Ana Sayfa › Kelime Listesi › flounder
verb · fiil
Flounder ne demek?
bocalama, çabalama (suda veya zor durumda)
Telaffuz /ˈflaʊndɚ/ · okunuşu: fláundır
Sözlük tanımını göster
Flounder ne demek? Flounder kelimesinin Türkçe anlamı: bocalama, çabalama (suda veya zor durumda) (fiil).
Karikatürle keşfet ↘01 / GÖR · İNCELE · HATIRLA
Tam ekranda aç ↗Şimdi kelimeyi dene.
Karikatür → infografik → kısa test
02 / KULLANIM
Kelimeyi bağlamında gör.
Kelime hakkında kısa not
YDS ve YÖKDİL sınavlarında geçen akademik kelimelerden biri de flounder; anlamı ve kullanımı aşağıda.
Karikatürü ayrıca incele ↗
SoldakiBocalama, sadece rahatla ve usulca yüzeyde dur.
SağdakiDeniyorum ama sürekli batıyorum!
İnfografiği ayrıca incele ↗
Örnek Cümle
He floundered during the interview when asked about his experience.
Tecrübesi sorulduğunda mülakat sırasında bocaladı.
Kalıp Kullanımlar (Collocations)
flounder in mudeconomy is floundering
Konu / Bağlam
Ekonomigeneral
Flounder ile Bir Örnek Cümle Daha
Without clear instructions, the new employees floundered for weeks.
Açık talimat olmadan yeni çalışanlar haftalarca bocaladı.
Zıt Anlamlılar (Antonyms)
thriveflourish
Flounder Kelimesinin YDS · YÖKDİL'de Kullanımı
Yazılışı çok benzeyen 'flourish' (gelişip serpilmek) ile anlamca tam zıttır; YDS'de bu ikili karıştırma tuzağı olarak verilir. Flounder = zorlukla bocalamak, debelenmek (örn. 'the economy is floundering').
03 / DEVAM ET
Öğrendiklerini pekiştir.
⏳ Bu kelimeyi 3 gün sonra hatırlayacak mısın?
Beyin, yeni öğrendiğinin büyük kısmını birkaç günde unutur. Akıllı tekrar tam unutmadan önce hatırlatır — kelime kalıcı olur. 5000 kelime, sınav gününe göre ayarlı.
Unutmadan başla →5000+ kelimeyi kalıcı öğren
Akıllı tekrar, quiz ve karikatürlerle YDS · YÖKDİL · ALES için tasarlandı. İlk 5 seviye ücretsiz.
Ekonomi Konusundan Diğer Kelimeler
stability istikrar, denge, kararlıl…enterprise girişim, işletme, ticari…spend on (para/zaman) harcamakstimulate uyarmak, teşvik etmek, ha…demand for bir şeye olan talep, istekindex dizin, endeks, göstergeindirect dolaylı, imalıpoverty yoksulluk, sefaletworth değer, kıymet; -e değershare with paylaşmak, bölüşmekdistribution dağılım, dağıtım, paylaşt…labour emek, iş gücü, çalışma, d…Tümü: Ekonomi →