmaz, düşünülemezinconsistent tutarsız, çelişkili, istikrarsızincorporate dahil etmek, bünyesine katmak, bi…increase in ...'de artış, ...'de büyümeincriminate suçlamak, suça ortak etmek, ele v…incubate kuluçkaya yatmak, (hastalık) kulu…incubation kuluçka dönemi, geliştirme süreciinculcate (fikir/değer) aşılamak, telkin et…incur (borç/zarar) altına girmek, maruz…indebted to minnettar, borçluindex dizin, endeks, göstergeindicate göstermek, belirtmek, işaret etmekindication belirti, gösterge, işaretindicative göstergesi olan, belirten, işaret…indictment iddianame, resmi suçlama, (kötü b…indifferent to kayıtsız, ilgisiz, umursamazindignant içerlemiş, kızgın, (haksızlığa) ö…indirect dolaylı, imalıindiscreet pot kıran, düşüncesiz, ağzı gevşe…indispensable vazgeçilmez, zorunlu, elzemindistinct belirsiz, seçilemeyen, bulanıkindivisible bölünemez, ayrılmazindoctrinate fikir aşılamak, empoze etmek, (be…indolence tembellik, uyuşukluk, üşengeçlikindoor dahili, kapalı mekan, bina içiinducement teşvik, saik, güdü, rüşvetinduct resmen göreve başlatmak, askere a…induction tümevarım, göreve başlatma, tetik…indulge in kendini kaptırmak, müptela olmak,…indulgence hoşgörü, şımartma, düşkünlük, zevkindulgent hoşgörülü, yüz veren, müsamahakarindustrious çalışkan, gayretli, üretkeninedible yenmez, yenilemez, yemek için uyg…ineligible seçilemez, niteliksiz, uygun değilinequality eşitsizlikinescapable kaçınılmaz, kurtulunamaz, zaruriinestimable paha biçilmez, takdir edilemez (b…inexcusable affedilemez, bağışlanamaz, mazere…inexplicable açıklanamaz, izah edilemez, sebep…infancy bebeklik, başlangıç evresiinfant bebek, küçük çocuk (genelde 1 yaş…infantry piyade, yaya askerinfect with (hastalık/mikrop) bulaştırmak, en…infer from sonuç çıkarmak, anlam çıkarmak, ç…inference çıkarım, sonuç, istidlalinferior to daha aşağı, kalitesiz, altinferiority aşağılık, düşüklük (kalite/statü)…infertility kısırlık, verimsizlikinfest istila etmek, (böcek/fare) sarmak…infested with ...ile kaynayan, istila edilmişinfidel kafir, imansız, dinsizinfiltrate sızmak, gizlice girmek, içine süz…infinity sonsuzlukinfirmity güçsüzlük, dermanızlık, yaşlılık…inflammation iltihap, yangıinflate şişirmek, (fiyat) artırmak, abart…inflated şişirilmiş, abartılı (fiyat/ego/s…inflect (dilbilgisi) çekimlemek, (ses) to…inflict on (acı/ceza) çektirmek, uğratmak, (…infliction (ceza/acı) verme, çektirmeinfluence on üzerindeki etkiinfluential etkili, nüfuzlu, sözü geçeninfluenza grip, paçavra hastalığıinflux akın, giriş (insan/para seli), hü…inform of haberdar etmek, bildirmek, bilgi…information about ...hakkında bilgiinfrastructure altyapıinfringe ihlal etmek, çiğnemek (kuralı/hak…infringement ihlal, (hak) çiğneme, tecavüzinfuse demlemek (çay), aşılamak (fikir/c…ingenuity yaratıcılık, hüner, kıvrak zekaingredient malzeme, içerik, bileşen, unsurinhabit yaşamak, ikamet etmek, mesken tut…inheritor mirasçı, varisinitiate başlatmak, ön ayak olmak, (bir gr…initiation başlatma, (üyeliğe) kabul töreni,…initiative girişim, inisiyatif, öncelikinject enjekte etmek, şırınga etmek, (pa…injure yaralamak, incitmek, zarar vermekinjurious to zararlı, inciticiinjurious zararlı, incitici, onur kırıcıinjury yaralanma, hasar, sakatlıkink mürekkepinland denizden uzak, iç kesim, yurtiçiinfluence etki, nüfuz, sözü geçmeinmate mahkum, tutuklu, (kurum) sakiniinner iç, dahili, manevi/gizliinnocent of (-den) suçsuz, masum, habersizinnovation yenilik, buluş, inovasyoninoculate against aşılamak (fikir veya tıbbi)inoculation aşılama, aşıinquire sormak, soruşturmak, bilgi edinmekinquiry soruşturma, sorgu, araştırmainquisitive meraklı, araştırmacı, sorgulayıcıinsatiable doyumsuz, tatmin olmaz, açgözlüinscribe yazmak (kazıyarak), kaydetmek, it…inscription yazıt, kitabe, üzerine yazmainsect böcek, haşereinsert içine sokmak, yerleştirmek, eklem…insincerity samimiyetsizlik, iki yüzlülükinsinuate ima etmek, üstü kapalı söylemek,…insistence on ısrar, dayatma, üzerinde durmainsolence küstahlık, saygısızlık, arsızlıkinsomnia uykusuzluk hastalığıinspect denetlemek, teftiş etmek, incelem…inspection denetim, teftiş, muayeneinspector müfettiş, denetçiinspire ilham vermek, teşvik etmek, esinl…installation kurulum, tesisat, montaj, yerleşt…installment taksit, bölüm (dizi/roman)instance örnek, vaka, duruminstant ani, hemen olan, anlıkinstigate kışkırtmak, körüklemek, (olay) ba…instigator kışkırtıcı, elebaşıinstinctive içgüdüsel, doğuştan geleninstitution kurum, kuruluş, müessese, yerleşm…instruct talimat vermek, eğitmek, öğretmekinstruction talimat, yönerge, öğretiminstructive öğretici, eğitici, bilgi vericiinstrumental etkili, aracı olan, yardımcı (rol…insulate yalıtmak, izole etmek, korumakinsulation yalıtım, izolasyoninsurance sigorta, güvenceinsure against sigortalamak, sağlama almak, gara…insurgent isyancı, başkaldıran, asiintegrate bütünleşmek, birleşmek, entegre e…integrated bütünleşik, entegre, birleşmişintegration bütünleşme, entegrasyon, uyumintegrity dürüstlük, bütünlük, tamlıkintend niyet etmek, amaçlamak, kastetmekintensify şiddetlendirmek, yoğunlaştırmak,…intent on (bir şeye) niyetli, kararlı, odak…intent niyet, maksat, amaçintention of niyet, maksat, kasıtinteract with etkileşime girmek, iletişim kurmakintercede aracılık etmek, araya girmek (uzl…intercourse ilişki, münasebet (cinsel veya so…interest in ilgi, alakainterest faiz, çıkar, menfaatinterfere müdahale etmek, karışmak, araya g…interfere with engellemek, aksatmakinterference müdahale, karışma, parazit · enge…interior iç, dahili, iç kısım · ülkenin iç…interject laf atmak, araya laf sıkıştırmak,…interminably bitmek tükenmek bilmez bir şekild…intermittently aralıklı olarak, kesik kesikinternalize içselleştirmek, benimsemekinterpose araya girmek, araya koymakinterpret yorumlamak, anlam çıkarmak, çevir…interpretation yorum, yorumlama, tefsirinterrelate birbiriyle ilişki kurmak/olmak, k…interrelated birbiriyle ilişkili, bağlantılıinterrogation sorgulama, istintakinterrupt sözünü kesmek, yarıda kesmek, ara…interruption kesinti, sekte, ara vermeintertwine birbirine dolanmak, iç içe geçmekinterval aralık, zaman aralığı, mesafeintervene müdahale etmek, araya girmekintervention müdahale, karışmaintimidate gözdağı vermek, sindirmek, korkut…intolerable dayanılmaz, çekilmez, tahammül ed…intolerant hoşgörüsüz, tahammülsüzintoxicate sarhoş etmek, zehirlemek, (mutlul…intoxicated sarhoş, alkollüintrepidly cesurca, korkusuzcaintricate karmaşık, girift, çetrefilliintricately karmaşık/ince bir şekilde, detayl…intrigue entrika, dolap, gizli iş · ilgisi…introduction giriş, tanıtım, takdim, piyasaya…introspection iç gözlem, kendi kendini dinleme/…intrude on izinsiz girmek, rahatsız etmek, t…intruder davetsiz misafir, haneye tecavüz…intrusion izinsiz giriş, ihlal, müdahaleinvalidate geçersiz kılmak, iptal etmek, çür…invariably daima, şaşmaz bir şekilde, sürekliinversion tersine çevirme, devrik yapı, ter…invert tersine çevirmek, baş aşağı etmekinvertebrate omurgasızinvest yatırım yapmakinvestment yatırıminvestor yatırımcı, iştirakçiinvigoratingly canlandırıcı bir şekilde, güç ver…invitation davet, çağrıinvoice faturainvoke (yasa vb.) yürürlüğe koymak, başv…involve içermek, kapsamak, gerektirmek, (…involvement dahil olma, ilişki, katılım, karı…irascibly sinirli bir şekilde, öfkeyleironic ironik, alaycı, (durum için) gari…ironically işin garibi, alaycı bir şekildeirrationally mantıksızca, akıl dışı bir şekildeirrefutably çürütülemez bir şekilde, inkar ed…irrelevant ilgisiz, alakasız, konu dışıirrepressible bastırılamaz, zaptedilemez, (duyg…irresistible karşı konulmaz, dayanılmazirresolute kararsız, tereddütlüirrespective of -e bakılmaksızın, gözetilmeksizin…irresponsibly sorumsuzcairrigate sulamakirrigation sulamairritably sinirli bir şekilde, asabiceirritant tahriş edici madde, rahatsızlık k…irritate kızdırmak, sinirlendirmek, tahriş…irritation kızgınlık, sinirlenme, tahriş (tı…isolate soyutlamak, tecrit etmek, ayırmakisolated tecrit edilmiş, izole, ıssız, tek…issue konu, mesele, sayı (dergi vb.), (…itch kaşınmak, kaşıntıitchy kaşınan, kaşındıranitinerary seyahat programı, güzergahivory fildişi

J 29

jab dürtmek, (yumruk/iğne) saplamakjackpot büyük ikramiyejail hapishane · hapsetmek, tutuklamakjam sıkışmak, kilitlemek, (trafiği) t…jar kavanozjargon mesleki dil, jargonjaundice sarılıkjauntily havalı bir şekilde, neşeylejaw çenejealous kıskançjealously kıskançlıklajerk ani sarsıntı, (argo) aşağılık her…jingle şıngırdamak, (reklam) müziğijog hafif koşu yapmak, (hafıza) dürtm…join katılmak, birleştirmek, üye olmakjoint ortak, müşterek · eklem, bağlantı…joshingly şakayla karışık, takılarakjot hemen not almak (genelde 'down' i…jovially neşeyle, şen şakrak bir şekildejoy sevinç, neşe, mutlulukjubilantly coşkuyla, büyük bir sevinçlejudicial adli, yargısaljudicious mantıklı, sağduyulu, tedbirlijudiciously akıllıca, sağduyulu bir şekildejumble karmakarışık etmek, (isim: karışı…just adil, haklı, (zarf: sadece, tam)justice adaletjustification gerekçe, haklı neden, mazeret · h…justify haklı çıkarmak, meşrulaştırmak, g…

K 23

keen on meraklı, hevesli, düşkünkeenly keskin bir şekilde, hevesle, deri…keep on devam etmek, sürdürmekkennel köpek kulübesikerosene gazyağıkeystone kilit taşı, temel esas, en önemli…kidney böbrekkind to -e karşı nazik/kibarkinship akrabalık, hısımlık, yakınlık (du…kite uçurtmakitten kedi yavrusuknavishly düzenbazlıkla, sahtekarcaknead yoğurmak, ovmak (masaj)knee dizknee-deep diz boyu, (bir işe/borca) batmışknit örmek, (kaş) çatmak, (kemiği) kay…knock vurmak (kapı vb.), çarpmak, eleşt…knot düğüm · düğümlemek, düğüm atmakknow of haberdar olmak, bilmek (duymuşluğ…know-how teknik bilgi, uzmanlık, birikimknowledge of ...hakkında bilgi, vukufknuckle parmak eklemikookily kaçıkça, budalaca, tuhaf bir şeki…

L 151

label etiketlemek, (biri olarak) yaftal…laborious zahmetli, meşakkatli, çok uğraş i…laboriously zahmetle, binbir güçlüklelabour emek, iş gücü, çalışma, doğum san…lace dantel, ayakkabı bağı · bağlamak…lack eksiklik, yokluk, (fiil: yoksun o…lacking eksik, yoksun, yetersizlaconic az ve öz (konuşan), sözü kısa kes…laconically kısa ve öz bir şekilde, lafı uzat…lag geri kalmak, gecikmek, ağır kalmaklaggard geride kalan, ağırkanlı, uyuşuklamb kuzu, kuzu etilamely topallayarak, inandırıcı olmayan…lament ağıt, yas, keder · yas tutmak, ha…lance mızrak; (tıpta) neşterle yarmakland yere inmek, karaya çıkmak, konmaklandfall karaya varış (fırtına, gemi vb.)landing iniş, karaya çıkmalandlord / landlady ev sahibi / ev sahibesi (mülk sah…landmine kara mayınılandscape manzara, peyzaj, genel görünüm (s…landslide toprak kayması, heyelan; (seçimde…lantern fenerlap kucak; tur (yarış); (dalgalar içi…lapse hata, boşluk; hükmü kalmamak, son…lard domuz yağılasciviously şehvetle, azgıncalatch kapı mandalı, sürgü; mandallamaklately son zamanlarda, geçenlerdelatitude enlem; hareket serbestliği, geniş…latter ikincisi, sonuncusu, sonradan gel…laudably takdire şayan bir şekilde, övgüylelaugh gülmek; (bir şeye) gülüp geçmeklaughter kahkaha, gülüşlaundry çamaşırhane, kirli çamaşırlar, yı…lavishly cömertçe, savurganlıkla, bol kese…law-abiding yasalara saygılı, kanuna uyanlawful kanuni, yasal, meşrulawlessly kanunsuzca, yasa tanımaz bir şeki…lawn çimenlik, çayırlawsuit dava, hukuk davasılay sermek, yatırmak; (yumurta) yumur…laze tembelce vakit geçirmek, miskinli…lead önderlik etmek, yönetmek; yol açm…leading önde gelen, başlıca, liderleaf yaprakleaflet broşür, el ilanıleak sızmak, sızdırmak; (bilgi) sızdır…leakage sızıntı, akıntıleaky sızdıran, deliklean against bir yere yaslanmak, dayanmaklean ince, zayıf; (et için) yağsızleap sıçramak, atlamak; (büyük) artış,…leave ayrılmak, terk etmek; bırakmaklecherous şehvet düşkünü, uçkuruna düşkünleer yan gözle bakmak, pis pis sırıtma…legalize yasallaştırmak, meşrulaştırmaklegislation mevzuat, yasalar, yasa yapma · ya…legitimacy meşruluk, yasallıklegitimize meşrulaştırmak, yasal/haklı göste…leisurely acelesiz, rahat, telaşsız · salla…lend ödünç vermek, borç vermeklengthen uzatmak, uzamak (süre/boyut)lengthy uzun süreli, çok uzun, detaylıleniently hoşgörüyle, yumuşak bir şekildelesion doku bozukluğu, yara, lezyonlessen azalmak, azaltmak, hafifletmeklet izin vermek, bırakmaklethargically uyuşukça, ağırkanlı bir şekildelettuce marulleukemia lösemi, kan kanserilevy vergi koymak, (parayı/vergiyi) zo…lewdly ahlaksızca, edepsizceliable to yatkın olmak, olası olmakliable sorumlu, mesul; yükümlüliaison irtibat, bağlantı, ilişkiliberally cömertçe, bolcaliberate özgür bırakmak, kurtarmaklicentiously çapkınca, ahlaksızca, kural tanım…lick yalamaklie yalan söylemek; uzanmak, yatmak;…lieutenant teğmen, yardımcılifebelt cankurtaran simidi, cankurtaran k…lifeboat cankurtaran sandalı, kurtarma botulifeguard cankurtaran (havuz/plaj görevlisi)lifelong ömür boyu süren, hayat boyulifespan yaşam süresi, ömürlift asansör; kaldırma; (arabayla) göt…lighten hafifletmek, aydınlatmaklight-hearted kaygısız, neşeli, tasasızlimb uzuv (kol, bacak), dal (ağaç)lime kireç; misket limonulimit on bir şeye sınır koymak, kısıtlamaklimp topallamak; gevşek, halsizlimpid berrak, saydam, durulimply gevşekçe, halsizceline çizgi, hat, sıra; (ürün) serisilinen keten (kumaş); çarşaf takımılinger oyalanmak, gitmemek; (koku vb.) k…lip dudak; kenar (bardak vb.)lip-reading dudak okumalipstick rujliquid sıvı, akışkanliquefy sıvılaştırmak, eritmeklisten dinlemek, kulak vermeklistlessly isteksizce, cansızca, umarsızcaliteracy okuryazarlık, okuma yazma becerisiliterate okuryazar, eğitimli, kültürlülitter çöp atmak, (etrafı) kirletmek · ç…livable yaşanabilir, oturmaya elverişlilive on ile geçinmek, (bir şeyle) beslenm…livelihood geçim kaynağı, rızıklizard kertenkeleload yüklemek, doldurmakloan borç vermek, ödünç vermek (ABD ku…loathe tiksinmek, nefret etmek, iğrenmeklocalize yerelleştirmek, yerini belirlemek…lodging konaklama, kalacak yerloftily kibirle, üstten bakarak, azametlelog kayıt tutmak, sisteme girmek · kü…logic mantık, muhakemeloiter oyalanmak, (sokakta vb.) amaçsızc…long for özlemek, hasretini çekmek, çok is…longing hasret, özlem, arzulongingly özlemle, hasretlelongitude boylam (coğrafya)look at bakmak, incelemek, gözden geçirme…loom (tehlike vb.) belirmek, kapıda ol…loose gevşek, bol, serbestloosely gevşekçe, kabaca, tam olmayaraklot kura, kader, kısmet; parça/grup;…loud yüksek sesli, gürültülülove for ...'ya duyulan sevgi/aşklower düşürmek, indirmek, azaltmaklowly mütevazı, düşük rütbeli, önemsiz…loyal to ...'ya sadık, bağlıloyally sadakatle, bağlılıklalucidly açık ve net bir şekilde, berrakçaluck şans, talihlucrative kârlı, kazançlı, getirisi yüksekludicrously gülünç bir şekilde, saçma sapanlump yumru, şişkinlik; topak; parça ·…lung akciğerlurch sendelemek, yana yatmak, sarsılmaklure cezbetmek, kandırmak, tuzağa çekm…lurk pusuya yatmak, gizlenmek, (tehlik…lust şehvet, tutku, şiddetli arzulustfully şehvetle, büyük bir arzuylalustily canlılıkla, hevesle, gür bir şeki…luxuriantly gür bir şekilde (bitki vb.), bere…lynch linç etmek

M 187

madden delirtmek, çileden çıkarmakmediator arabulucu, uzlaştırıcımadness delilik, çılgınlık, cinnetmagistrate sulh hakimi, yargıçmagnanimous yüce gönüllü, bağışlayıcı, alicen…magnanimously yüce gönüllülükle, cömertçemagnet mıknatıs; cazibe merkezimagnify büyütmek, abartmakmaid hizmetçi, temizlikçimaiden ilk (sefer/konuşma vb.); bekar ge…maim sakatlamak, sakat bırakmakmainstream ana akım, genel geçer, yaygınmajor ana dalı olmak (eğitim); büyük, ö…majority çoğunlukmalady hastalık, illet, sorunmalaria sıtmamalevolence kötü niyet, hainlik, kinmalevolent kötü niyetli, hain, zarar vericimalevolently kötü niyetle, haincemalfunction arıza, bozukluk; arıza yapmakmalice kötü niyet, kasıt, kinmaliciously kasten, kötü niyetlemalignancy kötü huyluluk (tümör); kin, garazmalignantly ölümcül şekilde, kötü huylu olarakmalnutrition kötü beslenme, yetersiz beslenmemalpractice görevi kötüye kullanma, mesleki i…maltreat kötü davranmak, hırpalamak, eziye…mammal memeli hayvanmanageable idare edilebilir, yönetilebilir,…managerial yönetimsel, idarimaneuver manevra, taktik hareket; manevra…mangle parçalamak, ezmek, tanınmaz hale…manhood erkeklik, yetişkinlik (erkek için)manifestly açıkça, besbelli, aşikar bir şeki…manipulate manipüle etmek, (hileyle) yönlend…mankind insanlık, insanoğlumanly erkeksi, yiğitçe, erkeğe yakışanmanner tarz, tutum, davranış biçimimanpower insan gücü, işgücümansion konak, malikane, köşkmanual elle yapılan (sıfat); el kitabı,…manuscript el yazması, taslak (kitap vb.)marble mermermark as olarak işaretlemek, nitelendirmekmark işaret, iz, leke; not (sınav); iş…marked belirgin, göze çarpanmarsh bataklıkmarshy bataklık (arazi), sulakmartial askeri, savaşa aitmarvelous muhteşem, harika, fevkalademarvelously harika bir şekilde, mucizevi biçi…masculine eril, erkeğe özgü, erkeksimash ezmek, püre haline getirmekmass kütle, yığın, çoğunluk; (fiil) bi…master uzmanlaşmak, hakim olmak; (isim)…masterpiece şaheser, başyapıtmastery over hakimiyet, üstünlük, tam kontrolmatch against ile karşılaştırmak, rakip olarak…match eşleşmek, uymak; (isim) maç, uyum…mate eş, arkadaş; (fiil) çiftleşmekmaterialize gerçekleşmek, somutlaşmak, ortaya…maternity annelik, analıkmatter önem taşımak, önemli olmak; (isim…municipality belediye, yerel yönetimmaxim düstur, özdeyiş, kuralmayor belediye başkanımeager yetersiz, kıt, cılız, azmeal yemek, öğünmeans of yoluyla, vasıtasıyla, aracıylameasles kızamıkmedal madalyameddle burnunu sokmak, karışmak (istenme…medication ilaç, ilaç tedavisimediocre vasat, sıradan, orta hallimeditate derin düşünmek, meditasyon yapmakmeekly uysalca, sessizce, boyun eğerekmellow yumuşak (tat/ses), olgun, sakinmelt erimek, eritmekmemorably unutulmaz bir şekilde, akılda kal…menace tehdit, tehlike, baş belasımenacingly tehditkar bir şekildemenial vasıfsız, önemsiz, basit (iş), hi…mental zihinsel, aklimentality zihniyet, anlayış, düşünce yapısımention bahsetmek, değinmek, adını geçirm…mercenary paralı asker; (sıfat) paracı, çık…mercury cıva (element)merge with ile birleşmek, kaynaşmakmerger birleşme (şirket vb.), kaynaşmamerit liyakat, değer, erdem, hak etmemeritoriously övülen bir şekilde, liyakatlemessy dağınık, pasaklı, karışıkmetaphor mecaz, metafor, eğretilememeticulously titizlikle, kılı kırk yararak, bü…mid orta, ortasımidget cüce, minyatür (genellikle uyguns…mighty güçlü, kudretli, heybetlimild hafif, ılıman, yumuşak, nazikmildly kibarca, hafifçe, birazmilestone dönüm noktası, kilometre taşı, ön…mill değirmen; fabrika, imalathanemime pandomim yapmak, taklit etmek; (i…mince kıyma haline getirmek, (sözünü) s…mind önemsemek, dert etmek; (isim) zih…mindful of farkında, bilincinde, dikkate alanmindfully bilinçli olarak, dikkatlice, fark…mint nane; darphane; (sıfat) yepyeni/g…minutely en ince ayrıntısına kadar, incede…misbehave yaramazlık yapmak, kötü davranmak…miscalculate yanlış hesaplamak, hata yapmakmiscarriage düşük (gebelik); (hukuk) yanlışlı…miscarry düşük yapmak; (plan) boşa çıkmak,…miscellaneous çeşitli, muhtelif, türlü türlümischief yaramazlık, fesatlık, haylazlık,…mischievous yaramaz, haşarı, fesatmisconception yanlış kanı, yanlış anlama, kavra…miserably sefilce, perişan bir halde, berba…misery sefalet, ıstırap, perişanlıkmisinterpret yanlış yorumlamak, yanlış anlamakmislead yanıltmak, aldatmak, saptırmakmisleading yanıltıcı, aldatıcımisprint baskı hatası, dizgi yanlışımisspell yanlış yazmak, imla hatası yapmakmist buğulanmak, sisle kaplamak · sis,…mistaken hatalı, yanılmış, yanlışmistreat kötü davranmak, hırpalamak, eziye…misty sisli, puslu, bulanıkmitigate hafifletmek, azaltmak, yatıştırmakmitigation hafifletme, azaltma (etkiyi)mix with ile karıştırmak, kaynaşmak (sosya…mixture karışım, harmanmoan inlemek, sızlanmak, şikayet etmek…mobility hareketlilik, seyyariyet, değişke…mobilize harekete geçirmek, seferber etmek…mock alay etmek, dalga geçmek; (sıfat)…mockery alay, eğlenme, gülünç duruma düşü…mockingly alaycı bir şekilde, dalga geçerekmodesty tevazu, alçak gönüllülük, sadelik…modulate ayarlamak, düzenlemek, (ses) tonu…moist nemli, rutubetlimoisten nemlendirmek, ıslatmakmoisture nem, rutubetmold şekil vermek, kalıba dökmek; (isi…moldy küflü, küflenmişmomentous çok önemli, hayati, bir devri bel…monetarily parasal açıdan, mali bakımdanmonitor izlemek, gözlemlemek, takip etmek…monogamy tek eşlilik, monogamimonopolize tekelleştirmek, inhisarı altına a…monopoly tekel, inhisarmonument anıt, abidemood ruh hali, modmoodily huysuzca, karamsar bir şekildemoody huysuz, aksi, değişken ruh hallimop paspas · paspaslamak, silmekmoralize ahlak dersi vermek, ahkam kesmekmorbidly hastalıklı bir şekilde, korkunç d…morosely somurtkan bir şekilde, asık surat…mortar harç (inşaat); havan (silah/kap)moss yosunmortify yerin dibine sokmak, çok utandırm…mourn yas tutmak, kederlenmekmournfully kederli bir şekilde, acıklı bir h…mouth ağızmow (çim, ot) biçmekmuffler susturucu (egzoz), atkı/kaşkolmug gasp etmek, (sokakta) saldırıp so…mule katırmultilateral çok taraflı (anlaşma, görüşme)multitude kalabalık, yığın, çoklukmumble mırıldanmak, gevelemekmummy mumyamumps kabakulakmundane sıradan, dünyevi, bayağımundanely sıradan bir şekildemuse derin derin düşünmek, kafa yormakmushroom mantarmute sesini kısmak, sessize almak · se…mutilate sakatlamak, uzuv kesmek, tanınmaz…mutilation sakatlama, uzuv kesmemutinous asi, isyankarmutinously asice, isyankar bir şekildemutiny isyan, ayaklanma (askeri/gemi)mutter kendi kendine söylenmek, homurdan…muzzle sansürlemek, susturmak; ağızlık t…myriad sayısız, çok büyük sayımystery gizem, sır, muamma

N 80

nag dırdır etmek, başının etini yemeknail çivi; tırnaknaive saf, toy, deneyimsiznaively safçanaked çıplak, savunmasızname as olarak adlandırmak, atamaknap şekerleme, kısa uyku · şekerleme…napkin peçetenarration anlatım, öykülemenarrator anlatıcınationalize kamulaştırmak, devletleştirmeknative yerli, yerelnausea mide bulantısınauseate midesini bulandırmak, tiksindirmeknavigate yönünü bulmak, gezinmek, idare et…navigation seyir, yol bulma, navigasyonnavy donanma, deniz kuvvetlerinear-sighted miyop, uzağı göremeyenneat düzenli, tertipli, temizneatly düzgünce, tertipli bir şekildenecessary for ... için gereklineck boyunneed ihtiyaç duymak, gereksinimneedle iğne (dikiş/tıbbi)needy muhtaç, yoksulnegate etkisiz kılmak, çürütmek, reddetm…negation ret, inkar, olumsuzlamaneglect ihmal etmek, savsaklamakneglectful of ihmalkar, ... konusunda ilgisizneglectfully ihmalkarcanegligence ihmalkarlık, gafletnegligibly önemsiz derecede, göz ardı edileb…negotiable pazarlığa açık, görüşülebilirnegotiate with ... ile müzakere etmek, görüşmeknegotiation müzakere, görüşmenephew erkek yeğennerve sinir; cesaretnest yuvanestle kurulmak, yerleşmek, sığınmaknet net (kazanç vb.); ağ ile yakalamakneurotically sinirsel olarak, takıntılı bir şe…neutrality tarafsızlıknewcomer yeni gelen kimse, aceminewsagent gazete bayiinibble kemirmek, ufak ufak yemekniece kız yeğennightmare kabusnimble çevik, atiknimbly çevikçe, çabucaknobility asalet, soyluluknod başını sallamak (onay/selam)nomad göçebenomadic göçebe (yaşam tarzı)nominate as ... olarak aday göstermek, atamaknomination aday gösterme, adaylıknominee adaynonchalantly umursamazca, soğukkanlılıklanonfiction kurgusal olmayan, düz yazı (belge…nonstop durmaksızın, aktarmasıznoon öğle vakti, gün ortasınormative kural koyucu, standart belirleyen…nose burun, koku alma duyusunostalgia geçmişe özlem, sıla hasretinostalgic nostaljik, geçmişe özlem duyannotably özellikle, bilhassa, önemli ölçüdenotify bildirmek, haber vermek, tebliğ e…notion kavram, düşünce, inançnotorious adı çıkmış, kötü şöhretlinourishment beslenme, gıda, besinnovel yeni, orijinal, alışılmadık (sıfa…novelty yenilik, orijinallik, değişik şeynepotism akraba kayırma, torpilnucleus çekirdek, öznudge dürtmek, hafifçe itmek; teşvik et…nudity çıplaklıknumb uyuşmuş, hissiznurse bakımını yapmak, iyileştirmeye ça…nursery kreş, çocuk yuvası; fidanlıknut kabuklu yemiş (fındık, ceviz vb.)…nutriment gıda, besin maddesi

O 120

oak meşe ağacıoar kürek (sandal için)obedient itaatkar, söz dinleyenobediently itaatkar bir şekilde, uysalcaobfuscate kafa karıştırmak, (gerçeği) gizle…object to karşı çıkmak, itiraz etmekobjection itiraz, karşı çıkmaobjective hedef, amaç; nesnel, tarafsızobliquely dolaylı olarak, imalı bir şekildeoblivion unutulup gitme, yok olma, kayıtsı…oblivious habersiz, bihaber, kayıtsızobnoxious tiksindirici, itici, çekilmezobnoxiously tiksindirici bir şekildeobscene müstehcen, edepsiz, fahiş (fiyat…obscenely müstehcence, fahiş bir şekildeobscenity müstehcenlik, edepsizlik, küfürobscurely belirsizce, anlaşılmaz bir şekildeobscurity belirsizlik, bilinmezlikobsession takıntı, saplantıobsessive takıntılı, saplantılıobsessively saplantılı bir biçimdeobstinate inatçı, dik başlı; (sorun/hastalı…obstruct engellemek, tıkamak, mani olmakobstructive engelleyici, zorluk çıkaranobtrusively rahatsız edici/göze batacak şekil…obviate gereksiz kılmak, (ihtiyacı/sorunu…obviously açıkça, belli ki, besbellioccasion fırsat, durum, vesile, özel günoccasional ara sıra olan, nadir, tesadüfioccurrence meydana gelme, vaka, olayoculist göz doktoru (eski kullanım)odour koku (genelde nahoş)offence suç, kabahat; saldırı; hakaret/gü…offensively saldırganca, kaba bir şekildeogle gözleriyle taciz etmek, dik dik b…oily yağlı; (kişi için) yılışık/yapmac…ominously uğursuzca, hayra alamet olmayan b…omission ihmal, hariç tutma, atlama, eksik…omit çıkarmak, dahil etmemek, ihmal et…omnipotence her şeye gücü yetme durumu, mutla…omnipotent her şeye gücü yeten, kadir-i mutl…omniscient her şeyi bilenomnivorous hepçil, her şeyi yiyen (hem et he…onlooker seyirci, izleyici, görgü tanığıonward ileri, ileriye doğruopaquely donuk bir şekilde, anlaşılmaz biç…open-handed eli açık, cömertopening açılış; fırsat/boş kadro; delik/a…open-minded açık fikirli, önyargısızoperate on ameliyat etmek; üzerinde işlem ya…operative işleyen, yürürlükte, faalopinionated sabit fikirli, inatçı, kendi fikr…opium afyonopponent rakip, muhalifoppose karşı çıkmak, muhalefet etmekopposing karşıt, muhalifopposition muhalefet, karşı koymaoppression baskı, zulümoppressive baskıcı, zalim; (hava için) bunal…oppressively baskıcı bir şekilde; bunaltıcı bi…opt seçmek, tercih etmekopulent zengin, şatafatlı, bolopulently bolca, şatafatlı bir şekildeoral sözlü; ağızla ilgiliorbit yörünge; yörüngede dönmekordeal çile, zorlu sınav, ateşten gömlek…order emretmek; sipariş vermek; düzenle…orientate yönlendirmek, alıştırmak, (yönünü…orientation uyum, yönelim, yönlendirmeoriginate meydana gelmek, kaynaklanmak, ort…ornament süs, bezemeornamentally süs olarak, dekoratif amaçlaornately süslü bir şekilde, şatafatlıcaoscillate salınım yapmak, dalgalanmak; (fik…oscillation salınım, titreşim, tereddütostensibly görünürde, sözdeostentation gösteriş, caka, şatafatostentatious gösterişçi, gösteriş meraklısıostentatiously gösterişli bir şekilde, caka sata…oust görevden uzaklaştırmak, atmak, sa…outbreak salgın, patlak verme, başlangıçoutcome sonuç, netice, akıbetoutcry büyük tepki, feryat, toplu itirazoutfit kıyafet, takım, teçhizatoutgoing dışa dönük, cana yakın; görevi bı…outlandishly acayip bir şekilde, tuhafçaoutlaw yasaklamak, yasa dışı ilan etmek;…outlet satış mağazası; çıkış noktası, de…outline taslak, ana hatlar, özet · taslağ…outlook bakış açısı, tutum; görünüm, muht…outlying merkezden uzak, kıyıdaki, ücraoutnumber sayıca üstün gelmek, sayıca geçmekoutput çıktı, üretim, verim, hasılaoutrage büyük öfke, hiddet; rezalet, haka…outrun geçmek, daha hızlı koşmak, geride…outset başlangıç, başoutspoken açık sözlü, dobra, sözünü sakınma…outward dış, harici, dışarıya doğruoutwardly görünüşte, dıştan, haricenoutwit zekasıyla alt etmek, kurnazlıkla…ovation alkış tufanı, büyük tezahüratoven fırınoverall genel, kapsamlı, tümoverbearing baskıcı, otoriter, hükmediciovercast bulutlu, kapalı (hava)overdo aşırıya kaçmak, abartmakoverdue vadesi geçmiş, gecikmişoverhear kulak misafiri olmak, tesadüfen i…overjoyed çok sevinçli, sevinçten havalara…overload aşırı yüklemek, fazla yük bindirm…oversize normalden iri, büyük boy, çok büy…overtake sollamak, geride bırakmak; (duygu…overview genel bakış, özet, icmaloverwhelm bunaltmak, ezmek, (duygu/iş) boğm…overwhelming ezici, karşı konulamaz, bunaltıcı…owe borçlu olmak; minnettar olmakowl baykuşown sahip olmakox öküzoyster istiridye

P 399

play host to ev sahipliği yapmak, ağırlamakpacific barışçıl, sakin, uzlaştırıcıpacify yatıştırmak, sakinleştirmek, barı…pact anlaşma, pakt, sözleşmepaddle kürek çekmek; kürekpainstakingly titizlikle, özenle, büyük bir dik…pair çift; eşleştirmekpalatably lezzetle, damak tadına uygun şeki…palatial saray gibi, görkemli, şatafatlıpalm avuç içi; palmiyepaltry değersiz, önemsiz, eften püften (…pamphlet broşür, el ilanı, risalepan tava, tepsipandemic küresel salgın, pandemikpandemonium kıyamet, büyük gürültü, kargaşa,…panoramic panoramik, kuşbakışı, geniş açılıpant soluk soluğa kalmak, hızlı solumakparade resmi geçit, tören, yürüyüşparadoxically çelişkili bir şekilde, aksine, te…paramount en önemli, üstün, yüce, asliparaphrase başka sözcüklerle ifade etmek, aç…paratroops paraşütçü birliğipardon affetmek, bağışlamakpardonably hoş görülebilir biçimde, affedili…parlour oturma odası, salon; dükkan (güze…parsimoniously cimrice, eli sıkı bir şekilde, id…part ayrılmak, bölünmek; kısım, parçapartake katılmak, yer almak; (yemekten) y…participate in katılmak, iştirak etmekpassion for tutku, hırs, arzupassionately tutkuyla, ihtirasla, hararetlepasta makarnapaste yapıştırmak; macun, hamurpastry hamur işi, börek, çörekpasture otlak, merapat hafifçe vurmak, sıvazlamak, okşam…patch yama; küçük arsa/parça; düzeltmek…patently apaçık, bariz bir şekilde, külliy…paternal baba ile ilgili, babaya ait, baba…path patika, yol, güzergahpathetic acınası, zavallı; dokunaklıpathetically acıklı bir halde, zavallıcapathway yol, iz, patikapatient with sabırlı, tahammüllüpatriarchal ataerkilpatriarchy ataerkillik, ataerkil düzenpatriot vatansever, yurtseverpatrol devriye gezmek, kolaçan etmek · d…patronage himaye, koruma, destek; kayırmacı…pattern kalıp, tarz, model, örüntü, desen…paucity azlık, kıtlık, yetersizlikpavement kaldırım (yaya)paw pati, pençepawnbroker rehinci, ödünç para verenpay for bedelini ödemek, cezasını çekmek;…payroll maaş bordrosu, çalışan listesipear armutpearl inci, kıymetli şeypeasant köylü, çiftçi, rençperpebble çakıl taşıpeck gagalamak, (hafifçe) öpmekpeculiar to -e özgü, şahsına münhasırpeculiarly tuhaf bir şekilde, bilhassapedantic bilgiçlik taslayan, kılı kırk yar…peddle seyyar satıcılık yapmak, (fikir)…peddler seyyar satıcı, işportacıpedestrian yaya, (mec.) sıradan/yavanpediatrician çocuk doktorupeel kabuğunu soymak, kabukpeep gizlice bakmak, dikizlemek, cıvıl…peer dikkatle bakmak, süzmek · akran,…pejorative aşağılayıcı, küçümseyicipenalize cezalandırmak, dezavantajlı durum…pendent asılı, sarkanpending eli kulağında, askıda, -e kadarpeninsula yarımadapenitence pişmanlık, tövbe, nedametpenitent pişman, tövbekarpension emekli maaşı, pansiyonpensive dalgın, düşüncelipensively dalgınlıkla, düşünceli bir şekildepepper biber, (fiil) soru yağmuruna tutm…perceive as ...olarak algılamak, görmekperception algı, kavrayışperceptive sezgileri güçlü, ferasetli, anlay…perennial uzun ömürlü, daimi, yıllanmışperennially sürekli olarak, bitmez tükenmez b…perforated delikli, zımbalıperforation delme, delikperform yerine getirmek, uygulamak, icra…perfunctory baştan savma, üstünkörü, kerhenperilous çok tehlikeli, vahimperilously tehlikeli bir şekildeperimeter çevre (uzunluğu), dış sınırperiodical süreli yayın, dergiperipheral çevresel, ikincil, önemsizperish yok olmak, ölmek, (gıda) bozulmakperishable çabuk bozulan (gıda)perjure yalan yere yemin etmekperjury yalan yere yemin etme suçuperk yan hak, avantaj, ek kazançpermanent kalıcı, daimi, süreklipermeate nüfuz etmek, içine işlemek, yayıl…permissible izin verilebilir, sakıncası olmay…permission izin, müsaadepermissively hoşgörüyle, müsamahalı bir şekildepernicious sinsi ve zararlı, öldürücüperpetrate (suç) işlemek, yapmakperpetually ebediyen, sürekli olarakperseverance azim, sebat, kararlılıkpersevering azimli, sebatkarpersist in -de ısrar etmek, inat etmekpersonify kişileştirmek, cisimleştirmek, si…perspire terlemekpersuasion ikna, inançpersuasively ikna edici bir şekildepertinent to ile ilgili, alakalı, yerindepertinent ilgili, alakalıpertly şımarıkça, cüretkar bir şekildeperturb huzursuz etmek, endişelendirmekpervasive her yere yayılan, nüfuz edici, ya…perversion sapkınlık, saptırma, çarpıtmapervert saptırmak, yoldan çıkarmak; sapıkpest haşarat, zararlı böcek; baş belasıpester rahatsız etmek, musallat olmak, d…pesticide böcek ilacı, tarım ilacıpetition dilekçe, taleppetulance hırçınlık, alınganlık, huysuzlukpetulantly hırçın bir şekilde, alınganlıklaphenomenally olağanüstü bir şekilde, inanılmaz…phenomenon olgu, fenomen, olağanüstü olayphilanthropic hayırsever, insan sevgisine dayalıphonetic sesbilimsel, fonetikphony sahte, düzmece, taklitpickle turşu; (mec.) zor durumpictorial resimli, resimselpiece parça, tane, eserpier iskele, rıhtımpierce delmek, delip geçmek, (ses) kulak…pigeon güvercinpill hap, ilaçpillage yağmalamak, talan etmekpillow yastıkpin iğnelemek, sabitlemek; (suçu) yük…pine çam ağacı; (fiil) hasretini çekmekpineapple ananaspinpoint tam olarak belirlemek, saptamakpious dindar, takva sahibipiracy korsanlık, telif hakkı ihlalipirate korsanpitiful acınası, yürek parçalayanpitiless acımasız, merhametsizpity merhamet, acıma; yazıkpivotal çok önemli, hayati, dönüm noktası…pivotally önemli bir şekilde, kilit noktadaplace yerleştirmek, atamak, durumplacebo plasebo, tesirsiz ilaçplacidly sakince, uysalcaplagiarism intihal, eser hırsızlığıplagiarize intihal yapmak, eser çalmakplague veba, salgın hastalık, bela · rah…plain ova, sade, yalınplainly açıkça, belli ki, sadelikleplaintiff davacıplaintive hüzünlü, kederli, dertli (ses/ton)plan for planlamak, ...için hazırlık yapmakplant bitki, fabrika, tesis; dikmekplantation plantasyon, büyük çiftlikplausible makul, akla yatkın, olasıplausibly makul bir şekilde, akla yatkın ol…playful oyunbaz, şakacıplea yalvarma, rica, (hukuk) savunmaplead yalvarmak, (mahkemede) savunma ya…pleasantly hoş bir şekilde, nazikçepleasingly memnuniyet verici şekilde, hoşçapleasure in bir şeyden zevk almak/duymakpledge söz vermek, taahhüt etmek, vaatplot against komplo kurmak, gizli plan yapmakplough (toprağı) sürmek, sabanploy taktik, hile, manevrapluck koparmak, çekip almak, yolmakplug fiş, tıpa, tıkamakplumber tesisatçıplunder yağmalamak, talan etmekplunge hızla düşmek, dalmak, (fiyatlar)…poach kaçak avlanmak, (fikir/eleman) ça…pocket cep; cebe atmak, zimmetine geçirm…point işaret etmek, belirtmek, hususpointlessly amaçsızca, boşunapoke dürtmek, kurcalamakpole kutup (coğrafi/manyetik), direkpolio çocuk felcipolish cilalamak, parlatmak, (beceriyi)…polite to kibar, nazikpoll anket, kamuoyu yoklaması, oy vermepolyglot çok dil bilen, çok dillipompously böbürlenerek, kendini beğenmiş bi…ponder üzerine düşünmek, kafa yormak, öl…pool havuz; (kaynakları) birleştirmekpoorly kötü bir şekilde, yetersizcepopulate nüfus oluşturmak, yerleşmekpork domuz etiportable taşınabilir, seyyarporter hamal, kapıcı, taşıyıcıportion porsiyon, bölüm, hisseportrait portreportray betimlemek, tasvir etmek, canland…pose teşkil etmek (tehdit/sorun); poz…position konum, makam; konumlandırmakpositive of emin, kesinpositively kesinlikle, olumlu yöndepossess sahip olmak, elinde bulundurmakpossession mülkiyet, sahiplik, varlıkpossessive sahiplenici, paylaşmayan, mülkiye…post-mortem otopsi, olay sonrası incelemepostulate varsaymak, öne sürmek (teori)posture duruş, tavır, postürpot tencere, çanak, saksıpotent güçlü, etkili, muktedirpotently etkili bir şekilde, güçlücepottery çanak çömlek, seramik işipound sterlin (para); pound (ağırlık bi…pour dökmek, boşaltmak, sağanak yağmakpoverty yoksulluk, sefaletpractically hemen hemen, neredeyse; pratik ol…practitioner uygulayıcı, pratisyen (doktor/avu…praise övgü · övmek, methetmekpraiseworthy övgüye değer, takdire şayanpreach vaaz vermek, öğütlemekprecarious istikrarsız, tehlikeli, pamuk ipl…precariously tehlikeli bir şekilde, istikrarsı…precaution önlem, tedbirprecede önce gelmek, -den önce olmakprecedence öncelik, üstünlükprecedent emsal, örnek (karar)preciously değerli bir şekilde, itinaylaprecipitation yağış; çökelmeprecise kesin, tam, dakikprecisely tam olarak, kesinliklepreclude önlemek, imkansız kılmak, engel o…predate -den önce gelmek, tarih olarak da…predator yırtıcı hayvan, avcıpredecessor selef, (görevde) kendinden önce g…predicate dayandırmak, doğrulamak; yüklemprediction tahmin, öngörüpredominance üstünlük, hakimiyet, baskınlıkpredominate hakim olmak, ağır basmak, çoğunlu…preeminent seçkin, üstün, önde gelenpreface önsöz, giriş; -ile başlamakprefer to tercih etmek, yeğlemekpreferable to tercih edilen, daha makul, daha i…preference tercih, öncelik, yeğlemepregnancy gebelik, hamilelikprejudice against ön yargı, peşin hükümpreliminarily başlangıç olarak, ön hazırlık mah…preliminary ön, hazırlık niteliğinde, başlang…premature erken, zamanından önce, vaktinden…prematurely vaktinden önce, erken bir şekildepremeditated tasarlanmış, kasıtlı, önceden pla…pretension iddia, gösteriş, haksız taleppreoccupation zihni meşgul etme, saplantı, dalg…preoccupy zihnini işgal etmek, meşgul etmek…prep hazırlık (kısaltma), hazırlamakpreparatory to -e hazırlık olarak, -den önceprepare for hazırlanmak, hazır hale getirmekpreposterously akıl almaz derecede, saçma bir şe…prerequisite ön koşul, ön şartprescribe reçete yazmak, (kural) koymak, em…prescription reçete, talimatpresence varlık, mevcudiyet, hazır bulunmapresent with sunmak, (belirti) göstermekpresentable eli yüzü düzgün, sunulabilir, ins…pressure basınç, baskı, zorlamapressurize basınçlandırmak, baskı yapmakpresumably muhtemelen, büyük ihtimalle, farz…presume farz etmek, varsaymak, cüret etmekpresumption varsayım, ihtimal, küstahlıkpresumptuously küstahça, haddini aşarakpretend yapar gibi görünmek, -mış gibi ya…pretext bahane, kılıf, gerekçeprevail yaygın olmak, hakim olmak, galip…prevalent yaygın, hakim, çok rastlananprevent from engellemek, önlemek, alıkoymakpreventive koruyucu, önleyicipreview ön izleme, ön gösterim, fragmanprey av, kurbanprickly dikenli, iğneli; alıngan, huysuzpride on gurur duymak, övünmek (kendisiyle)pride gurur, kıvanç; (aslan) sürüsüprimarily öncelikle, esasen, başlıcaprimitive ilkel, basit, gelişmemişprincely muhteşem, cömert, prense yakışırprincipal ana, temel, asıl; okul müdürüprincipally başlıca, esasen, bilhassapriority öncelik, üstünlükprivacy mahremiyet, gizlilik, özel hayatprivatization özelleştirmeprivatize özelleştirmek (kamu malını)privilege ayrıcalık, imtiyazprivileged ayrıcalıklı, imtiyazlıproactive proaktif, önleyici tedbir alan, i…probable muhtemel, olasıprobably muhtemelen, galibaprobe araştırma, soruşturma; (uzay) son…procedure prosedür, işlem, yöntem, usulproceed ilerlemek, devam etmek, eyleme ge…process süreç, işlem; işlemek (veri/gıda)proclamation ilan, bildiri, beyannameprocure edinmek, temin etmek, sağlamakprod dürtmek, teşvik etmek, kışkırtmakprodigal müsrif, savurganprodigious muazzam, olağanüstü, devasaprodigiously olağanüstü şekilde, muazzam derec…profanely saygısızca, dine küfrederek, edep…profess açıkça söylemek, iddia etmek, ikr…profession meslek, uzmanlık alanıproficient in bir konuda usta, yetkin, uzmanproficient usta, ehil, becerikliproficiently ustaca, yetkin bir şekildeprofit from -den kazanç sağlamak, -den yararl…profitably karlı bir şekilde, kazançlı olarakprofoundly derinden, son derece, köklü bir ş…profuse bol, çok miktarda, cömertprofusely bolca, akın akın, çok miktardaprogressive ilerici, yenilikçi; aşamalı, artanprohibit from yasaklamak, men etmekprohibitive caydırıcı (fiyat), fahiş; yasakla…project as yansıtmak, ... olarak sunmak, tah…projection tahmin, öngörü; izdüşüm, yansıtmaproliferation yayılma, çoğalma (hızlıca)prominence öne çıkma, önem, şöhret, belirgin…prominently belirgin bir şekilde, göze çarpar…promising gelecek vadeden, umut vericiprompt çabuk, ivedi, dakik; anında · teş…promptly derhal, hemen, tam vaktindepromulgation yürürlüğe koyma, ilan etme (yasa/…prone to yatkın, meyilli, eğilimli (geneld…pronounce telaffuz etmek; ilan etmek, bildi…pronunciation telaffuz, okunuşproper for düzgün, uygun, münasipproperly uygun şekilde, hakkıyla, düzgünceprophecy kehanetpropitiously uğurlu bir şekilde, elverişli ola…proportion oran, orantı; kısım, bölümproportionally oransal olarak, nispetenproposal teklif, öneri, tasarıpropose önermek, teklif etmek, niyet etmekproposition önerme, teklif, iddiaprose düz yazı, nesirprosecution kovuşturma, adli takibat, iddia m…prosecutor savcıprospect olasılık, ihtimal, beklenti, gele…prospective müstakbel, olası, beklenen, gelec…protect korumak, muhafaza etmekproud of gurur duymak, iftihar etmekproverb atasözüprovide with sağlamak, temin etmek, donatmakprovidentially şans eseri, kaderin cilvesiyle, i…province eyalet, il, vilayet; (mecazen) uz…provincial taşralı, dar görüşlü, yerelprovision hüküm, koşul; tedarik, teminprovisional geçici, nihai olmayanprovisionally geçici olarak, şimdilikproximity yakınlık (mekan veya zaman)prudent basiretli, temkinli, sağduyulu, a…prudently temkinli bir şekilde, akıllıca, i…prudish aşırı tutucu, ahlak kumkuması, ya…psychic medyum; ruhsal, zihinselpuberty ergenlik, buluğ çağıpublicity tanıtım, reklam, kamuoyunun ilgisipublicize duyurmak, reklamını yapmak, yaymakpublicly alenen, halkın önünde, resmenpublisher yayımcı, yayınevipuddle su birikintisi, göletpuff üflemek, solumak; (duman) tütmekpuke kusmakpull çekmek, asılmakpullover kazak, süveterpoultry kümes hayvanlarıpulverize toz haline getirmek, ezmek, yok e…pump pompalamak; (isim) pompapunch yumruklamak; (isim) yumruk · zımb…punctuate noktalama işareti koymak; (sözünü…puncture delik, patlak (lastik) · delmek,…pungent keskin (koku/tat), acı, sertpunish for cezalandırmakpuppet kuklapurchase satın almak, alımpurge temizlemek, arındırmak, tasfiye e…purify arıtmak, saflaştırmakpurity saflık, arılık, temizlikpurposely kasten, bilerek, kasıtlı olarakpushy ısrarcı, yüzsüz, saldırganput koymak, yerleştirmekputrid çürümüş, kokuşmuşputridly kokmuş bir halde, iğrenç bir şeki…putty macunpuzzle over üzerine kafa yormak, (bir şeyi) ç…puzzling şaşırtıcı, kafa karıştırıcı, muam…

Q 18

quagmire bataklık; (mecazen) içinden çıkıl…quaintly tuhaf ama hoş bir şekilde, eski m…quake sarsılmak, titremek; (isim) depremqualified for nitelikli, ehliyetli, uygunqualm vicdan azabı, tereddüt, endişequantity miktar, nicelikquarantine karantina, karantinaya almakquarrel münakaşa, kavga, tartışma · tartı…queerly tuhafça, garip bir şekildequell bastırmak, yatıştırmak, dindirmekquery sorgu, soru, şüphequest for arayış, araştırmaquestionnaire anket, soru formuquibble kelime oyunu yapmak, önemsiz ayrı…quietly sessizce, sakincequiver titremek, ürpermekquizzically sorgularcasına, merakla, alaycı b…quote alıntı yapmak, fiyat vermek

R 292

rabid kuduz; (mecazen) fanatik, aşırıracial ırksal, ırka dayalıradiant parlak, neşe saçan, ışık saçanradiate yaymak, saçmak (ısı, ışık, duygu)raffle piyango, eşya piyangosu, çekilişrag paçavra, bez parçasırage öfke, hiddet; (moda) salgın · öfk…ragged eski püskü, yırtık pırtık; düzens…raid baskın yapmak, akın etmek · baskı…railroad demiryolurailway demiryolurainbow gökkuşağıraincoat yağmurlukrake tırmıklamak; (mecazen) ince ince…rally miting, toplanma; toparlanma (piy…ram koç; (fiil olarak) toslamak, çarp…ramble boş boş dolaşmak; (konuşurken) ko…rampage yakıp yıkarak saldırmak, şiddet s…rampant yaygın, alıp yürümüş, şahlanmış (…ranch çiftlik (özellikle hayvancılık)range aralık, menzil, silsile, çeşitlil…ransack talan etmek, altüst ederek aramak…ransom fidye; (fiil) fidye verip kurtarm…rapaciously açgözlülükle, doymak bilmez bir ş…rape tecavüz, (doğayı) tahrip etme · t…rapport uyum, ahenk, yakın ilişkirascal yumurcak, serseri, haylazrashly düşüncesizce, aceleyle, tedbirsiz…rat sıçan, iri fare; (argo) hainrate değer biçmek, derecelendirmek; or…ratify onaylamak, tasdik etmek (resmi an…ratio oran, nispetration istihkak, pay, karne ile dağıtmakrattle tıngırdamak, ses çıkarmak; (mec.)…ratty hırpani, köhne; (mec.) sinirli, h…ravage harap etmek, yakıp yıkmak, mahvet…react tepki göstermek, reaksiyon vermekreadily kolayca, isteyerek, tereddütsüzreadiness hazır olma durumu, isteklilikreaffirm tekrar doğrulamak, teyit etmekreap hasat etmek, (sonuçlarını) toplam…rear büyütmek, yetiştirmek; arka tarafrearward arkaya doğru, geri tarafreason for ...için sebep, ...in nedenireasoning akıl yürütme, muhakeme, gerekçereassure içini rahatlatmak, güven vermekreassuringly güven verici bir şekilde, rahatla…rebellion against ...e karşı isyan, başkaldırırecede geri çekilmek, uzaklaşmak, (etkis…receptive yeni fikirlere açık, anlayışlı, a…recession ekonomik durgunluk, gerilemerecipe yemek tarifi; (başarı/felaket vb.…recipient alıcı, kabul eden kimserecitation ezberden okuma, anlatmarecite ezberden okumak, sıralamakreckless dikkatsiz, umursamaz, pervasızrecklessly dikkatsizce, pervasızcareckon tahmin etmek, hesaplamak, sanmakrecognise as ...olarak tanımak, kabul etmek (A…recognition tanınma, kabul, takdirrecoil geri tepmek, irkilmek, geri çekil…recollect hatırlamak, anımsamakreconnaissance keşif (askeri/stratejik)recover from ...den iyileşmek, (ekonomik vb.)…recoverable geri kazanılabilir, telafi edileb…recovery iyileşme, kurtarma, toparlanmarecreation eğlence, dinlenme, aktiviterectangle dikdörtgenrecuperate iyileşmek, sağlığına kavuşmakrecuperation iyileşme dönemi, nekahetrecur nüksetmek, tekrarlamak, yinelemekrecurrent tekrarlayan, nüksedenredeem telafi etmek, (günahtan/borçtan)…redemption kurtuluş, kefaretreduce azaltmak, düşürmek, indirmekreduction in ...de azalma, düşüşreduction azaltma, eksiltme, indirimredundancy gereksizlik, fazlalık, (işten) çı…refer to kastetmek, bahsetmek, (bir kaynağ…referee hakemrefine arıtmak, saflaştırmak, geliştirmekreflect yansıtmak, (üzerine) düşünüp taşı…reflection yansıma, derin düşünmereflex refleks, ani tepkirefrain from ...den kaçınmak, sakınmak (bir ey…refrain nakarat; (fiil olarak) kendini tu…refreshment yiyecek-içecek, ferahlıkrefreshing canlandırıcı, ferahlatıcı, iç açı…refrigerate soğutmak, buzdolabında saklamakrefrigerator buzdolabırefuge sığınak, barınak, sığınmarefugee mülteci, sığınmacırefund geri ödeme, iade · parasını iade…refurbish yenilemek, tadilat yapmak, elden…refusal red, geri çevirmerefutation yalanlama, çürütme, aksini ispatl…refute çürütmek, aksini ispatlamak, yala…regain yeniden kazanmak, geri almak (kon…regard as ...olarak görmek, ...olarak kabul…regard saygı, önem; bakımından (in this…regardless ne olursa olsun, aldırmadanregency kral nailliği, saltanat vekilliği…regenerate yeniden oluşmak, canlandırmak, ye…regiment alay (askeri birlik)register kaydetmek, sicile geçirmek; kayıt…registration kayıt, tescilregression gerileme, geri gitmeregressive gerileyen, gerici; azalan oranlı…regretfully maalesef, üzülerek, pişmanlıklaregularize düzenli hale getirmek, yasallaştı…rehearsal provarehearse prova yapmakreimburse masrafı ödemek, tazmin etmek, iad…reinforce güçlendirmek, takviye etmek, peki…reinforcement takviye, güçlendirme, destekreinstate görevine iade etmek, eski durumun…reiterate tekrarlamak, yinelemek (vurgulama…reject reddetmek, geri çevirmekrejoice sevinmek, bayram etmek, keyiflenm…relapse nüksetme, (hastalık/kötü alışkanl…relate to ile ilgili olmak, bağlantılı olma…release from -den serbest bırakmak, -den tahli…release salıverme, vizyona girme, (gaz/ıs…relegate alt kademeye indirmek, küme düşür…relentlessly acımasızca, dur durak bilmeden, s…relevance ilgi, alaka, uygunlukrelevant to ile ilgili, konuyla alakalırelevant ilgili, alakalı, yerindereliance on -e güvenme, bel bağlama, bağımlıl…reliance güven, itimat, bağımlılıkreliantly güvenerek, bel bağlayarakrelic kalıntı, yadigar, eski eserrelieve of (birini) bir yükten kurtarmak, gö…relinquish feragat etmek, vazgeçmek, bırakmakrelocate yerini değiştirmek, taşınmakreluctantly isteksizce, kerhenrely on güvenmek, bel bağlamak, muhtaç ol…remain kalmak, sürdürmek, (geriye) kalmakremainder geriye kalan, artık, kalan kısımremedial iyileştirici, onarıcı, takviye (e…remedy çare, deva, ilaç · çare bulmak, d…remembrance anma, hatıra, yâd etmeremind of hatırlatmak, anımsatmak, çağrıştı…reminisce (geçmişi) anmak, hatıralardan kon…remit (para) havale etmek, (ceza/borç)…remittent (hastalık/ateş) inip çıkan, aralı…remnant kalıntı, artık, izremorseful pişman, vicdan azabı çekenremote uzak, ırak, ücra, (ihtimal) zayıfremove from -den çıkarmak, uzaklaştırmak, atm…render hale getirmek, sunmak, (hizmet) v…repay geri ödemek, karşılığını vermekrepeal (yasa) yürürlükten kaldırmak, ipt…repel püskürtmek, itmek, iğrendirmekrepent of tövbe etmek, pişman olmakrepetition tekrar, yinelemerepetitious tekrar edip duran, bıktırıcı, mon…replacement yenisiyle değiştirme, yerine geçe…replenish yeniden doldurmak, takviye etmek,…reply to cevap vermek, yanıtlamakreply cevap, yanıt, karşılıkrepress baskılamak, (duygu) içine atmak,…reprimand azarlamak, kınamak (resmi)reproach sitem etmek, kınamak; sitemreproachful sitemkâr, sitem dolureproachfully sitemle, sitemkâr bir şekildereproductive üreme ile ilgili, çoğaltıcırepudiate reddetmek, inkar etmek, tanımamak…repugnant to iğrenç, tiksindirici, aykırı, tersrepulse geri püskürtmek, reddetmek, tiksi…reputation for ün, şöhret, ad, itibarrequest from -den talep etmek, rica etmekrequisite gerekli, zorunlu; gereklilikrescue from -den kurtarmakrescue kurtarmak; kurtarmaresemblance benzerlik, andırmaresemble benzemek, andırmakresent gücenmek, içerlemek, alınmakresentfully kızgınlıkla, içerleyerek, kırgın…resentment gücenme, kırgınlık, hınçreserve ayırtmak (yer), saklamak, tahsis…reserved çekingen, mesafeli, içine kapanık…reside ikamet etmek, yaşamak, bulunmakresidence konut, ikametgâh, meskenresident sakin, orada yaşayan, yerliresidual artık, kalıntı, tortu, geriye kal…resign istifa etmek, (görevden) ayrılmak…resignation istifa, boyun eğme, kabullenmeresiliently esnek biçimde, çabuk toparlanarak…resist karşı koymak, direnmek, dayanmakresolute kararlı, azimli, tavizsizresolutely kararlılıkla, azimleresort to (son çare olarak) başvurmak, teve…resort tatil yeri; başvurma, çarerespectively sırasıylarespiration solunum, teneffüsrespond to cevap vermek, tepki vermek, (teda…respond karşılık vermek, cevaplamakresponse tepki, yanıt, müdahaleresponsible for -den sorumluresponsive duyarlı, tepki veren, hassasresponsively duyarlı bir şekilde, tepki vererekrestate yeniden ifade etmek, başka bir de…restatement yeniden ifade etme, açıklamarestful dinlendirici, huzur vericirestfully sakince, huzurla, dinlenmiş olarakrestless huzursuz, yerinde duramayanrestlessly huzursuzcarestrain kısıtlamak, zapt etmek, dizginlem…restraint kısıtlama, itidal, ölçülülük, zap…restrict to ile sınırlamak, kısıtlamakrestriction on üzerinde kısıtlama, sınırlamaresult sonuç; (-den) kaynaklanmak / (-e)…resume yeniden başlamak, (kaldığı yerden…retail perakende · perakende satmak/satı…retaliate misilleme yapmak, intikam almak,…retaliation misilleme, intikamretention muhafaza, alıkoyma, akılda tutmaretire from emekli olmak, (görevden) çekilmekretirement emeklilikretraction geri alma (sözü/yazıyı), içeri çe…retrain yeniden eğitmek, meslek içi eğiti…retreat geri çekilme, sığınak · geri çeki…return dönmek, iade etmek, geri vermekreveal ifşa etmek, ortaya çıkarmak, gözl…revelation açığa vurma, ifşaat, vahiyrevenue gelir, hasılatrevere büyük saygı duymak, hürmet etmekreverence derin saygı, hürmetreverentially saygıyla, hürmetlereversal tersine çevirme, (kararın) bozulm…reverse tersine çevirmek, geri almak, ipt…revise gözden geçirmek, (değişiklik yapa…revision gözden geçirme, düzeltmerevival canlanma, diriliş, yeniden doğuşrevive canlanmak, canlandırmak, hayata d…revolt against isyan etmek, ayaklanmakrevolt isyan, ayaklanma · tiksindirmek,…revolve dönmek, devir yapmakrewind geri sarmakrhyme kafiyeribbon kurdele, şeritrich in ... bakımından zenginriddle bilmece, muammaridiculously gülünç derecede, saçma bir şekilderifle tüfekrighteous erdemli, adil, haklırigid katı, sert, esnemeyen (kural veya…rigidity katılık, sertlik, esnemezlikrigorously titizlikle, sıkı bir şekilderigour titizlik, zorluk, ciddiyetrim kenar, ağız (bardak vb.), jantriot isyan, ayaklanma, kargaşarip yırtmak, sökmekripen olgunlaşmakrise in ...de artış, yükselişroar kükremek, gürlemekroast fırında kızartmak, kavurmakrob of birini (bir şeyden) mahrum bırakm…robust sağlam, güçlü, dirençlirobustly güçlü bir şekilde, kararlılıklarock sarsmak, sallamak (fiziksel veya…rogue kontrolsüz, başıbozuk, tehlikeli…roll rulo, liste, tomar · yuvarlanmak,…rolling dalgalı (arazi), peş peşe gelen,…roomy ferah, genişroot kök, köken, kaynak · kök salmak,…roster görev listesi, isim listesi, kadrorotary dönen, döngüselrotate dönmek, döndürmek, (görev) değişi…roughly kabaca, aşağı yukarı, yaklaşıkrout bozgun, hezimet · bozguna uğratmakrow over ... üzerine tartışma/kavgarowdily gürültülü bir şekilde, taşkıncaroyalty kraliyet ailesi, telif hakkı/ücre…rub ovalamak, sürtmekrubbish çöp, saçmalıkrubble moloz, enkaz yığınırudder dümenrude to ...-e karşı kabarudely kabaca, nezaketsizcerudimentary ilkel, temel, henüz gelişmemişrug kilim, küçük halıruinous yıkıcı, mahvedici, çok pahalıruler hükümdar, yönetici, cetvelrumble gürüldemek, gümbürdemekruminate derin derin düşünmek, geviş getir…runway uçak pisti, podyumrush acele etmek, hücum etmekrust pas, paslanma · paslanmakrusty paslı, (yetenek/bilgi için) körel…ruthlessly acımasızca, merhametsizce

S 584

sack işten atmak, kovmak · çuval, torbasacred to ...için kutsal, mukaddessacredly kutsal bir şekilde, büyük bir sad…sacrifice fedakarlık etmek, kurban etmeksaddle eyer vurmak, (birine) yük/sorumlu…sadness üzüntü, kedersagacious bilge, ferasetli, zekisail yelken · denize açılmak, (gemiyle…sale satış, indirimsaline tuzlu, tuz içerensalivate tükürük salgılamak, ağzı sulanmaksalt tuzsalutary faydalı (genelde nahoş bir olayda…salute selamlamak, asker selamı vermeksalvage kurtarmak (hurda/enkaz vb.), ziya…salvation kurtuluş, selametsample örneklem, numune, örnek · örnekle…sanctions yaptırım, müeyyide, onaysanctuary sığınak, barınak, koruma alanı, m…sand kumsane aklı başında, mantıklı, akıl sağl…sanitary hijyenik, sağlıkla ilgilisanitation sağlık koruma, hijyen, kanalizasy…sarcasm iğneleme, alay, kinayesarcastically alaycı bir şekilde, iğneleyici bi…sassily küstahça, şımarıkça, laf ebesi gi…satire hiciv, taşlamasatirize hicvetmek, taşlamak, yermeksatisfaction tatmin, memnuniyet, hoşnutluksatisfied memnun, tatmin olmuş, hoşnutsauce sossaucily arsızca, cilveli bir şekildesausage sosis, sucuk benzeri et ürünüsavage vahşice saldırmak, parçalamak, şi…savagery vahşet, barbarlık, acımasızlıksave kurtarmak, biriktirmek, korumak,…saviour kurtarıcıscaffold yapı iskelesi, darağacıscale tırmanmak, ölçeklemek, tartmakscalp kafa derisi, karaborsada bilet sa…scamper küçük adımlarla koşuşturmak, kaçı…scar yara izi, travmascarce kıt, nadir, yetersizscarcely hemen hemen hiç, güçbela, neredey…scarcity kıtlık, azlık, nadirlikscare korku, panik · korkutmak, ürkütmekscared korkmuş, ürkmüşscarily korkunç bir şekilde, ürkütücü der…scarlet kızıl, parlak kırmızıscatter dağıtmak, saçmak, serpmekscenery manzara, doğal görünüm, dekorscenic manzaralı, güzel manzarası olanscent koku, esansschedule program, çizelge, zamanlamascheme tasarı, plan, entrika, şemascissors makasscold azarlamak, paylamakscorch kavurmak, hafifçe yakmak, kurutmakscore sayı yapmak, puan almak, çetele t…scorn küçümsemek, hor görmek, aşağılamakscornfully hor görerek, küçümseyerekscorpion akrepscoundrel alçak, düzenbaz, sahtekarscout izci, keşif yapmak, yetenek avcısıscrabble eşelemek, tırmalamak, yoklamakscramble karıştırmak, güçlükle tırmanmak,…scrap hurdaya çıkarmak, vazgeçmek, çöpe…scratch tırmalamak, kaşımak, çizmekscream çığlık, feryat · çığlık atmak, ba…screen taramadan geçirmek, elemek, gizle…screwdriver tornavidascript senaryo, metin, el yazısıscrutiny dikkatli inceleme, teftiş, süzmescrupulous titiz, vicdanlı, kılı kırk yaranscrutinize ince eleyip sık dokumak, dikkatle…sculptor heykeltıraşseal mühür, damga, fok balığı · mühürl…search aramak, araştırmakseasickness deniz tutmasısecession ayrılma (birlikten/devletten), ko…seclude soyutlamak, eve kapatmak, toplumd…seclusion inziva, gözden uzak olma, tecritsecond desteklemek (önergeyi), yardımcı…secrete salgılamak, saklamak, gizlemeksecretion salgı, salgılamasect tarikat, mezhep, grupsection bölüm, kısım, kesit, şubesecurely güvenli bir şekilde, sıkıca, sağl…sedately ağırbaşlılıkla, sakince, durulmuş…sedative yatıştırıcı, sakinleştiriciseduce baştan çıkarmak, ayartmak, kandır…seduction baştan çıkarma, ayartma, cazibeseductive baştan çıkarıcı, cazibeli, çekiciseed tohum, çekirdek, köken · tohum ek…seedless çekirdeksizseep sızmak, süzülmeksegment parça, dilim, bölüm, kesimsegregation ayrımcılık, tecrit, ayırmaseize el koymak, yakalamak, ele geçirme…seizure nöbet (havale), el koyma, zapt et…seldom nadiren, seyrekself-confidence özgüven, kendine güvenself-conscious çekingen, kendinin farkında olan,…self-defence meşru müdafaa, kendini savunmaself-evident apaçık, aşikâr, kanıt gerektirmey…semantic anlamsal, anlama aitsend for çağırtmak, getirtmeksenile bunak, yaşlılığa bağlı zihinsel g…senility bunama, yaşlılık acizliğisenior kıdemli, üst düzey, yaşça büyüksensation duyu, his, algı, (kamuoyunda) hey…sensational heyecan verici, harika, sansasyon…sensationally olağanüstü bir şekilde, sansasyon…senselessly anlamsızca, mantıksızca, boşu boş…sensible mantıklı, aklı başında, makulsensually duyusal olarak, bedensel hazlasentence hüküm giydirmek, mahkum etmek, ce…sentimental duygusal, hisli, nostaljiksentimentally duygusal bir şekilde, hissi olaraksentry nöbetçi, gözcüseparate from ayırmak, ayrılmak; -den ayrı/bağı…septic mikroplu, iltihaplı, septiksequence dizi, sıra, silsile, olay örgüsüsequential ardışık, sıralı, birbirini izleyenserene sakin, huzurlu, dinginserenely sakince, huzur içindesergeant çavuşsermon vaaz, hutbe; (bıktırıcı) ahlak de…serpent yılan (özellikle mitolojik/büyük)…serve hizmet etmek, görev yapmak, işe y…servitude kölelik, esaret, boyunduruksession oturum, toplantı, seans, dönemsettle yerleşmek, halletmek, karara bağl…settled yerleşik, karara bağlanmış, durağ…settlement yerleşim yeri, anlaşma, uzlaşma,…severe şiddetli, sert, vahim, ciddiseverity şiddet, ciddiyet, vehamet, sertliksew dikiş dikmekshade gölge, renk tonu; gölgelemekshake sallamak, sarsmak, titremekshakily titrek bir şekilde, güvensizceshaky titrek, sarsak, güvenilmez, salla…shape şekil, biçim; şekillendirmek, for…share with paylaşmak, bölüşmekshark köpekbalığı; (mecaz) dolandırıcı/…sharp keskin, sivri, zeki, ani/sertshatter paramparça etmek/olmak, mahvetmekshave tıraş olmak/etmek; (fiyat/miktar)…shear (yün) kırkmak, kesmek; (fizik) ma…sheepishly mahcup bir şekilde, utana sıkılasheer saf, katıksız, dimdik (uçurum), i…shelf raf, (coğrafi) sahanlık/çıkıntıshell kabuk, mermi kovanı, dış iskeletshepherd çoban; yol göstermek, gütmekshield against korumak, siper olmak; kalkanshimmery parıldayan, titrek ışıklıshiny parlak, cilalıshipping nakliye, sevkiyat, gemi taşımacıl…shoot ateş etmek, film çekmek, (bitki)…shore kıyı, sahilshort of ...den yoksun, eksiği olan, haric…shortage of kıtlık, eksiklik, darlıkshortcoming kusur, eksiklik, zaafshort-term kısa vadelishotgun av tüfeğishoulder omuz; (yol) banket · (sorumluluk…shout at birine bağırmak, haykırmakshovel kürek · küremekshower sağanak yağış, duş; (bolluk) yağd…showy gösterişli, dikkat çekici, şatafa…shred parçalamak, kıymak, dilimlemek; (…shrewdly kurnazca, zekice, ferasetleshroud örtmek, gizlemek; kefenshuffle (kağıt) karıştırmak, ayak sürümekshun sakınmak, kaçınmak, dışlamakshut kapalı; kapatmak · kapatmakshuttle mekik, servis aracı; mekik dokuma…sickly hastalıklı, solgun, sağlıksızsickness hastalık, mide bulantısısidewalk kaldırım, yaya yolusiege kuşatma · kuşatma (fiil hali: lay…sieve elek, süzgeç; elemeksigh iç çekmek, ah etmeksignature imza; (mecaz) kendine has özelliksignify anlamına gelmek, belirtmek, işare…silk ipeksilt alüvyon, tortu, milsimilar to ...e benzer, ile benzersimmer kısık ateşte pişmek/pişirmek; (öf…simplicity sadelik, basitlik, kolaylıksimulate taklit etmek, simüle etmek, numar…sin günah; günah işlemeksingly birer birer, tek başınasink batmak, çökmek, alçalmak; lavabosip yudumlamak; yudumsite yer, alan, şantiye, mevkisituate yerleştirmek, konumlandırmaksizable oldukça büyük, hatırı sayılır, cü…skate paten yapmak, kaymakskeptically şüpheyle, kuşkuylasketch taslak, kroki; taslağını çizmekskill in ... konusunda beceri/yetenek/usta…skim göz gezdirmek, (sıvı üstünden) sı…skin deri, cilt, kabuk · derisini yüzm…skinny cılız, çok zayıf, sıskaskip atlamak, es geçmek, (okulu/dersi)…skirmish çatışma, arbede, ufak çaplı çarpı…skull kafatasıskyline şehir silueti, ufuk çizgisislack gevşek, durgun (iş/ticaret), ilgi…slacken gevşemek, yavaşlamak, hız kesmekslang argo, sokak ağzıslanted yanlı, taraflı, eğimlislash büyük oranda düşürmek (fiyat/bütç…slashed kesilmiş, indirilmiş (fiyat)slaughter katletmek, (hayvan) kesmek/boğazl…slave köleslavery kölelik, esaretsledge kızaksleek şık, düzgün, parlak, gösterişlislender ince, narin, zayıf (ihtimal)slice dilim, parça · dilimlemek, kesmekslight hafif, az, önemsizslightly hafifçe, azıcık, birazsling fırlatmak, asmak (boyna/omza)slip kaymak, (gizlice) sivişmek, hata…slippery kaygan, güvenilmez (kişi)solemnly ciddiyetle, resmiyetleslope eğim, yamaç, yokuşsloppily özensizce, baştan savmasloth tembellik, uyuşuklukslum gecekondu mahallesi, harabe semtsly sinsi, kurnazslyly sinsice, kurnazcasmack tokatlamak, şaplak atmak, çarpmaksmallpox çiçek hastalığısmash parçalamak, paramparça etmek, çar…smear lekelemek, (iftira) atmak, bulaşt…smell of ... gibi kokmak, ... kokusuna sah…smile at gülümsemek, tebessüm etmeksmoky dumanlı, islismoothly pürüzsüzce, tıkır tıkır, sorunsuz…smother boğmak (havasız bırakarak), bastı…smuggle kaçakçılık yapmak, gizlice sokmaksmuggler kaçakçısmugly kendini beğenmişçesine, böbürlene…simultaneous eş zamanlı, aynı anda olansnack atıştırmalık, ara öğünsnail salyangozsnappy çabuk, şık, ters/huysuzsneak gizlice girmek/çıkmak, sinsi hare…sneer dudak bükmek, küçümseyerek bakmak…sneeze hapşırmaksniff burnunu çekmek, koklamaksnigger kıs kıs gülmek, bıyık altından gü…snobbery züppelik, üstten bakmasnobbish züppe, burnu havadasnobbishly züppecesnooze şekerleme yapmak, uyuklamak, (ala…snore horlamaksnort burnundan solumak, pıskırmak (öfk…soak suda bekletmek, sırılsıklam etmek…sober ayık (sarhoş olmayan), ağırbaşlı,…soberly ciddiyetle, ağırbaşlılıkla, ayık…so-called sözde, güya, tabir edilensoft drink alkolsüz içecek, meşrubatsoftware yazılımsolicit talep etmek, ısrarla istemek (yar…solicitor avukat, hukuk danışmanısolid katı, sağlam, somut (kanıt)solidly sağlam bir şekilde, tamamensolitude yalnızlık (huzurlu), inzivasoluble çözünebilir, suda eriyen, çözümle…solvent çözücü (kimya), borcunu ödeyebile…somberly ağırbaşlılıkla, hüzünlü bir şekil…somewhat oldukça, biraz, bir miktarsoothe yatıştırmak, dindirmek (acı), sak…soothingly yatıştırıcı bir şekilde, sakinleş…sordid sefil, iğrenç, aşağılık (ahlaki v…sorrow üzüntü, keder, elemsorry for ... için üzgün, ...-e acıyansort sınıflamak, tasnif etmek, ayıklam…sound gibi gelmek (duyulmak), çalmak (a…sour ekşi, bozuk (ilişki/süt)sourly huysuzca, ters bir şekildesouvenir hediyelik eşya, hatırasovereignty egemenlik, hakimiyetspace for yer açmak, boşluk bırakmakspacecraft uzay aracıspaceship uzay gemisispaciously genişçe, ferah bir şekildespank şaplak atmak, poposuna vurmakspare yedek, fazladan, kıymamak/bağışla…sparingly idareli şekilde, tutumlu bir biçi…sparkle ışıldamak, parıldamak, saçılmaksparse seyrek, az, kıtspasmodic düzensiz, kesik kesik, nöbet hali…spasmodically düzensizce, aralıklarlaspatter sıçratmak, serpiştirmekspeak konuşmakspecialise in uzmanlaşmak, ihtisas yapmakspecialist uzman, mütehassısspeciality uzmanlık alanı, meşhur ürün, spes…specialize uzmanlaşmak, özelleşmekspecies tür, cins (biyoloji)specific belirli, özgül, spesifikspecifically özellikle, bilhassa, spesifik ola…specification şartname, teknik özellik, tanımla…specify belirtmek, açıkça ifade etmekspecimen numune, örnek (tahlil/inceleme iç…speck zerre, benek, leke, toz tanesispectacle görsel şölen, manzara, ilginç gör…spectacularly muhteşem bir şekilde, olağanüstü…spectator izleyici, seyirci (spor/etkinlik)speculate tahminde bulunmak, spekülasyon ya…speculation tahmin, spekülasyon, varsayımspeculative tahmine dayalı, kurgusal, speküla…speculatively tahmine dayalı olarak, risk alarakspell büyü; (kısa) süre, dönem; hecelem…spend on (para/zaman) harcamakspendthrift müsrif, savurgan (kişi)sphere küre; alan, saha, etki alanı (mec…spherical küresel, top şeklindespice baharat, çeşnispike ani yükseliş/sıçrama; sivri uçspill dökmek, saçılmak; (petrol) sızınt…spin dönmek, döndürmek; (hikaye) uydur…spinelessly korkakça, iradesiz bir şekilde, o…spirit ruh, maneviyat; canlılık; ispirtospit tükürmekspiteful kindar, hınçlı, kötü niyetlispitefully kinle, nispet yaparcasınasplash sıçratmak, çarpmak (su)splendor ihtişam, görkem, saltanatsplinter kıymık; parçalanmak, gruplara ayr…split bölmek, ayrılmak, yarmaksponge sünger; (mecaz) otlakçıspontaneity doğallık, kendiliğinden olma halispontaneous kendiliğinden gelişen, doğal, anl…spontaneously kendiliğinden, spontane bir şekil…spoonful bir kaşık dolususporadic tek tük, ara sıra olan, düzensizsporadically ara sıra, düzensiz aralıklarlasporty sportif, spor (tarz)spot benek, nokta; fark etmek, tespit…spotlessly tertemiz bir şekilde, lekesizcespouse eş (karı veya koca)sprain burkmak, incitmek (bilek vb.)spray püskürtmek, sıkmakspread yayılmak, yaymak; bulaşmakspryly çevik bir şekilde, canlılıkla (ge…spy on gizlice gözetlemek, casusluk yapm…squalid pis, bakımsız, sefil (yer)squalidly sefilce, pis bir haldesquare kare; meydansqueamish midesi çabuk bulanan, hassas, çıt…squirrel sincapsquirt fışkırmak, fışkırtmakstab bıçaklamakstability istikrar, denge, kararlılıkstabilize istikrar sağlamak, dengelemek, sa…stage aşama, evre, safha; sahne · sahne…stagger sendelercesine yürümek; şaşırtmak…staggering şaşırtıcı, sersemletici, inanılma…stagnant durgun (su/ekonomi), hareketsiz,…stagnation durgunluk, duraklama (ekonomik)stain lekelemek, boyamak; (isim) leke ·…stainless paslanmaz (çelik); lekesizstaircase merdiven, merdiven boşluğustake bahis, menfaat; kazık · riske atm…stale bayat, eskimiş, havasızstall tezgah, reyon; (motor) durma · oy…stammer kekelemekstamp damgalamak; ayağını yere vurmak;…stampede izdiham, panik halinde kaçışmastance duruş, tutum, yaklaşım (bir konu…stand ayakta durmak; katlanmak; (fikir)…standby hazırda bekleme, yedekstanding itibar, statü; süreklilikstandstill durma noktası, tam durgunlukstarch nişastastare dik dik bakmak, gözünü dikmekstark çıplak, yalın; (fark) keskin, bar…starry yıldızlıstartle ürkitmek, şaşırtmak, irkiltmekstarve açlık çekmek, açlıktan ölmekstash zulalamak, gizlice saklamakstate ifade etmek, belirtmek, bildirmekstatesman devlet adamıstatically statik olarak, durağan bir şekildestationery kırtasiye malzemesistatue heykel, anıtstatute kanun, yasa, tüzükstaunch sadık, sarsılmaz, kararlı (destek…staunchly kararlılıkla, sarsılmaz bir şekil…steadfastly sebatla, istikrarla, kararlılıklasteak biftek, et dilimistealth gizlilik, görünmezlikstealthily gizlice, sinsice, fark ettirmedenstealthy gizli, sinsi, göze çarpmayansteam buhar · buhar çıkarmak, buğulanma…steamy buharlı, nemli, (mecazi) erotiksteel çeliksteep dik, sarp, (fiyat) aşırı yükseksteer yönlendirmek, idare etmek, direks…stem from -den kaynaklanmak, ileri gelmekstem gövde, sap, (dilbilgisi) kökstepmother üvey annestereotype kalıplaşmış düşünce, klişe, basma…stereotyped basmakalıp, klişeleşmişsterile kısır, verimsiz, steril (mikropsu…sterilization kısırlaştırma, sterilizasyon (mik…sterilize kısırlaştırmak, sterilize etmeksternly sertçe, ciddi bir şekildestick to / with bağlı kalmak, sadık kalmak, vazge…stick çubuk, sopa, değneksticker etiket, çıkartmasticky yapışkan, (durum) zorlu/sıkıntılıstiffen katılaşmak, sertleşmek, gerginleş…stiffly sertçe, gergin bir şekildestifle boğmak, bastırmak (duygu/gelişim)…stifling boğucu, bunaltıcıstill durgun, hareketsiz; halastillbirth ölü doğumstimulant uyarıcı (madde) · canlandırıcı, t…stimulate uyarmak, teşvik etmek, harekete g…stimulation dürtü, uyarılma, teşviksting arı sokması, iğne, sızı · sokmak…stink pis kokmak, kötü kokmakstipulate şart koşmak, sözleşmede belirtmekstipulation koşul, şart, kayıtstirringly heyecan verici bir şekilde, duyga…stitch dikişstockbroker borsa simsarı, borsacıstoop eğilmek, kambur durmak; (mecazi)…store depolamak, saklamakstorm hızla girmek, hücum etmek, öfkele…stout iri kıyım, yapılı, sağlamstraight düz, doğrudanstrain zorlamak, germek; gerginlik, baskıstrangle boğmak, boğarak öldürmek, (gelişi…strap kayış; kayışla bağlamakstrawberry çilekstream akıntı, dere, akış · akmak, süzül…strenuous yorucu, ağır, büyük gayret gerekt…strenuously gayretle, şiddetle, enerjiylestretcher sedyestrict (with) sert, katı, hoşgörüsüz, disiplinlistrictly kesinlikle, tam anlamıyla, sıkı b…stride uzun adımlarla yürümek; (mecazi)…strike vurmak, çarpmak, grev yapmak, (fi…strikingly çarpıcı bir biçimde, göze çarpan…string ip, tel, dizi · ipe dizmek, asmak…strip soymak, (unvan vb) elinden almak,…strive (to) çabalamak, gayret etmek, uğraşmakstroll gezinmek, ağır ağır yürümek, tur…struggle mücadele, çaba, kavga · mücadele…stubbornly inatla, inatçı bir şekildestuck sıkışmış, takılı kalmış, saplanmışstudious çalışkan, okumayı seven, özenlistuff şey, madde, eşya, ıvır zıvır · tı…stumble tökezlemek, sendelemek; (upon) te…stun sersemletmek, şoke etmek, hayrete…stunningly şaşırtıcı derecede, büyüleyici bi…stunt büyümesini engellemek, durdurmak;…stupefy sersemletmek, aptallaştırmak, şaş…sturdily sağlam bir şekilde, güçlücestylish şık, modaya uygun, tarz sahibistylishly şık bir şekildestymie engellemek, taş koymak, sekteye u…suavely nazikçe, tatlı dille, kibarca (ge…subconscious bilinçaltısubject to maruz bırakmak, tabi tutmak / -e…sublimely mükemmel bir şekilde, yücelikle,…submarine denizaltısubmission teslim olma, boyun eğme; sunma (b…submissive itaatkar, boyun eğen, pasifsubmit sunmak, teslim etmek; boyun eğmek…subordinate ikincil, ast, daha az önemlisubscribe to abone olmak; (bir fikre) katılmak…subscription abonelik, üyeliksubside hafiflemek, yatışmak, (toprak/bin…subsidize mali destek sağlamak, sübvanse et…subsidy devlet desteği, sübvansiyon, mali…subsist hayatta kalmak, (kıt kanaat) geçi…subsistence geçim, boğaz tokluğu, hayatta kal…substantially büyük ölçüde, önemli derecede, es…substantiate kanıtlamak, doğrulamak, temellend…substitute for yerine geçmek, değiştirmek; yedeksubterranean yeraltı, yerin altındakisubtle ince, hemen göze çarpmayan, zekic…subtlety incelik, nüans, gizliliksubtly hafifçe, inceden inceye, ustacasubtract çıkarmak (matematik), eksiltmeksubtraction çıkarma işlemi, eksiltmesuburb banliyö, kenar mahallesuburban banliyöye ait, kenar mahalleye öz…successful in ...-de başarılısuccessive ardışık, peş peşe gelen, birbirin…successor halef, yerine geçensuck emmek, içine çekmeksue dava açmak, mahkemeye vermeksuffer from muzdarip olmak, (hastalıktan/duru…suffering acı, ızdırap, çilesuffice yeterli olmak, yetmeksufficiency yeterliliksufficient for yeterli, kafisuffocate boğulmak, boğmak, havasız kalmaksugar cane şeker kamışısuggestible telkine açık, kolay etkilenensuggestion öneri, teklif, telkinsuggestive imalı, çağrıştıran, düşündürücüsuggestively imalı bir şekilde, anlamlıcasuicide intiharsuit uymak, yakışmak, uygun olmaksuitable for uygun, elverişlisulky asık suratlı, somurtkan, küskünsullenly somurtkan bir şekilde, asık surat…sum toplam, yekün, tutarsummarily özetle, derhal, usulüne bakmadansummon resmi olarak çağırmak, celp etmeksunken batık, çöküksunset gün batımısuperbly mükemmel bir şekilde, harikuladesuperficially yüzeysel olarak, görünüştesuperfluous gereksiz, fazlalık, lüzumsuzsuperintend yönetmek, nezaret etmek, kontrol…superior to (-den) üstün, daha iyisuperlatively en üstün derecede, fevkaladesupernatural doğaüstüsupersonic sesten hızlı, süpersoniksuperstition batıl inanç, hurafesuperstitious batıl inançlısupervise denetlemek, gözetmek, nezaret etm…supervision denetim, gözetimsupervisor denetçi, gözetmen, yöneticisupple esnek, yumuşaksupplement ek, ilave, takviye · ilave etmek,…supplementary tamamlayıcı, ek, bütünleyicisupply sağlamak, tedarik etmek, sunmaksuppose farz etmek, varsaymak, zannetmeksupposedly sözde, güya, iddia edildiğine göresupposition varsayım, zannetmesuppress bastırmak, durdurmak, gizlemeksuppression baskı, bastırma, sindirmesupremacy üstünlük, egemenlik, hakimiyetsupreme en üstün, yüce, ulusupremely son derece, fevkalade, adamakıllısurcharge ek ücret, ilave vergisure of eminsurface yüzey, dış görünüşsurge ani artış, dalgalanma, kabarmasurgeon cerrahsurgery ameliyat, cerrahisurmount üstesinden gelmek, aşmaksurrender to teslim olmak, boyun eğmeksurrender teslimiyet, pes etmesurreptitious gizli, el altından yapılansurreptitiously gizlice, hissettirmedensurround çevrelemek, kuşatmaksurvey incelemek, anket yapmak, ölçmek ·…substantial önemli, büyük miktarda, esaslısusceptibility duyarlılık, yatkınlık, hassasiyetsusceptible to duyarlı, hassas, yatkın (hastalığ…susceptible hassas, kolay etkilenensuspect of şüphelenmeksuspend askıya almak, ertelemek, uzaklaşt…sustainability sürdürülebilirliksustenance gıda, besin, geçim kaynağısubversion yıkıcılık, düzeni bozma, devirmeswagger böbürlenerek yürümek, caka satmakswallow kırlangıç · yutmak, (sözünü) yutm…swamp bataklık · yağdırmak, (işe/talebe…swap takas etmek, değiş tokuş yapmakswarm with ile dolmak, kaynamakswarm üşüşmek, sürü halinde hareket etm…swear at küfretmek, sövmeksweat terlemek, tersweep süpürmek, (hızla) yayılmaksweeten tatlandırmak, (teklifi) cazip hal…sweetheart sevgili, cananswell şişmek, kabarmak, artmakswerve yoldan çıkmak, aniden kırmak (dir…swimsuit mayo

T 11

try to çabalamak, denemek, gayret etmektube tüp, boru, metro (Londra)tug kuvvetle çekmek, asılmak, sürükle…tumble yuvarlanmak, düşmek, tepe taklak…tumultuous çalkantılı, gürültülü, fırtınalı…tuneful ezgili, kulağa hoş gelen, ahenklitutor özel ders vermek, eğitmektawny esmer, kumral, sarımsı kahverengitwitter cıvıldamak (kuş), heyecanla konuş…two-faced ikiyüzlü, samimiyetsiz, riyakartwo-fold iki kat, iki yönlü, iki misli

U 130

unable yapamaz, gücü yetmez, acizunabridged kısaltılmamış (kitap/metin), tam…unaccountably açıklanamaz bir şekilde, sebepsiz…unaided yardımsız, tek başına, çıplak (gö…unambiguously net bir şekilde, açıkça, şüpheye…unanimous oybirliğiyle alınmış, hemfikirunassailably tartışılmaz bir şekilde, itiraz e…unauthorized yetkisiz, izinsizunavoidable kaçınılmaz, zorunluunbearable dayanılmaz, çekilmezunbearably dayanılmaz bir şekildeunbecoming yakışıksız, uygunsuzuncanny tekinsiz, esrarengiz, garip (doğa…unceasing arkası kesilmeyen, sürekli, aralı…unceasingly durmaksızın, sürekli olarakunclaimed sahibi çıkmamış, talep edilmemiş,…uncommitted bağlanmamış, tarafsız, kararsızuncommon nadir, alışılmadık, olağandışıuncommonly olağanüstü derecede, nadirenunconcerned ilgisiz, kayıtsız, umursamazunconditionally kayıtsız şartsız, koşulsuz olarakuncouth kaba, görgüsüz, yontulmamışuncover ortaya çıkarmak, ifşa etmek, keşf…undaunted yılmamış, korkusuz, cesurundeniable inkar edilemez, yadsınamaz, kesinunderlie altında yatmak, temelini oluşturm…underlying altında yatan, temel, asılundermine zayıflatmak, baltalamak, altını o…underrate küçümsemek, hafife almakunderstate olduğundan az göstermek, hafife a…underweight normalin altında kilolu, zayıfundesirable istenmeyen, arzu edilmeyen, sakın…undignified haysiyet kırıcı, yakışıksız, onur…undisputed tartışmasız, itirazsız, kesinundivided bölünmemiş, tam (dikkat/ilgi)undo geri almak (yapılanı), çözmek, bo…undress soyunmak, giysilerini çıkarmakundue aşırı, gereksiz, yersiz, haksızunduly gereğinden fazla, aşırı derecedeundying ölümsüz, ebedi, bitmez tükenmezunearthly dünyevi olmayan, tekinsiz, doğaüs…uneasily huzursuzca, tedirgin bir şekildeunequivocal net, açık, tartışmasız, kesinunequivocally kesin olarak, açıkça, net bir biç…unerringly şaşmaz bir şekilde, hatasızcauneven engebeli, düz olmayan, istikrarsı…unevenly eşit olmayan bir şekilde, dengesi…uneventfully olaysız bir şekilde, sakinunexpectedly beklenmedik bir anda, umulmadık ş…unfairly haksız yere, adil olmayan bir şek…unfaithful sadakatsiz, vefasızunfamiliar tanıdık olmayan, yabancı, alışılm…unfashionable modası geçmiş, demodeunfathomably akıl sır ermez bir şekilde, anlaş…unfavorable olumsuz, elverişsiz, tersunfit uygun olmayan, formsuz, elverişsizunflinchingly gözünü kırpmadan, cesurca, teredd…unforeseen öngörülmemiş, beklenmedikungainly hantal, sakar, biçimsizungraciously kabaca, nezaketsizceungrateful nankör, iyilik bilmezunhesitatingly tereddüt etmeden, duraksamadanunification birleşme, birleştirme, bütünleşmeunified birleşmiş, bütünleşmiş, ortakuniformity tekdüzelik, aynılık, benzerlik, i…uniformly yeknesak bir şekilde, eşit olarak…unify birleştirmek, bütünleştirmekunilateral tek taraflı (karar vb.)unimpressively etkileyici olmayan bir şekilde, s…unintentional kasıtsız, istemeden yapılanunintentionally istemeden, kazara, sehvenuninterrupted kesintisiz, aralıksızuniversal evrensel, genelunjust adaletsiz, haksızunlawful yasadışı, kanunsuzunleash serbest bırakmak, salmak (öfke/gü…unlikely olasılığı düşük, pek muhtemel olm…unload boşaltmak (yük), yükünü hafifletm…unmerciful acımasız, merhametsizunnecessarily gereksiz yere, boşunaunplug fişten çekmek, prizden çıkarmakunquestionable tartışmasız, kesin, şüphe götürmezunravel çözmek (sırrı), sökülmek (örgü),…unreservedly çekinmeden, açık yüreklilikle, ka…unresponsive tepkisiz, duyarsız, yanıt vermeyenunrestrained dizginlenemeyen, kontrolsüz, serb…unrestrainedly kontrolsüzce, frenlenemez bir şek…unrighteous adil olmayan, günahkar, haksızunripe olgunlaşmamış, hamunsavory hoş olmayan, ahlaka aykırı, tatsızunscrupulous ahlaksız, ilkesiz, vicdansızunseemly yakışıksız, uygunsuz, göze hoş ge…unsettle tedirgin etmek, huzursuz etmek, d…unsettled belirsiz, karara bağlanmamış, yer…unshakably sarsılmaz bir şekilde, kesin olar…unsteady istikrarsız, titrek, dengesizunstintingly cömertçe, esirgemeden, bol bolunsurpassed eşsiz, emsalsiz, rakipsizuntamed ehlileştirilmemiş, yabani, vahşiuntarnished lekelenmemiş, temiz, şaibesizuntenable savunulamaz, sürdürülemez (tez/du…untruthful gerçeği yansıtmayan, asılsız, yal…unwary tedbirsiz, dikkatsiz, gafil, temk…unwavering sarsılmaz, tereddütsüz, kararlıunwaveringly kararlılıkla, hiç tereddüt etmedenunwelcome istenmeyen, hoşa gitmeyen, davets…unwise akılsızca, mantıksız, sakıncalıunwittingly istemeden, farkında olmadan, bilm…uphold desteklemek, sürdürmek, (hukuk) o…uppermost en üstteki, en önemli, başta gelenupright dik, dürüst, namusluuproar kargaşa, gürültü patırtı, infialupset üzmek, altüst etmek, (planı) bozm…up-to-date güncel, modern, zamana uygunupwardly yukarıya doğru, artan şekildeurbanely kibarca, nazikçe, görgülü bir şek…urbanization kentleşme, şehirleşmeurbanize kentleşmek, kentleştirmek, şehirl…urge teşvik etmek, ısrar etmek, (isim)…urinate idrar yapmak, işemekurine idraruse as ... olarak kullanmakuseful for ... için yararlı, ... için faydalıusual olağan, alışılagelen, normalutilitarian faydacı, işlevsel, pratikutility fayda, yarar, kamu hizmeti (elekt…utmost azami, en üstün, en son dereceutter söylemek, ifade etmek, ağzından k…utterance ifade, söz, söylem, telaffuzutterly tamamen, bütünüyle, külliyen

V 115

vacant boş, münhal (kadro), açıkvacantly boş boş, anlamsızcavacate boşaltmak, tahliye etmekvacation tatil, izinvaccinate against ...e karşı aşılamakvaccination aşılamavaccine aşıvacillate bocalamak, kararsız kalmak, salla…vacillation kararsızlık, bocalama, tereddütvacuously boş bir şekilde, anlamsızca, apta…vacuum boşluk, vakum, havasız ortamvague muğlak, belirsiz, net olmayanvaguely hayal meyal, belirsiz bir şekildevagueness muğlaklık, belirsizlikvainly beyhude, boşuna, nafilevalediction veda, veda konuşmasıvalidate doğrulamak, geçerli kılmak, onayl…validity geçerlilik, doğruluk, hükümvaliantly yiğitçe, kahramanca, cesurcavalor yiğitlik, kahramanlık, cesaretvacancy boşluk, açık kadro, boş odavandal vandal, kamu malına zarar veren k…vandalism vandallık, kamu malına zarar vermevanish gözden kaybolmak, ortadan kaybolm…vanity kibir, beyhudelik, gösterişvanquish mağlup etmek, yenmek, hakkından g…vaporize buharlaşmak, buharlaştırmakvariable değişkenvariety çeşitlilik, tür, çeşitvarnish cilalamak, verniklemekvary değişmek, farklılık göstermek, çe…vast muazzam, çok geniş, uçsuz bucaksı…vegetation bitki örtüsüvehemence şiddet, hiddet, coşkuvehemently şiddetle, hiddetle, hararetlevehicle araç, taşıt, (iletişim vb.) vasıtaveil gizlemek, örtmek, peçe takmak · p…velocity hız, süratvelvet kadifevendetta kan davası, kin gütmevendor satıcı, tedarikçi, sağlayıcıvenerable saygıdeğer, muhterem (yaş/makam g…venerate derin saygı duymak, kutsamak, yüc…vengeance intikam, öçvenomous zehirli (hayvan), kinci, niyetlivenous toplardamarla ilgili, kirli kan t…ventilate havalandırmakventilation havalandırmaventure cüret etmek, riske girmek, teşebb…veranda veranda, balkon, taraçaverbalize dile getirmek, sözle ifade etmekverbose laf kalabalığı yapan, çok söz kul…verdict hüküm, karar, jüri kararıveritable gerçek, tam bir (vurgu amaçlı)vertebra omurvertical dikey, düşeyvessel gemi, damar, kapvest yelek, (yetki) vermekveteran kıdemli, gazi, emektarvex canını sıkmak, küstürmek, uğraştı…viable uygulanabilir, yaşayabilir, geçer…vibrant canlı, hareketli, enerjikvibrate titreşmek, titremekvicarious başkası yerine yaşanan, vekaleten…vicariously başkası aracılığıyla, vekaletenvice kötü alışkanlık, kusur, ahlaksızl…vicinity civar, çevre, yakınlıkviciously acımasızca, vahşice, şiddetlevictory zafer, galibiyetviewer izleyici, seyirciviewpoint bakış açısı, görüş noktasıvigilance uyanıklık, tetikte olma, ihtiyatvigilant uyanık, tetikte, ihtiyatlıvigorously gayretle, enerjik bir şekilde, şi…vile aşağılık, iğrenç, bayağıvilely rezilce, alçakçavillain kötü adam, hain, suçluvindicate aklamak, doğrulamak, haklı çıkarm…vindication aklanma, haklı çıkma, doğrulamavinegar sirkevineyard üzüm bağıvintage seçkin, klasik, eski (dönem)violate ihlal etmek, çiğnemekviolation ihlal, çiğnemevirgin bakire, el değmemiş, safvirtuous erdemli, namuslu, faziletlivirtually hemen hemen, neredeyse, sanal ola…virtue erdem, fazilet, meziyetvirtuously erdemliceviscous ağdalı, yapışkan, kıvamlıvisibility görüş mesafesi, görünürlükvisual görselvisualize gözünde canlandırmak, hayal etmekvitality canlılık, dirilik, yaşam gücüvitally hayati derecede, çok önemli şekil…vivaciously neşeyle, hayat dolu bir şekildevividly canlı bir şekilde, net olarakvocation meslek, uğraş, (içten gelen) çağrıvocational meslekivoid of yoksun, -den mahrumvoid geçersiz, boşluk, hükümsüzvolatility değişkenlik, istikrarsızlık, uçuc…voluntarily gönüllü olarak, kendi isteğiylevomit kusmakvoracious obur, doyumsuz, çok heveslivoraciously oburca, doyumsuzcavote for oy vermek, seçmekvoucher fiş, kupon, harcama belgesivow yemin etmek, ant içmekvoyage deniz yolculuğu, uzun sefervulgarly kabaca, bayağı bir şekildevulnerability savunmasızlık, güvenlik açığı, ha…vulnerable savunmasız, hassas, kırılganvulnerably savunmasızcavulture akbaba

W 124

waddle paytak paytak yürümekwage ücret, maaş (genelde saatlik/haft…waist belwait beklemekwaive vazgeçmek (haktan), feragat etmek…wakeful uyanık, uykusuzwalnut cevizwander aylak aylak dolaşmak, gezinmekwarden müdür (hapishane/yurt), bekçi, ko…warehouse depo, ambarwarfare savaş, harp (yöntemi/türü)warily temkinli bir şekilde, ihtiyatlawarmth sıcaklık, samimiyetwarn uyarmak, ikaz etmekwarning uyarı, ikazwarp yamulmak, eğrilmek, (zaman/mekan)…warrant gerektirmek, haklı çıkarmak, (ara…warranty garantiwary temkinli, dikkatli, şüpheciwaste israf etmek, boşa harcamak, atıkwatch for kollamak, (bir şeyi) gözlemekwatchfully dikkatle, tetikte durarakwatchman bekçi, nöbetçiwatchtower gözetleme kulesiwaterfall şelale, çağlayanwaterproof su geçirmezwave dalga · el sallamak, (bayrak) dal…wax cilalamak, mum (sürmek), (ay) büy…waylay pusuya yatmak, yolunu kesmekweakness for -e karşı zaafı olmak, dayanamamakweakness zayıflık, güçsüzlük, kusurwean sütten kesmek, (bir alışkanlıktan…wearily yorgun bir halde, bıkkınlıklaweary yorgun, bıkkın, usanmışweave dokumak, örmekweed yabani otweighty ağır, önemli, ciddiwetness ıslaklık, nemwhale balinawheat buğdaywheel çevirmek, döndürmek, (sedyeyle/te…whimper sızlanmak, inlemekwhimsical kaprisli, garip, düşselwhine sızlanmak, mızmızlanmak, (motor v…whip kırbaç, (siyasette) parti yönetic…whirlpool girdap, anaforwhistle ıslık çalmak, düdük çalmakwhiten beyazlatmak, ağartmakwholesale toptan, kitle halindewholesomely sağlıklı bir şekilde, yararlı ola…wicked kötü, hain, ahlaksızwickedly haince, kötü bir şekildewide geniş, kapsamlıwiden genişletmek, genişlemekwidow dul kadınwidower dul erkekwidth genişlik, enwield kullanmak (güç/silah), elinde tut…wig perukwiggle kıpırdatmak, oynatmak, sıyrılmakwilderness yaban hayatı, ıssız bölge, el değ…wildlife yaban hayatı, vahşi yaşamwillful kasıtlı, inatçı, bile bile yapılanwillfully kasten, isteyerek, inatlawillingness isteklilik, gönüllülükwind sarmak, kurmak, dolamak, (yol) kı…winding kıvrımlı, dolambaçlıwindmill yel değirmeniwing kanat, (bina) ek bölüm, (siyasi)…wink göz kırpmakwipe silmek, kurulamak, yok etmekwiper silecekwire tel, kablo, (eskiden) telgrafwisdom bilgelik, hikmet, akılwish for dilemek, istemek, ummakwit ince zeka, nüktedanlık, akılwitch cadıwithdraw from çekilmek (bir yerden/anlaşmadan),…withdraw para çekmek, geri çekmek, (sözünü…withdrawal geri çekilme, para çekme, yoksunl…wither solmak, kurumak, zayıflamakwithering solduran, (bakış/eleştiri için) k…withhold alıkoymak, saklamak, vermemekwitty hazırcevap, nüktedan, espriliwobbly sallanan, titrek, kararsızwoe keder, elem, dertwoeful acıklı, kederli, çok kötüwoefully acınacak halde, kederle, (miktar…wonder merak etmek, şaşmak, mucizewoo kur yapmak, ikna etmeye çalışmak,…wooden ahşap, tahta, (davranış) tutuk/ca…woodenly cansız bir şekilde, ruhsuzcawoody ağaçlı, odunsuwool yünwoolly yünlü, (düşünce vb.) bulanık/beli…wordy sözü uzatan, çok kelime kullanan,…workable uygulanabilir, işlenebilir, pratikworkforce iş gücü, çalışanlarworkload iş yüküworkshop atölye, çalıştayworldly dünyevi, maddiworn yıpranmış, eskimiş, yorgunworry about endişelenmek, kaygılanmakworsen kötüleşmek, kötüleştirmekworship ibadet etmek, tapmakworshipfully saygıyla, taparcasınaworshipper ibadet eden kimse, tapanworth değer, kıymet; -e değerworthily hak ederek, layıkıylaworthless değersiz, işe yaramazworthy of layık, değerwould-be sözde, aday, hevesli (ancak olama…wound yara, yaralamakwrangle over üzerine tartışmak, çekişmekwreck enkaz, mahvetmek, kaza yapmakwreckage enkaz, kalıntıwrecked kaza yapmış, mahvolmuş, harapwrestle güreşmek, boğuşmak (sorunla)wrestler güreşçiwrestling güreşwretchedly perişan bir halde, berbat bir şek…wrinkle kırışıklık, buruşmakwrinkled kırışık, buruşukwry çarpık, alaycı (ifade/gülüş)

X 1

xenophobia yabancı düşmanlığı

Y 9

yacht yat, lüks tekneyawn esnemekyearningly özlemle, hasretleyeast mayayell bağırmak, haykırmakyieldingly boyun eğerek, itaatkar bir şekildeyoke boyunduruk, (mecazen) baskı/esaretyonder şuradaki, ötekiyouth gençlik

Z 8

zap yok etmek, (silahla/elektrikle) v…zeal şevk, gayret, heveszealous gayretli, ateşli, fanatikzealously şevkle, büyük bir gayretlezestful zevkle dolu, enerjik, heveslizestfully zevkle, neşeylezip fermuar, posta kodu, sıkıştırmak…zipper fermuar

5200 kelimeyi kalıcı öğren

Akıllı tekrar, quiz ve karikatürlerle YDS · YÖKDİL · ALES için tasarlandı. İlk 5 seviye ücretsiz.