Ana Sayfa › Kelime Listesi › Hukuk
Hukuk İngilizce Kelimeler
Hukuk alanında YDS, YÖKDİL ve ALES sınavlarında karşına çıkan 514 akademik İngilizce kelime. Özellikle alan bazlı YÖKDİL hazırlığında işine yarar. Her kelimenin Türkçe anlamı, örnek cümlesi ve ezberleme tekniği ayrı sayfasında.
514 kelime · Hukuk
abduct kaçırmak (birini zorla), alıkoy…abet (suça) teşvik etmek, yardım ve…abjure (inancından/hakkından) vazgeçme…abomination yüzkarası, iğrenç şey, menfur d…abortion kürtaj, gebeliğin sonlandırılma…abscond firar etmek, (suç işleyip/paray…accede to (anlaşmaya/isteğe) razı olmak,…accost yanına sokulmak, yolunu kesmek,…accountable sorumlu, hesap verebiliraccuse suçlamak, itham etmekacquiesce (isteksizce/sessizce) kabul etm…acquit beraat ettirmek, aklamakacquittal beraat, aklanmaact on harekete geçmek, (bir şeye daya…adamantly inatla, kesin bir dille, ısrarlaaddress as ... olarak hitap etmek, adlandı…adhere to (kurala/ilkeye) bağlı kalmak, u…adherence bağlılık, riayet, (kurallara) u…adjourn (toplantıya/oturuma) ara vermek…admission kabul, giriş izni, itirafadmit itiraf etmek, kabul etmek (içer…adultery zina, eşini aldatma (evlilik dı…affidavit yeminli ifade, yazılı beyanaffirmative olumlu, doğrulayıcı, teyit ediciagitator kışkırtıcı, tahrikçi, eylemciagreement anlaşma, uzlaşma, mutabakat, sö…alibi mazeret, (hukukta) suç anında b…alimony nafakaallegation iddia, suçlama (henüz kanıtlanm…allege iddia etmek (kanıt sunmadan), i…alter değiştirmek, başkalaştırmak, ta…amenable bir şeye açık, yatkın, dünden r…amendment yasa değişikliği, düzenleme, dü…amnesty genel af, afancestral atalara ait, atalardan kalma, s…annul feshetmek, iptal etmek, geçersi…anonymously isimsiz olarak, kimliğini gizle…answer to hesap vermek, karşı sorumlu olm…antiquated modası geçmiş, köhne, çağ dışıappall dehşete düşürmek, çok şaşırtmak…appeal to cazip gelmek (hitap etmek), baş…applicable uygulanabilir, elverişliapplicable to uygulanabilir, geçerli, ilgiliapportion paylaştırmak, bölüştürmek, tahs…apprehend yakalamak (tutuklamak), kavrama…appropriate uygun, yerinde, münasip · el ko…arbitrarily keyfi olarak, rastgelearbitrate hakemlik yapmak, ara buluculuk…arguable tartışılabilir, (savunulabilir)…arrest tutuklamak; (gelişimi) durdurma…arrogate haksız yere iddia etmek, (yetki…assailant saldırganassault saldırmak, darp etmekassault on saldırı, hücumassertion iddia, sav, (hakkını) savunmaatrocity vahşet, mezalim, gaddarlıkattempt at girişim, teşebbüsattorney avukat, dava vekiliauthentic özgün, hakiki, güvenilirauthenticate doğrulamak, tasdik etmek, oriji…authority yetki, otorite, uzman, yetkili…award ödüllendirmek, (ödül/ceza) verm…bail out kefaletle serbest bırakmak, (ek…bailiff icra memuru, mübaşirban yasaklamak, men etmekbanish sürgün etmek, kovmak, aklından…bar yasaklamak, engellemek, tıkamakbarred yasaklı, parmaklıklıbaseless asılsız, temelsiz, dayanaksızbelong to ait olmakbench bank, tezgah, yargı kürsüsübigamy iki eşlilikbinding bağlayıcı, zorunlublasphemy dine hakaret, küfür, kutsal değ…blatant bariz, apaçık (kötü bir şey), k…blurred bulanık, net olmayanborderline sınır çizgisi, sınırda (belirsi…brawl arbede, sokak kavgasıbreak kırmak, bozmak; (yasa) ihlal et…bribe rüşvetbrutality acımasızlık, vahşet, gaddarlıkburdensome ağır, yorucu, külfetliburglar hırsız (ev/bina)burgle soymak (ev/bina)bystander seyirci, olaya karışmadan izley…captivity tutsaklık, esaretcarnally bedensel olarak, cinsel yollacaution uyarmak, ihtar etmekcertify onaylamak, tasdik etmek, belgel…charge with suçlamak, ile görevlendirmekcitizenship vatandaşlıkclause madde (hukuk/anlaşma), cümlecik…coercion baskı, zorlama, cebrcoercive zorlayıcı, baskıcıcogently ikna edici bir şekilde, mantıkl…combatant savaşçı, muharipcommensurate orantılı, eşit ölçüdecommit (suç) işlemek; kalkışmakcommute (ev ile iş arasında) gidip gelm…compel zorlamak, mecbur bırakmakcompliance uyumluluk, kurallara uyma, riay…comply with kurallara uymak, riayet etmek,…conceal gizlemek, saklamak, örtbas etmekconclude sonuçlandırmak, karara varmak,…conclusive kesin, nihai, inandırıcı (kanıt)conclusively kesin olarak, tartışmasız bir ş…concur aynı fikirde olmak, uyuşmak, ay…condemn kınamak, ayıplamak, (cezaya) ma…condone göz yummak, hoş görmek (kötü bi…confess to itiraf etmekconfession itirafconfidentially gizlice, mahrem bir şekildeconfinement hapsedilme, kapatılma, (doğum)…confiscate el koymak, müsadere etmekconfiscation el koyma, müsadereconform to (kurala/standarda) uymak, uyum…conformity uyum, benzerlik, itaatconnive suça göz yummak, gizlice işbirl…consensually karşılıklı rızayla, anlaşarakcontract 1. sözleşme, kontrat (n) 2. (ha…contradict çelişmek, aksini iddia etmek, i…contradictory çelişkili, tutarsızconvict of (bir suçtan) hüküm giydirmek, s…copyright telif hakkıcorpse ceset, naaşcorruption yolsuzluk, yozlaşma, çürümecorruptly ahlaksızca, hileylecounsel tavsiye vermek, danışmanlık yap…counterfeit sahte (para/belge), taklitcourt 1. mahkeme (n) 2. kur yapmak, (…courthouse adliye binasıcreed inanç, öğreti, itikatcrime suç, cürümcrooked yamuk, eğri; (mecaz) sahtekar,…cruel to zalim, acımasız, gaddarculpable kusurlu, kabahatli, suçlucurfew sokağa çıkma yasağıdamage to ...'e verilen zarar, hasar, ziy…deceased merhum, rahmetli, ölmüşdeceive kandırmak, aldatmak, yanıltmakdeception aldatma, hile, kandırmacadefame iftira atmak, karalamak, adını…defence against savunma, müdafaadegrading aşağılayıcı, onur kırıcıdeliberately kasten, bilerek, planlı bir şek…deliberation müzakere, etraflıca düşünme, gö…denial inkar, ret, yalanlamadenounce as olarak ihbar etmek, kınamak, su…deny inkar etmek, reddetmek, yalanla…deport sınır dışı etmekdereliction ihmal, görevi savsaklama; terk…derogatory aşağılayıcı, küçültücüdesignate as olarak atamak, belirlemek, işar…despicable aşağılık, adi, rezildetain gözaltına almak, alıkoymak; gec…detainee tutuklu, gözaltına alınan kişidetention gözaltı, tutuklama; alıkoymadetermine to karar vermek, azmetmek; belirle…deterrent caydırıcı, engelleyici unsurdetestable iğrenç, tiksindirici, menfurdetriment zarar, hasar, aleyhdignity itibar, haysiyet, onurdisclaim inkar etmek, reddetmek (sorumlu…disclaimer sorumluluk reddi beyanı, feraga…disclose ifşa etmek, açığa çıkarmak, açı…discretion takdir yetkisi, sağduyu, ketumi…discriminate from ayırt etmek, farkı görmek; (aga…disinterested tarafsız, çıkarsız, objektifdismissal kovulma, işten çıkarma; (dava)…dispassionate duygularına yenilmeyen, tarafsı…disprove çürütmek, aksini ispatlamakdispute over ... üzerine tartışmak, anlaşmaz…disqualify diskalifiye etmek, yetkisini el…disregard for umursamazlık, hiçe saymadissuasive caydırıcıdivision of ...-nın bölümü, ...-nın paylaşı…divorce boşanmadivorce from ...-den boşanmak, (bir fikirden…domain alan, saha, etki alanıdrop damla, düşüş, azalma · düşürmek…drug addict madde bağımlısı, uyuşturucu bağ…electrocute elektrikle idam etmek, elektriğ…eligible uygun, nitelikli, seçilebiliremancipate özgürleştirmek, azat etmek, ser…embezzle zimmetine para geçirmek, suisti…enforcement yürürlüğe koyma, uygulama, zorl…entitle hak vermek, yetkilendirmek, isi…equitable adil, hakkaniyetli, eşitlikçiequity hisse senedi, özsermaye, adalet…estate emlak, mülk, arazievade kaçınmak, sakınmak, (vergiden/s…evidence kanıt, delil, bulguexclude hariç tutmak, dışlamak, dahil e…exclusion hariç tutma, dışlamaexecutable yürütülebilir, uygulanabilir, i…exemption from muafiyet, bağışıklık (vergi/yük…exonerate temize çıkarmak, aklamak, suçsu…expire süresi dolmak, (vadesi) bitmek,…expiry süre dolumu, vade sonu, bitişexplicit açık, net, belirgin (gizli olma…explicitly açıkça, net bir şekildeexpression ifade, anlatım, deyimexpressly açıkça, özellikle, hususi olarakexpropriate kamulaştırmak, istimlak etmek,…extenuate hafifletmek (suçu/durumu), maze…extort zorla almak, haraç kesmek, sızd…extortion haraç, gasp, irtikap, zorbalıkl…extradite (suçluyu) iade etmekeyewitness görgü tanığıfairness adalet, hakkaniyetfalsify tahrif etmek, (belgede) sahteci…felonious ağır suç niteliğinde, haincefelony ağır suç, cürümfine para cezasıflagrant bariz, skandal, göze batan (köt…flagrantly bariz bir şekilde, pervasızcaforceful güçlü, etkili, ikna ediciforcible zorla yapılan, cebriformal resmi, biçimsel, usulüne uygunfratricide kardeş katlifraudulently hileyle, sahtekarlıkla, usulsüz…gag ağzını tıkamak, susturmak (bası…gallows darağacıgrant vermek, bahşetmek; hibe, ödenekgratuitous gereksiz, sebepsiz; bedavagrievous ağır, vahim, acı verengrievously ağır bir şekilde, feci haldegrill sorguya çekmek, sıkıştırmak, ız…gross brüt, iğrenç, çok kaba (hata)ground zemin, dayanak, gerekçeguideline ilke, prensip, yönerge, kılavuzguilty suçlu, pişmanguilty of suçlu, kabahatli (-den)habitual alışılagelmiş, adet olan, tirya…hair-splitting kılı kırk yaran, aşırı detaycıharassment taciz, rahatsız etmeheinously iğrenç bir şekilde, alçakça, ca…heir mirasçı, varishereditary kalıtsal, ırsihomicide cinayet, adam öldürmeignorance cehalet, bilgisizlik, habersiz…ill-treat kötü davranmak, kötü muamele et…illegitimacy gayrimeşruluk, yasaya aykırılıkillicit yasadışı, kanunsuz, haram (yasa…immorally ahlaksızcaimmunity bağışıklık; dokunulmazlıkimpartial to yansız, tarafsız, adilimpartially tarafsızca, yansız olarakimpeach suçlamak (devlet adamını), itha…impeachment suçlama, itham (devlet görevlis…impenitent pişman olmayan, tövbe etmeyenimplicate in bulaştırmak, (suça) karıştırmak…implication muhtemel sonuç/etki; ima; (suça…impose on dayatmak, koymak (vergi/yasa);…improper uygunsuz, yakışıksız, yanlışimpute atfetmek, yüklemek (genelde suç…inadvertent kasıtsız, istemeyerek yapılan,…inadvertently istemsizce, yanlışlıkla, kazaraincident olay, vaka, hadiseincite kışkırtmak, teşvik etmek, körük…incitement kışkırtma, tahrik, teşvikinconsistent tutarsız, çelişkili, istikrarsızincriminate suçlamak, suça ortak etmek, ele…indecently edepsizce, yakışıksızcaindictment iddianame, resmi suçlama, (kötü…indisputably tartışmasız, muhakkakineligible seçilemez, niteliksiz, uygun de…inflict on (acı/ceza) çektirmek, uğratmak,…infliction (ceza/acı) verme, çektirmeinfringe ihlal etmek, çiğnemek (kuralı/h…infringement ihlal, (hak) çiğneme, tecavüzinheritor mirasçı, varisinitiate başlatmak, ön ayak olmak, (bir…injudiciously mantıksızca, tedbirsizce, düşün…injurious zararlı, incitici, onur kırıcıinmate mahkum, tutuklu, (kurum) sakiniinnocent of (-den) suçsuz, masum, habersizinquiry soruşturma, sorgu, araştırmainstigate kışkırtmak, körüklemek, (olay)…instigator kışkırtıcı, elebaşıinstruct talimat vermek, eğitmek, öğretm…intent niyet, maksat, amaçintentionally kasten, bilerek, kasıtlı olarakinterpretation yorum, yorumlama, tefsirinterrogation sorgulama, istintakintimidate gözdağı vermek, sindirmek, kork…intoxicated sarhoş, alkollüintrude on izinsiz girmek, rahatsız etmek,…intrusion izinsiz giriş, ihlal, müdahaleinvalidate geçersiz kılmak, iptal etmek, ç…invoke (yasa vb.) yürürlüğe koymak, ba…involvement dahil olma, ilişki, katılım, ka…irrefutably çürütülemez bir şekilde, inkar…irrelevant ilgisiz, alakasız, konu dışıirrespective of -e bakılmaksızın, gözetilmeksiz…irresponsibly sorumsuzcajail hapishane · hapsetmek, tutuklam…joint ortak, müşterek · eklem, bağlan…judicial adli, yargısaljust adil, haklı, (zarf: sadece, tam)justice adaletjustification gerekçe, haklı neden, mazeret ·…lapse hata, boşluk; hükmü kalmamak, s…law-abiding yasalara saygılı, kanuna uyanlawful kanuni, yasal, meşrulawlessly kanunsuzca, yasa tanımaz bir şe…lawsuit dava, hukuk davasılegalize yasallaştırmak, meşrulaştırmaklegislation mevzuat, yasalar, yasa yapma ·…legitimacy meşruluk, yasallıkleniently hoşgörüyle, yumuşak bir şekildelevy vergi koymak, (parayı/vergiyi)…liable sorumlu, mesul; yükümlülift asansör; kaldırma; (arabayla) g…limit on bir şeye sınır koymak, kısıtlam…loiter oyalanmak, (sokakta vb.) amaçsı…lynch linç etmekmagistrate sulh hakimi, yargıçmaim sakatlamak, sakat bırakmakmalice kötü niyet, kasıt, kinmaliciously kasten, kötü niyetlemalpractice görevi kötüye kullanma, mesleki…maltreat kötü davranmak, hırpalamak, ezi…manifestly açıkça, besbelli, aşikar bir şe…martial askeri, savaşa aitmaxim düstur, özdeyiş, kuralmediator arabulucu, uzlaştırıcımessy dağınık, pasaklı, karışıkmiscarriage düşük (gebelik); (hukuk) yanlış…mischief yaramazlık, fesatlık, haylazlık…misinterpret yanlış yorumlamak, yanlış anlam…mislead yanıltmak, aldatmak, saptırmakmistaken hatalı, yanılmış, yanlışmockery alay, eğlenme, gülünç duruma dü…mug gasp etmek, (sokakta) saldırıp…mute sesini kısmak, sessize almak ·…mutilation sakatlama, uzuv kesmemutiny isyan, ayaklanma (askeri/gemi)muzzle sansürlemek, susturmak; ağızlık…neglect ihmal etmek, savsaklamakneglectful of ihmalkar, ... konusunda ilgisiznegligence ihmalkarlık, gafletnormative kural koyucu, standart belirley…notify bildirmek, haber vermek, tebliğ…nudity çıplaklıkobfuscate kafa karıştırmak, (gerçeği) giz…objection itiraz, karşı çıkmaobscene müstehcen, edepsiz, fahiş (fiya…obscenity müstehcenlik, edepsizlik, küfürobstruct engellemek, tıkamak, mani olmakoffence suç, kabahat; saldırı; hakaret/…omission ihmal, hariç tutma, atlama, eks…operative işleyen, yürürlükte, faaloutlaw yasaklamak, yasa dışı ilan etme…overwhelming ezici, karşı konulamaz, bunaltı…pardon affetmek, bağışlamakpenalize cezalandırmak, dezavantajlı dur…pending eli kulağında, askıda, -e kadarperjure yalan yere yemin etmekperjury yalan yere yemin etme suçupermissible izin verilebilir, sakıncası olm…perpetrate (suç) işlemek, yapmakpertinent ilgili, alakalıpertinent to ile ilgili, alakalı, yerindeperversion sapkınlık, saptırma, çarpıtmapervert saptırmak, yoldan çıkarmak; sap…petition dilekçe, talepplagiarism intihal, eser hırsızlığıplaintiff davacıplea yalvarma, rica, (hukuk) savunmaplead yalvarmak, (mahkemede) savunma…possess sahip olmak, elinde bulundurmakpossession mülkiyet, sahiplik, varlıkpractitioner uygulayıcı, pratisyen (doktor/a…precedence öncelik, üstünlükprecedent emsal, örnek (karar)preclude önlemek, imkansız kılmak, engel…preliminarily başlangıç olarak, ön hazırlık m…preliminary ön, hazırlık niteliğinde, başla…premeditated tasarlanmış, kasıtlı, önceden p…prescribe reçete yazmak, (kural) koymak,…presume farz etmek, varsaymak, cüret et…presumption varsayım, ihtimal, küstahlıkprevail yaygın olmak, hakim olmak, gali…privacy mahremiyet, gizlilik, özel hayatprivilege ayrıcalık, imtiyazprobe araştırma, soruşturma; (uzay) s…prohibit from yasaklamak, men etmekpromulgation yürürlüğe koyma, ilan etme (yas…pronounce telaffuz etmek; ilan etmek, bil…prosecution kovuşturma, adli takibat, iddia…prosecutor savcıprovision hüküm, koşul; tedarik, teminpunish for cezalandırmakpurposely kasten, bilerek, kasıtlı olarakquarantine karantina, karantinaya almakquibble kelime oyunu yapmak, önemsiz ay…raid baskın yapmak, akın etmek · bas…rape tecavüz, (doğayı) tahrip etme ·…ratify onaylamak, tasdik etmek (resmi…reaffirm tekrar doğrulamak, teyit etmekreasoning akıl yürütme, muhakeme, gerekçerecite ezberden okumak, sıralamakreckless dikkatsiz, umursamaz, pervasızrefrain from ...den kaçınmak, sakınmak (bir…refusal red, geri çevirmerefute çürütmek, aksini ispatlamak, ya…regardless ne olursa olsun, aldırmadanregularize düzenli hale getirmek, yasallaş…reinstate görevine iade etmek, eski durum…release from -den serbest bırakmak, -den tah…relevance ilgi, alaka, uygunlukrelevant to ile ilgili, konuyla alakalırelinquish feragat etmek, vazgeçmek, bırak…remedy çare, deva, ilaç · çare bulmak,…remit (para) havale etmek, (ceza/borç…remorseful pişman, vicdan azabı çekenrender hale getirmek, sunmak, (hizmet)…repeal (yasa) yürürlükten kaldırmak, i…repudiate reddetmek, inkar etmek, tanımam…reside ikamet etmek, yaşamak, bulunmakresidence konut, ikametgâh, meskenresort to (son çare olarak) başvurmak, te…responsible for -den sorumlurestatement yeniden ifade etme, açıklamarestrain kısıtlamak, zapt etmek, dizginl…restraint kısıtlama, itidal, ölçülülük, z…restriction on üzerinde kısıtlama, sınırlamaretraction geri alma (sözü/yazıyı), içeri…reversal tersine çevirme, (kararın) bozu…reverse tersine çevirmek, geri almak, i…rigid katı, sert, esnemeyen (kural ve…rigorously titizlikle, sıkı bir şekilderob of birini (bir şeyden) mahrum bıra…sanctions yaptırım, müeyyide, onayscrutinize ince eleyip sık dokumak, dikkat…scrutiny dikkatli inceleme, teftiş, süzmeseal mühür, damga, fok balığı · mühü…segregation ayrımcılık, tecrit, ayırmaseize el koymak, yakalamak, ele geçir…seizure nöbet (havale), el koyma, zapt…self-defence meşru müdafaa, kendini savunmasentence hüküm giydirmek, mahkum etmek,…servitude kölelik, esaret, boyunduruksettle yerleşmek, halletmek, karara ba…settled yerleşik, karara bağlanmış, dur…settlement yerleşim yeri, anlaşma, uzlaşma…severity şiddet, ciddiyet, vehamet, sert…signature imza; (mecaz) kendine has özell…solemnly ciddiyetle, resmiyetlestatute kanun, yasa, tüzükstipulate şart koşmak, sözleşmede belirtm…stipulation koşul, şart, kayıtstrenuously gayretle, şiddetle, enerjiylestrict (with) sert, katı, hoşgörüsüz, disipli…strictly kesinlikle, tam anlamıyla, sıkı…strip soymak, (unvan vb) elinden alma…subject to maruz bırakmak, tabi tutmak / -…submission teslim olma, boyun eğme; sunma…substantiate kanıtlamak, doğrulamak, temelle…sue dava açmak, mahkemeye vermeksummarily özetle, derhal, usulüne bakmadansummon resmi olarak çağırmak, celp etm…supposition varsayım, zannetmesuppress bastırmak, durdurmak, gizlemeksupreme en üstün, yüce, ulususpect of şüphelenmeksuspend askıya almak, ertelemek, uzakla…unambiguously net bir şekilde, açıkça, şüphey…unanimous oybirliğiyle alınmış, hemfikirunauthorized yetkisiz, izinsizunclaimed sahibi çıkmamış, talep edilmemi…undue aşırı, gereksiz, yersiz, haksızunfairly haksız yere, adil olmayan bir ş…unfit uygun olmayan, formsuz, elveriş…unforeseen öngörülmemiş, beklenmedikuniformity tekdüzelik, aynılık, benzerlik,…unilateral tek taraflı (karar vb.)unintentional kasıtsız, istemeden yapılanunjust adaletsiz, haksızunlawful yasadışı, kanunsuzunscrupulous ahlaksız, ilkesiz, vicdansızunshakably sarsılmaz bir şekilde, kesin ol…untruthful gerçeği yansıtmayan, asılsız, y…unwittingly istemeden, farkında olmadan, bi…uphold desteklemek, sürdürmek, (hukuk)…vacate boşaltmak, tahliye etmekvague muğlak, belirsiz, net olmayanvagueness muğlaklık, belirsizlikvalidity geçerlilik, doğruluk, hükümvandal vandal, kamu malına zarar veren…vandalism vandallık, kamu malına zarar ve…vehemently şiddetle, hiddetle, hararetlevendetta kan davası, kin gütmevengeance intikam, öçverdict hüküm, karar, jüri kararıvest yelek, (yetki) vermekvicarious başkası yerine yaşanan, vekalet…vice kötü alışkanlık, kusur, ahlaksı…viciously acımasızca, vahşice, şiddetlevile aşağılık, iğrenç, bayağıvindicate aklamak, doğrulamak, haklı çıka…vindication aklanma, haklı çıkma, doğrulamaviolate ihlal etmek, çiğnemekviolation ihlal, çiğnemevoid geçersiz, boşluk, hükümsüzwaive vazgeçmek (haktan), feragat etm…warden müdür (hapishane/yurt), bekçi,…warrant gerektirmek, haklı çıkarmak, (a…willful kasıtlı, inatçı, bile bile yapı…willfully kasten, isteyerek, inatlawithdraw para çekmek, geri çekmek, (sözü…withhold alıkoymak, saklamak, vermemekwrangle over üzerine tartışmak, çekişmek
Diğer Konular
5200 kelimeyi kalıcı öğren
Akıllı tekrar, quiz ve karikatürlerle YDS · YÖKDİL · ALES için tasarlandı. İlk 5 seviye ücretsiz.