Ana Sayfa › Kelime Listesi › bereft
adjective · sıfat
Bereft ne demek?
mahrum, yoksun
Telaffuz /bɪˈrɛft/ · okunuşu: biréft
Sözlük tanımını göster
Bereft ne demek? Bereft kelimesinin Türkçe anlamı: mahrum, yoksun (sıfat).
Karikatürle keşfet ↘01 / GÖR · İNCELE · HATIRLA
Tam ekranda aç ↗Şimdi kelimeyi dene.
Karikatür → infografik → kısa test
02 / KULLANIM
Kelimeyi bağlamında gör.
Kelime hakkında kısa not
bereft kelimesinin Türkçe anlamını, karikatürünü ve örnek cümlesini YDS · YÖKDİL sınavlarına hazırlananlar için bir araya getirdik.
Karikatürü ayrıca incele ↗
SoldakiBugün tüm umudumdan mahrumum.
SağdakiBuradayım, kardeşim.
İnfografiği ayrıca incele ↗
Örnek Cümle
After the war, the city was bereft of its former glory.
Savaştan sonra şehir eski ihtişamından yoksundu.
Kalıp Kullanımlar (Collocations)
bereft of hopebereft of ideas
Bereft ile Bir Örnek Cümle Daha
Following the scandal, the once-powerful politician was left bereft of allies and influence.
Skandalın ardından, bir zamanlar güçlü olan politikacı müttefiklerinden ve nüfuzundan tamamen yoksun kaldı.
Bereft Kelimesinin YDS · YÖKDİL'de Kullanımı
Sabit edatı 'of'tur: 'bereft of something' (bir şeyden tamamen yoksun). 'bereaved' (yas tutan, yakınını kaybetmiş) ile karıştırılmamalı; bu YDS'de ince bir anlam tuzağıdır.
03 / DEVAM ET
Öğrendiklerini pekiştir.
⏳ Bu kelimeyi 3 gün sonra hatırlayacak mısın?
Beyin, yeni öğrendiğinin büyük kısmını birkaç günde unutur. Akıllı tekrar tam unutmadan önce hatırlatır — kelime kalıcı olur. 5000 kelime, sınav gününe göre ayarlı.
Unutmadan başla →5000+ kelimeyi kalıcı öğren
Akıllı tekrar, quiz ve karikatürlerle YDS · YÖKDİL · ALES için tasarlandı. İlk 5 seviye ücretsiz.
Psikoloji Konusundan Diğer Kelimeler
complacency rehavet, (tehlikeli) raha…cerebral beyinle ilgili, zihinsel,…conceit kibir, kendini beğenmişlikdissuade caydırmak, vazgeçirmekfalter bocalamak, tereddüt etmek…fickle dönek, kararsız, güvenilm…inducement teşvik, saik, güdü, rüşvetmalice kötü niyet, kasıt, kinperturb huzursuz etmek, endişelen…preoccupation zihni meşgul etme, saplan…rapport uyum, ahenk, yakın ilişkihunger for bir şeye açlık duymak (me…Tümü: Psikoloji →